İthal hayvana da yeme de hayır

Kastamonu Veteriner Hekimler Odası, ithal besi hayvanına da ithal yeme de karşı olduklarını bildiren basın açıklamasında, “İthal edilen hayvanlar yine ithal edilen yem ile besleniyor. ’Kastamonu Veteriner Hekimler Odası olarak ülke hayvancılığında, ülkemize yakışmayan bu tablonun bir an önce son bulmasını arzuluyoruz” ifadesi kullanıldı.

 

Kastamonu Veteriner Hekimler Odası yönetimi, İzmir’de hafta sonu gerçekleştirilen Bölge İstişare Toplantısında , ilimiz ve ülkemiz hayvancılığı ile ilgili görüş ve önerilerini sunduklarını bildirirken, ithal hayvan ve ithal yem konusunun son bulmasını istediklerini vurguladı.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi ile İzmir, Manisa, Kütahya, Uşak, Balıkesir, Aydın, Muğla, Burdur, Isparta, Antalya, Ankara, Eskişehir, Bursa, Çanakkale, Düzce, Trakya, Kocaeli, Kastamonu ve İstanbul Bölge ve İl Oda Başkanlıklarının katılımıyla gerçekleşen toplantıda; hayvan Sağlığı, refahı, ıslah ve beslenmesi, uygulanan hayvancılık politikaları, (desteklemeler, ithalat, kamu yapılanması gibi ) ve 3. Tarım Şurası gibi sektörü yakından ilgilendiren çeşitli konular ele alındığı da yapılan açıklamada belirtildi.

Toplantıda ayrıca; yaklaşan Kurban bayramı  dolayısıyla da hayvan hareketleri, hayvan hastalıkları, hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklar, Veteriner Halk Sağlığı, gıda güvenliği, çevre sağlığı ve sahipsiz sokak hayvanları, sayıları hızla artarak kaliteyi ve istihdamı olumsuz olarak etkileyen Veteriner Fakülteleri gibi hususlar görüşüldüğü, Veteriner Hekimliğin sorunları ve çözüm önerileri konusunda ise Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi ve Oda Başkanlıklarının gerçekleştireceği faaliyetler ve yol haritası değerlendirildiğinin de kaydedildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu kapsamda;

Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve bağlı 56 Bölge ve İl Odası,  ülke hayvancılığının acilen ithalattan kurtulmasını istiyor. En son yaşanan İspanya örneğinde olduğu gibi canlı hayvan ithalatı ülkemiz hayvancılığının sorunlarını çözmemekte aksine sorunu daha da büyütmektedir. Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa, orta ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyor. Kendi tüketeceklerini üretemeyenlerin başkalarının ürettiklerini, onların belirlediği fiyattan ve kaliteden tüketeceklerinin, pazar olmaktan kurtulamayacaklarının ve sonuçta bağımsız olamayacaklarının bir dünya kuralı olduğunu hatırlatıyoruz.

“HAYVANCILIK İÇİN TARIM”

“Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve bağlı odalar  ülkemizde hayvancılığın tarımın içinde bir alt sektör olarak değerlendirilmesi gibi dünya gerçeklerine uymayan kronik bir yanlıştan kurtulmanın hayati derecede önemli olduğunu ifade ediyor. Bu noktada ‘tarım için hayvancılık değil, hayvancılık için tarım’ yapan ülkelerin hayvancılıkta söz sahibi olduklarını, hayvancılıkta ekonomik kar sağlayan ülkelerde bitkisel üretimin, hayvansal üretime göre planlandığını artık herkesin görmesi gerektiğinin altını çizerek, 3. Tarım Şurasının bu kronik yanlıştan kurtulmaya vesile olmasına dikkat çekiyor.

2018 yılında ithal edilen1.460.786 baş sığır için 1.692.321.256 Dolar, 55.700 ton sığır eti için 260.107.886 Dolar, yem hammaddesi olarak arpa, mısır, soya için 2 milyar Dolar ödenmiştir. 2019 yılının ilk 5 ayında da 258.203 baş sığır ithalatı yapılmıştır. Ödenen döviz 270 Milyon Dolardan fazladır.. Yine 2019 yılının ilk 5 ayında 4,2 Bin ton sığır eti ithalatı yapılmış ve 22 Milyon Dolardan fazla döviz ödenmiştir.

Yani canlı hayvan ithal ediliyor, ancak bu derde deva olmuyor bir de üzerine et ithal ediliyor.

Türkiye 2017 yılında 6,95 Milyon ton, 2018 yılında 6,5 milyon ton yem hammaddesi (arpa, soya, mısır, DDGS) ithalatı yapmıştır. Bu ithalata 2017 yılında 1,94 milyar dolar, 2018 yılında 2,08 milyar dolar ödemiştir. 2019 un ilk 5 ayında yine 2,8 milyon ton yem hammaddesi ithal edilmiş, 866,5 Milyon dolar ödenmiştir.

‘İthal edilen hayvanları yine ithal edilen yem ile besleniyor. ’Kastamonu Veteriner Hekimler Odası olarak ülke hayvancılığında, ülkemize yakışmayan bu tablonun bir an önce son bulmasını arzuluyoruz.

Hayvancılığın temel dinamiklerinden olan dişi hayvan kesiminin yasaklanmasını, 30 bin ton civarında et kaybına sebep olan erken kuzu kesiminin engellenmesini, erken buzağı ölümlerine kalıcı çözümler bulunulmasını, tabi tohumlamadan doğan buzağılara verilen desteğin kaldırılarak, buzağı desteğine suni tohumlama zorunluluğu getirilmesini, bölgelere uygun etçi ve kombine ırkların teşvik edilerek geliştirilmesini, optimal büyüklükteki işletmelerin sayılarının artırılmasını, meraların yeterli ve fonksiyonel hale getirilmesini, yeterli olmayan modern hayvan pazarları ile hijyenik mezbahaların yeterli sayıya ulaştırılmasını, destekleme stratejisinin geliştirilmesini, hayvan sayımının yapılmasını, etkin, kalıcı ve sürdürülebilir hayvan ıslahı ve sağlığı politikalarının oluşturulmasını son derece önemli buluyoruz.

Ayrıca Kamuda istihdam edilen veya muayenehane açarak mesleğini icra eden klinisyen veteriner hekimlerin görev tanımları, özlük hakları, yetersiz istihdam, mesleki uygulamalarda karşılaşılan (Aşılama, küpeleme, sun’i tohumlama, ruhsatlandırma, iş riski ve e-reçete gibi ) problemlerin çözüme kavuşturulmasını gerekli görüyoruz.

Halen ülkemizde görülen zoonoz hastalıklar halk sağlığını ve hayvan sağlığını etkileyen hatta zaman zaman tehdit etmekte ve  hayvan hastalıklarına karşı koruyucu hekimliğin önemine işaret etmektedir. Veteriner Halk Sağlığı ve çevre sağlığı için Tek Sağlık uygulamalarını vazgeçilmez olarak kabul ediyor. Aktif ve bütüncül uygulamalar ile Kurbanın hayvan hastalıkları konusunda toplumda endişe oluşturan bir konumdan çıkarılması gerektiğini önemli buluyoruz.

Yukarıda belirtilen konuların çözümü için, hayvancılık ve veteriner hekimlikte, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, uluslararası kurallara da uygun bir yapılanmanın ülkemizde de gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapı Veteriner Otoritesi’dir. Tarım ve Orman Bakanlığındaki şu andaki yapılanmada bu yoktur. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekmektedir. Aktif, etkin, motivasyonu yüksek, hızlı karar alabilen, yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanmayan, yeterli bütçesi ve insan kaynakları olan bir yapı oluşturulursa sorunları giderilmiş, standartları yüksek bir veteriner hekimlik icra edilecek ve istenilen hayvancılık hedefine de ulaşılmış olacaktır. Hayvancılık yönetimsel olarak Veteriner Otoritesi merkezli olmalıdır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 56 Bölge ve İl Oda Başkanlıkları ile, en ücra yerlere ve ülkemizin her yerine hizmet götüren meslek mensuplarımızı yasal olarak temsilen diyoruz ki; bilgi birikimimiz, sahadaki meslektaşlarımız ve akademik kadrolarımız ile kurumsal varlığımız ve gücümüz dikkate alınmalıdır. Bu güç, veteriner hekimliğin ve hayvancılığın sorunlarının çözüme kavuşturulmasında gerekli olan vizyona sahiptir.

Hayvancılık stratejik, gıda stratejik, veteriner hekimlik stratejik dolayısıyla  stratejik yönetime ihtiyaç var. Gıdanın tehdit aracı olarak bir silah gibi kullanıldığı dünyamızda, hep beraber sağlıklı, haysiyetli ve onurlu bir yaşamın nasıl olacağını düşünmek zorundayız.

Bu doğrultuda hem Halk Sağlığı hem de Hayvan sağlığındaki sorunların acilen ortadan kalkması için İlimiz siyasilerinden TBMM’de;  Tarım ve Orman  Bakanlığı bünyesinde bağımsız bir veteriner teşkilatının kurulmasını ve yapılacak Tarım Şurasın da ülkemiz hayvancılığının gelişmesi için yer verilmesinde destek olmalarını arzu ediyoruz.”