İsmet İnönü’nün ikinci Kastamonu gezisi

İsmet İnönü; 6-10 Aralık 1938 ve 18-24 Nisan 1949 tarihlerinde Cumhurbaşkanı, 1958’de CHP Genel Başkanı olarak üç kez İlimizi ziyaret etmiştir. Bugün ikinci ziyaretin 73. Yıldönümü.

İnönü; 18 Nisan günü önce il sınırında, sonra Beşdeğirmenler ve Olukbaşı’nda törenle karşılanmış. Vali konağında biraz dinlendikten sonra Kışla, İsmail Bey külliyesi ve Belediyeyi ziyaret etmiş sonra ikamet ettiği vali konağına dönmüş. Belediyeden vali konağına kadar yürümüş; belediye başkanı Şerafettin Sabirin refakat etmiş.

Ertesi gün Halkevi binasında heyetleri kabul etmiş, ihtiyaçlarını dinlemiş. İstekler şu noktalarda toplanmış: Karaçomak deresinin ıslahı, İnebolu-Ankara yolunun yapımı; kâğıt ve selüloz fabrikası, ispirto fabrikası, kendir soyma fabrikasının ıslahı ve geliştirilmesi, Ilgaz-Çerkeş-Gerede arasındaki yolun yapımı.

Görüşmelerden sonra İnönü, Devrekâni’ye gitmiş, çarşıyı gezmiş, dokuyucu kadınlarla konuşmuş. Dönüşünde Gölköy Köy Enstitüsü’ne uğramış, okul müdürü İ. Sefa Güner’den bilgi almış, müzik gösterini izlemiş. Okulun şeref defterine şunları yazmış:

“Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümünü Kastamonu Enstitüsü’nde kutlamakla bahtiyar oldum. Cumhuriyetin en kıymetli eserlerinden biri olan bu müessesede Köy Enstitülerine memleketin bağlamış olduğu büyük ümitleri bir daha belirtmek isterim. Köylerine ilköğretimi büyük bir milli vazife olarak üzerine alacak öğretmenleri, az zamanda ve geniş sayıda yetiştirecek bir feyz ocağı olarak bu enstitüler kurulmuştur. Bunların kurucuları, içinde çalışan öğretmen ve idarecileri ve bu enstitülere öğrenci olarak yazılan köylü çocuklarımız, büyük bir milli davanın vatansever ve fedakâr yolcuları olarak hizmete girmişlerdir. Şimdiye kadar olan tecrübelerimizle, bu müesseseler her gün bir derece daha tekâmül ederek kıymetlerini artırmışlardır. Bu müesseselerden yetişen genç öğretmenler ve sağlık memurları, aldıkları vazifelerde her sene bir derece daha ilerleyerek hizmet imkânlarını artırmaktadırlar. Kendilerini büyük vatan hizmeti bekliyor. Memleket onları yetiştirmek için mütemadiyen himayesini, dikkat ve yardımını arttırıyor.

Köy Enstitüleri’nde çalışan, Köy Enstitüleri’nden mezun olan vatandaşlarıma yürekten sevgilerimi ve tebriklerimi bildirir, gözümüzde çok kıymetli olan vazifelerinde muvaffak olmalarını yürekten dilerim. Bu duygularım Köy Enstitüleri’nin yıldönümünü, bütün mensuplarına ve mezunlarına tebrikimin ifadesi ve seyahatim esnasında aldığım tebrik ve muhabbet telgraflarının cevabıdır.”

İnönü, 20 Nisan günü Erkek Sanat Enstitüsü, Lise ve Kız Enstitüsü’nü ziyaret etmiştir. Okul ziyaretlerinden sonra Daday’a gitmiş, oradan Azdavay’a geçmiş. Azdavaylılar hükümet konağı, askerlik şubesi, Ziraat Bankası yapımıyla kömür madeninin işletilmesini istemişler.

İnönü, 21 Nisan günü Taşköprü’ye gitmiş; Gölveren ve Germeç pazarlarına uğramış. Kendir fabrikasını ziyaret etmiş, belediyeye gelmiş. Kısa bir dinlenmeden sonra Sinop’a gitmiştir. 23 Nisan günü burada incelemeler yapmış ve Kastamonu’ya dönmüş.

İnönü 24 Nisan günü Seydiler, Küre ve İnebolu’yu ziyaret etmiş. Seydiler’de kadınlar tarafından hazırlanan sergiyi gezmiş, ihtiyaçlar hakkında bilgi almış. Küreliler İnönü’yü Ecevit’te karşılamış. Halkevindeki toplantıda bakır madeni ve ormancılık konusunda bilgi almış, belediyeyi ziyaret etmiş.

Şekerköprü’den itibaren İnönü’ye refakat eden Belediye başkanı Şerafettin Sabirin’den bizzat dinlemiştim. Küre’de, 8-10 yaşlarında bir çocuk, II. Dünya Savaşı’ndaki sıkıntılar nedeniyle İnönü’ye “Paşam bizi aç bıraktın” demiş, bunun üzerine İnönü çocuğu yanaklarından öpmüş ve “Ben, seni öksüz bırakmadım oğlum” demiştir.

İnönü, İnebolu’da sevgiyle karşılanmış. Önce limana gitmiş, inşaatın neden geciktiğini sormuştur. Halkevi’nde limanın projesini istemiş ve incelemiş. Burada şunları söylemiş: “Bu limanı, Orta Anadolu ve Batı Karadeniz’in en güzel limanı yapmak istiyoruz. Antalya- Ankara-Karadeniz birbirine bağlanacaktır.”

Halk, İnönü’den şunları istemiştir: İnebolu vilayet merkezi olsun.  25 yataklı hastanenin masrafları devlet bütçesine alınsın. Balıkçılık geliştirilsin. Sinop ile Bartın arası meyve mıntıkası olsun. Liman yapılsın. İhraç edilen elmalar kontrol edilsin. Vapur seferleri sıklaştırılsın. Küre’de tavukçuluk istasyonu kurulsun.

İnönü 25 Nisan günü Tosya’ya gitmiş. Halkla konuşmuş, dokumacıların sorunlarını dinlemiş, Kargı heyetinden bilgi almış, ortaokulu ziyaret etmiş. Tosya’da şu konuşmayı yapmış:

“Tosyalılar! Bugün sizin aranızda bulunmakla bahtiyarım. Çoktan beri Tosyalılarla görüşmek içimde büyük bir emel idi. Bugün bu arzuma kavuşuyorum. Sizi sıhhatli, iradeli, memleketin imarı için çalışmaya azimli, memleketin selameti için her fedakârlığı yapmaya kudretli örnek vatandaşlar olarak selamlıyorum. Size çok teşekkür ederim Sizinle konuşurken hem sizlere, hem Kargılılara selam ve muhabbetlerimi söylüyorum. Birkaç günden beri Kastamonu ilinin on bir ilçesinde tatlı günler geçirdim. Onların ihtiyaçları hakkında söylediklerini dinledim. Bugün de sizleri dinleyeceğim. Ve sizlere doymadan ayrılacağım. Sağ olun, var olun Tosyalılar. Bana çok nezaket ve kibarlık gösterdiniz. Sizlere çok teşekkür ederim.”

İnönü 26 Nisan sabahı Halkevi binasına gelmiş; balkondan halka hitap etmiş. Burada çok nazik bir uyarıda da bulunmuş. Demokrasinin doğal özelliği gereği, farklı siyasi partilere mensup vatandaşların, birbirleriyle dost kalmalarını, her durumda birbirleriyle düşman olmamaları gerektiğini söylemiştir.

“Kastamonulular, aziz hemşerilerim. Bir haftadır Kastamonu ve Sinop’u dolaşıyorum. Vatandaşlarımla şehirde ve köyde konuştum. Gösterdiğiniz asil nezaket ve cömert sevgilere yüreğimin bütün samimiyeti ile teşekkür ederim.

Muhtelif yerlerde memleket meseleleri ve vatandaş ihtiyaçları için dinlediğim kıymetli fikirleri mesul makamlara nakledeceğim Türkiye Cumhuriyeti’nin başkanı olan vatandaş sıfatıyla sizinle temaslarımın benim için çok isabetli olduğunu her şeyden evvel ifade etmek isterim.

Size veda etmeden evvel yine cumhurbaşkanı vatandaşınız olarak size iki mülahazamı tekrar etmek istiyorum. Bunlardan birisi dış emniyet meselesinde memleketin politikası üzerinedir. Cumhuriyet hükümetinin takip ettiği dış politikayı Büyük Millet Meclisi’nde temsil olunan siyasi partiler desteklemişlerdir. Bu hal memleketin emniyetine kuvvet ve sağlamlık vermiştir. Dış politika üzerinde vatandaşların kanaat birliğinde olması memleket için çok hayırlı bir neticedir.

İkinci mülâhazam şudur: Demokratik rejimin tabii hassası olan muhtelif siyasi programlar ve partiler içinde vatandaşların birbirine dost kalma imkânını bulmaları ve her halde birbirleriyle düşman olmamaları hiç gözden kaçırılmamak icap eder.

Her tarafta rast geldiğim muhtelif siyasi partilerin mümessillerine birbirleriyle dostça geçinmelerini tavsiye ediyorum. Bu tavsiyemi memleketin dört köşesinde ve hiç usanmayarak mütemadiyen tekrar ediyorum. Dünyanın bugünkü kararsız ve yarının ne olacağı bilinmeyen durumunda, Türkiye’nin karşısında bulunduğu ihtimaller ve tehlikelerden selametle çıkmanın ilk şartı vatandaşlar arasında düşmanlık olmaması, Türkiye’deki beşinci kol teşebbüslerinin bütün vatandaşlar tarafından muvaffakiyetsizliğe uğratılacağının şüphesiz bir surette bilinmesidir.

Kastamonulular, aziz hemşerilerim; size tekrar tekrar teşekkür ederek veda ediyorum. Esen kalınız. Sağ olunuz. Tekrar görüşürüz.”

Konuşmayı takiben vatandaşlara “ siz doyum olmaz, yolcu yolunda gerek” demiş ve arabasına binerek Araç’a hareket etmiştir.

Araç’ta vatandaşların sorunlarını dinlemiştir. Araçlılar;  Cide-Azdavay- Daday, Araç-Kurşunlu yolunun yapılmasını istemiş. İnönü buradan Karabük’e gitmiştir.

Demokrat Parti ve Millet Partisi il başkanları İnönü’yü karşılamaya gitmemişler. Her iki partinin il başkanları Valilik makamın bir dilekçe vermişler ve İsmet İnönü’nün bu geziyi parti başkanı sıfatıyla mı, yoksa Cumhurbaşkanı sıfatıyla mı yaptığını sormuştur. Vilayetten verilen cevaptaİnönü’nün, geziyi Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı açıklanmıştır.(*)

———————————

(*) Mustafa Eski, İsmet İnönü’nün Kastamonu Gezileri, Çağdaş  Yayınları, İstanbul 1995

 

 

MUSTAFA ESKİ