Kapının önündeki buzağı

14

İSO’nun düzenlediği Sanayi Kongresi’nde yapılan oturumlardan birinin konusu “Sürdürülebilirlik”ti…
Türkiye’nin değişik illerinden gelen katılımcıların hemen hepsi son derece afili tanımlar eşliğinde tumturaklı konuşmalar yaptılar yapmasına da, bana kalırsa, fark yaratanlar ise KATSO Başkanı Arslan ile nüktedan işadamı hemşerimiz Hüseyin Üster oldu.

Arslan net bir örnek vererek direkt sonuca gitti…
10 bin yıllık siyez buğdayı üretimini ilimizin 10 bin yıldır sürdürdüğünü söyleyerek, insan ihtiyaç ve yetenekleri ile tarihsel koşulların birleştiği sürece sürdürülebilirliğin gerçekleşebildiğini gözler önüne serdi.

Üster ise konuşmasında, kendi ifadesiyle, 5 bin 640 yıllık bir Kastamonu atasözüne yer verdi…
Üster, kendisinden önce konuşan bir konuşmacının diğer ülkelerden uzun uzadıya verdiği örnekler eşliğinde yereldeki insanların görüşlerine pek değer verilmemesinden yakınması üzerine, “Kapının önündeki buzağıdan eve inek olmaz” diyerek konunun net olarak anlaşılmasını sağladı.

Bilim insanlarına, usta panelistlere saygım sonsuz sonsuz olmasına da….
“Sürdürülebilirlik” için sanırım öncelikle “yerel” olmak lazım.

•••

Not 1: Rastgeldi, ilimizdeki 3 ticaret ve sanayi odasının yetkililerini bir arada yakaladım. Sıcak gündem olduğu için ilk sorum, üniversitemizin önceki gün yapılan akademik yıl açılış törenine niçin katılmadıklarını sormak oldu…
Kurulması için tüm dinamikleri ve kesimleri ile mücadele verilen şehrin tek üniversitesinin en önemli günlerinden birinde vilayetin iş çevrelerinin olmaması kolayına anlaşılır bir fotoğraf değil çünkü.

Üçü de “Davet edilmedik” cevabını verdi…
İnanmakta arıza çektiğimi görünce sekreteryalarından kati bilgi alan başkan dahi oldu.

Taşköprü Ticaret ve Sanayi Odası davet edildi mi bilmiyorum….
İlimizin devedişi 3 odası üniversite yönetimi tarafından es geçilmiş durumda.

Üniversitemizin hızla geliştiğinden ve mevcut halinden memnun olan kamu yetkililerine, sivillere ve siyasilere sormak istiyorum, “İs alemi ile dargın bir üniversite yönetimi olabilir mi?”…
Kişisel duyguları devlet işlerininin önünde tutan bir yönetim anlayışı dünyanın neresinde var acep?

Kamu-Sanayi-Sivil Toplum işbirliği hani nerde?…
Bu gidişin sonu nereye varacak?

Not 2: Kastamonu Havalimanı’nın hayata geçmesinde Kastamonulu iş çevrelerinin etkisi çok büyük…
İlk meşaleyi Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası’ nın yaktığını, diğer tüm iş ve meslek odalarımızın ellerinden gelen desteği hic esirgemeden verdiklerini bir kez daha hatırlatmakta fayda var sanırım.

Havalimanımızda bürokratlara, siyasilere, dışarıdan şehrimizi ziyarete gelen iş insanlarına gösterilen hürmetin…
Heyet halinde görevli olarak şehir dışına uçan ilimizin sivil toplum örgütü temsilcilerine ve iş insanlarına gösterilmesine şahit olmak beni son derece mutlu etti!

Sivil kurumlarımıza verilen değer ve gösterilen saygı…
Devleti büyütür.A

PAYLAŞ