Kalkınmada bir marka: Köy-Koop

Ağaçların üstünden yavaş yavaş toprağa doğru süzülen güneşle birlikte çıkan rüzgarla dalların birbirine doğru uzanması, yaprakların fısıldayışına karışan kuş cıvıltıları, koşan hayvanların ayaklarının altında kırılan dalların sesini bastıran ulumalar ile ormanlar yaşar ve bir çok canlıyı yaşatır. Yaşama ahengine sahip olmasının yanı sıra hastalık, ölüm gibi olaylarıyla, insanların yaşam döngüsünü hatırlatır, ormanlar.

Bazı insanların her şeyi, varı yoğudur, ormanı iyi tanır, onunla doyar, onun sayesinde çocuklarını yetiştirirler.Sisli sabahların kırsal yalnızlığında, pencereleri ıssızlığa bakan çoğu köy evinin umududur; toprağı, tarlası, hayvanı. Ne yazık ki üretenlerin emekleri çoğu kez; tüketim zinciri içinde sıkışıyor, eriyor.

“İnsanları ikna etmenin en etkin yollarından biri, onları dinlemektir” demiş, Dean Rusk.

Ormanların, orman köylüsünün, üreticinin sesine kulak verip, onları dinleyen ve umudu olmaya adanmış yaşamıyla Erol Akar söyleşi konuğum oluyor, bu kez. Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (Köy-Koop) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Akar, köylünün üretiminin değerlendirilmesi için uğraş veriyor.

Orman ürünlerinin yanı sıra sütü de değerlendirenBirlik, toplumun olumlu değişimi için eşsiz bir fırsat sunuyor. Yayınlanmış 60 makale ve bildirisi bulunan Başkan Akar donanımlı, kendisini sürekli geliştiren bir kooperatifçi olarak dikkat çekiyor.

Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği kendisini şöyle tanımlıyor;“Emek Kooperatifi olup, orman köylüsünün en geniş tabanına sahip, demokratik tek örgütlü gücüdür. Amacı; orman köylüsünün yaşam koşullarını iyileştirmek, ekonomik ve sosyal yönden kalkınmalarını sağlamak amacıyla, ortak birliklerin orman ürünlerinin üretim, değerlendirme ve pazarlama konularındaki müşterek menfaatlerini korumak, bu hususta iktisadi faaliyette bulunmak, faaliyetlerini koordine etmek ve denetlemek, dış memleketlerle olan münasebetlerini düzenlemek, kooperatifçiliği geliştirmek ve ihtiyaç duyulan hususlarda eğitimlerine yardımcı olmaktır.”

Kastamonu Köy-Koop Başkanı Erol Akar;“1950 yılında Kastamonu ili, Taşköprü ilçesinde doğdum. İlk ve orta tahsilimi Taşköprü’de tamamladıktan sonra, İstanbul Bölge Ziraat Okulu’ndan 1968 yılında, Ankara Meslek Yüksek Okulu Kamu Sevk ve İdaresi Bölümü’nden 1978 yılında mezun oldum. Aslında ziraat kökenliyim” sözleriyle yaşam öyküsünü özetliyor.

Gümüşhane Zirai Mücadele ve Karantina Müdürlüğü’nde 1968 yılında göreve başlayan Akar, 1974 yılında askerlik görevini tamamlamış. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Genel Müdürlüğü’nde ve Kastamonu Hayvancılık Üretme İstasyonu Müdürlüğü’nde mesleki çalışmalarını sürdürmüş. Kastamonu Tarım İl Müdürlüğü’nde çeşitli, teknik ve idari görevlerde bulunan Erol Akar, 1995 yılında Uzman olarak emekli olmuş.

Başkan Akar, Kooperatif ve Birlik çalışmalarında bugüne gelinceye kadarki süreci şöyle anlatıyor:

“Devlet memuriyetinden sonra kooperatif çalışmalarına ağırlık verdim. Kastamonu Köy Koop1977 yılında kurulmuş, ancak 1980’de kapatılmış. Kooperatifin 3 yılık çalışması sırasında ithal traktör getirilmiş, yerel ürünleri değerlendirmeye çalışmışlar.

Yurt genelinde 1940’lı yıllarda başlayan kooperatif çalışmaları ile bugünün temeli atılmış. O zor dönemlerde savaş sürerken, kadınlar kendi geçimlerinin yanı sıra şehir ekonomisine katkıda bulunmuşlar. Kooperatif hareketi zaman zaman inkitaya uğramış. 1950’li yıllar dış devletlerin etkisinin arttığı dönem. 1950’li yıllardan itibaren durağan bir sürece giren kooperatifçilik hareketinin 1960’lı yıllardan itibaren yeniden önem kazandığı, o yıllardan itibaren önemli çalışmaların yapıldığı görülmekte. Bu süreçte,  kooperatifçiliğin desteklenmesi Anayasa’da yer almış. 1163 sayılı Kooperatifler Yasası 1969 yılında çıkartılarak, kooperatifçilik adına çok önemli yasal bir zemin oluşturulmuştur.

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle Köy Koop Merkez Birliği çalışmaları durmuş, bu dönemdekooperatiflerimiz kayıp yılları yaşamıştır. Özellikle kırsalda kurulmuş olan kooperatifler bölge ve Merkez birlikleri kapandığından, denetim eğitim ve koordinasyondan uzak, kurumsal bir kimlik oluşturamadan faaliyetlerini yürütmeye çalışmışlardır.”

1995 yılından itibaren Köy-Koop merkez birliğinin yeniden kurulabilmesi için ciddi bir süreç yürütülmüş.1999 yılında Tarım ve Orman Bakanlığınca kuruluşuna izin verilmiş.

1995 yılında Site İş Hanı’ndabir göz odada davet üzerine çalışmaya başlayan Akar’ın ilk görevi Birlik Müdürü statüsündeymiş. 2 yıl sonra Birlik Başkanlığı görevi verilmiş. O günden bu yana inandığı, hizmet vermekten mutlu olduğu çalışmalarını sürdürüyor.

Başkan Akar’a, Birliği’n süt üretimi teşvik ve satışına nasıl başladığını, bu konudaki çalışmalarını soruyorum, yanıtlıyor:

“O dönemde 130 kooperatif vardı. Birlik olarak, ana sorunları tespit ettik.Kastamonu’da süt pazarlamada problem vardı. Kalitenin iyi olmaması, fiyat düşüklüğü, dağınık coğrafya ve soğuk zincir bulunmaması en önemli olumsuzluklardı. Gelişmiş bölgelerde süt işi, kooperatifler tarafından yapılıyordu.En iyi şekilde pazarlamak tek tek olmuyor.Öncelikle kooperatifleşmeyi teşvik ettik. Ardından süt ihtiyacı olan firmalarla pazarlığa girdik. O tarihte süt 8 bin liraydı. Pazarlık yaparak, sütün litresini 13 bin 500’e çıkardık. Ama yeterli değildi. Kalite ve Pazar gelişimine ihtiyacı sürüyordu. Bozulmayı önlemek, sütün kalitesinin yüksek olması için soğuk zincir kurulması gerekiyordu. Köylere soğuk tanklar vermeye başladık. Ekonomik imkanımız da fazla olmadığı için ilkini; Sek Süt Fabrikası’ndan çıkan tankı tamir edip, Germeç’evererek başladık. Daha sonra farklı farklı köylerde kurarken, aylar, yıllar içinde yavaş yavaş yayıldı. Şu anda 34 faal süt toplama merkezimiz var. Tümünde çalışanlar bizim elemanımız. 50’ye yakın çalışanımız var. Her kesin sütünü kontrol ediyoruz, kaliteye göre fiyat değişiyor. Yağ oranı yüksek olmalı, antibiyotik olmamalı ve hijyen kurallarına çok dikkat edilmeli.”

Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği; merkez ve tüm ilçeleri kapsamasının yanı sıra, Çankırı ve Bartın da buraya bağlı. 308 kooperatifin 200’e yakını orman üretimi, 110 civarındaki süt üretimi yapıyor.1997 yılında 1592 ton olan süt satışı, 2018 yılında 28 bin tona yükselmiş.  Birlik 5274 işletmeyi destekliyor. Ayrıca buzağı desteklemesinde 13 bölge için ayrılan 462 bin liranın, Kastamonu bölgesi 287 bin lirasını almış.

Köy Koop. Başkanı Akar; “Bu demektir ki, süt ile birlikte hayvancılıktan Kastamonu ekonomisi gelirinde büyük artış oldu. Soğuk zinciri kurmasaydık, buraya ulusal firma girme imkanı yoktu. Sütten gelir elde eden köylümüz, hayvancılığı da sürdürebiliyor. Sütü ulusal pazara açarak fiyatın o değere oturmasını sağladık. Bu, köylünün emeğinin değerini artırdı.

Vali Kamil Demircioğlu zamanında Özel İdare tarafından, süt toplama için6 yerde bina ve tank  yapılmış.Atatürk Orman Çiftliği bir süre süt almış. Aynı şekilde Sütaş ve Ülker’e de süt verilmiş. Ancak sürdürülememiş. Köylü yeteri kadar sahip çıkmamış, resmi kurum gibi görmüş. İyi bir düşünce ama devletin işi değil, köylününbenimsemesi çok büyük önem taşıyor. Biz kooperatif kurarak, onları dahil ederek devam ettik. Köylü sahip çıkınca bu hizmet yürüdü. Şu anda kooperatifimize ait 2 katlı binamız ve 3 hizmet aracımız var. Ayrıca Yem Fabrikası ileAB projesiyle kurulmuş laboratuvarı mevcut.Türkiye’de tek olan bir şey de, Birliğe bağlı kooperatifler için veri tabanı oluşturmamız oldu.

Kastamonu ekonomisine bakınca; ayakta tutanın tarım, hayvancılık ve ormancılık olduğunu görüyoruz. Bizim kooperatiflerimiz de tam bu işin içinde. Kurumlaşma adına delegasyon çalışmaları yapıyoruz. Bölgelerden seçilmiş olarak gelen delegelerle yaptığımız toplantılara akademisyenleri, bürokratları davet ediyoruz. Bilgilendirmeler yapıyoruz.

Kadın eğitimi konusunda çok ciddi bir çalışmamız var. Tek başımıza değil, koordineli olarak yapıyoruz. Ev ekonomisiyle ilgili, girişimcilik ve aile içi iletişim konularıyla, hayvancılık, hijyen alanlarında eğitim çalışmaları sürüyor. Bu eğitimleri; Tarım İl Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile birlikte, Ketem ile işbirliğiyle de kanser taramalarını gerçekleştiriyoruz.

Kooperatifler yerel kalkınmaların en önemli dinamikleridir. Kastamonu Belediyesi’nin yeni kurulan Kadın Kooperatifi’ni desteklemesini son derece önemli ve olumlu buluyorum. Ege’de böyle kooperatifler var ve başarılılar. Kalkınma temelden başlar. Birlikte güç oluşturuyorsunuz. Devlet de karşısında muhatap olaraktüzel bir kişi buluyor.”

  • “Türkiye ve Kastamonu’daki şehirleşme ile sosyal yaşamın değişimi konusunda, geçmiş ile günümüzü kıyasladığınızda ne görüyorsunuz?”

“Binaların hızla artması çok olumlu değil. İnsanların sosyal ve kültürel düzeyleri de aynı şekilde ilerlemeli. Cüzdanımızla beynimiz aynı anda gelişmedi. Hem ekonomik hem sosyal anlamda istediğim gibi olmadı. Tabi ki, her şey de olumsuz değil. Hiç şüphesiz belli gelişmeler var.Teknolojik gelişmeler bir anlamda yansıdıysa da bireysel hareket edildiği için, toplumsal yaşam arzulanan noktada değil.

  • “Çok yoğun geçen ve halen süregelen çalışma yaşamınızla ilgili pişmanlıklarınız var mı?”

“Yıllarımı verdim, büyük bir fedakarlık gerekiyor. Burada yaşanabilecek en ufak olumsuzluğun sahibi biz oluruz. Pişmanlık değil, çok büyük mutluluk duyuyorum. Bu bize nasip oldu. Köylülerin para kazanması mutluluk veriyor. Kadınlar traktöre atlayıp, köylerinden geliyorlar. Genç kızlar arabalarıyla gelip, sütleri teslim ediyorlar, para kazanıyorlar. Bu çok gurur verici.

Bakab, İfad ile projelerden yararlanabiliyor, Kastamonu. Teknik destekleme, eğitimler ve orman işçiliği belgelendirme çalışmalarımız var.

  • “Aklınızda kalan ilginç bir anınızı okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?”

“Sarımsakların çürük olanları ve sapları tarlalara atılıyordu. Sattığımız sütlerle ilgili şikayetler gelmeye başladı. Özellikle belli bölgeden toplanan sütlerde kötü bir koku olduğu ifade ediliyordu. Sarımsak sapı, çöpü atılan alanlarda hayvanlar otladığı için, sütlerine kokunun geçtiğini tespit ettik. Sarımsak saplarının atılacağı çöplükler yaptırdık, sorun kalmadı.

Yıllar önce de Atatürk Orman Çiftliği burada tank kurup süt alırken garip bir sorun yaşanmış. Biz de kooperatifçiliğe yeni başlıyorduk. A. O. Çiftliği’ne gidip, teklifte bulunduk. Bize söylenen, Kastamonu’dan alınan sütlerin standart olmadığı, hatta bir keresinde tanktan, sütün içinden balık bile çıktığıydı. O dönemde traktörün arkasındaki plastik tanka, köylerden alınan sütler toplanıyormuş. Hem sıcakta süt bozulmasın diye hem de sütü çoğaltmak için hile yapmak niyetiyle, dereden geçerken, akarsudan su eklemişler. İçinde balık da girmiş. Bu yaşadıkları olay nedeniyle Kastamonu’dan süt almak istemiyorlardı. Biz de soğuk tanklar ve süt toplama merkezi projelerinden söz ettik ama anlaşmaya ikna edemedik.”

Türkiye’ye örnek bir yapılanmaya sahip olan Kastamonu Köy Koop Birliği’nin bundan sonraki hedeflerini öğrenmek istiyorum. Başkan Erol Akar, yine çok geniş bir açıdan bakarak değerlendiriyor ve şunları söylüyor:

“Personelimiz kaliteli. İyi niyetle, samimiyetle sarıldılar. Güven çok önemli. Şeffafız, genel kurullarda satır satır hesap veririz. Belirli bir noktaya taşıdık. Artık bizden çıktı. Bundan sonraki ana hedefimiz; Kastamonu’ya mâl olması. Bizim yönetimimize bağlı olmamalı. Her kesin, her kurumun sahip çıkması lazım.

Yerel yönetimlerin önemi büyük. Orman köylerini, üreticiyi kentin dışında görmek yanlış. Köyde üretiyor, şehirde harcıyorlar. Kent yöneticilerimizin köy ekonomisinin son derece farkında olması gerekiyor.

Gençler geleceğimiz, onlar da son derece önemli. Ülkenin ihtiyacı var. Gençlerin köyden aynı zamanda da üretimden uzaklaşması çok önemli sorun. Üretimden koptuk. Çoğu köyde yalnızca yaşlılar kaldı. Ekilmeyen arazi çok. Tedbirler getirilmesi lazım. İlerde daha büyük sorun olacak. Genç nüfusu köye çekebilmemiz, üretime katabilmemiz gerekiyor.

Sadece ekonomik boyutuyla bakmamak lazım. Sosyal kültürel eğitim şart. Her konuda çalışmak değil, belirli alanlarda ihtisaslaşmak önemli.Sözü; ‘Burası, başkan olarak bana ya da yönetimimize bağlı olmadan, tüm Kastamonu’nun Köy Kalkınma ve Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliğidir’ diye bitirmek istiyorum.”