Kastamonu 4 uçak bağışladı

Rahmetli dedem Niyazi Cebecioğlu’dan yadigar fotoğrafları incelerken karşıma çıktı, yazık ki daha  önce gözden kaçırmışım, üzerine “1930 Mayısta geldi” notu düşülmüş fotoğraf, uçak ve etrafında insanlar…

Mutluluk göklerde.

Pilot kokpitte…

Kıyafetlerine bakılırsa şehirli ve köylü vatandaşlar 7’den 70’e uçağın etrafında, titiz ve meraklı bir inceleme.

Lokasyona dair “Uzunyazı” tahmininde bulunsak yeri…

Çayır çimen.

Fotoğrafa düşülen tarih notu bir yahut iki sene yanlış olabilir…

“1931” yahut “1932” olma ihtimali yüksek yazılı kaynaklara göre.

1900’lü yılların başında Wright kardeşler tarafından vücuda getirilen  uçak icadı, yaklaşık çeyrek asır gibi kısa bir süre sonra Kastamonu çayırında ne geziyor peki?..

Bu ne hız?

Milletin gücü bu…

Türkiye’nin dört bir tarafının  imecesi.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin havagücüne  ihtiyacı vardı, 1925 yılıyla birlikte yaklaşık 10 yıl sürecek bağış seferberliği başlatıldı,  Türk Tayyare Cemiyeti öncülüğünde başlatılan kampanya ile 50 milyon TL bağış toplandı, ulaştığım kaynaklardaki farklı bilgilere göre 250 ila 350 arası uçak alındı ve Türk Ordusu’nun hizmetine sunuldu böylece.

Kastamonu 4 uçak aldı…

Ecdadımızla onur duyalım.

Safranbolu haber sitelerinde yer alan bir haberde “30 Ağustos 1931 akşamı Kastamonu Belediyesi tarafından Türk Ocağı binasında düzenlenen toplantıda Kastamonu ve Zafranbolu uçaklarının pilotlarına birer altın kol saati, Araç uçağı pilotu Sabiha Gökçen Hanımefendiye de Araç Belediyesi tarafından beşi birlik hediye edilmiştir” deniliyor…

Safranbolu her yıl kutlama programı düzenliyor hediye uçağı için.

Kastamonu’da öyle bir dert yok…

Unuttuk besbelli.

“Kastamonu” ve “Araç” isimli uçaklar mevzusuna dikkat kesilmemiz lazım gelmez mi?..

Kastamonu tarihinin altın sayfaları.

Dedem rahmetli Niyazi Cebecioğlu’ndan yadigar fotoğrafları inceliyorum…

Her fotoğrafta ışıl ışıl geçmişiyle Kastamonu parlıyor.

Geçmiş gün gibi…

Bugün dün gibi olsa.

  • ••

Not:

2018-2019 eğitim-öğretim yılının açılmasına sayılı günler kalmışken, maarif camiamız sürekli “eşitlik” kavramını dile getiriyor…

Her öğrencinin eşit şartlarda eğitim-öğretim hizmeti alması gayreti bu.

Takdirlerin en afilisini hak ediyor maarif yöneticilerimiz…

Sosyal adalet namına avuç patlayıncaya kadar alkış, alkış, alkış.

“Vatandaş-kamu” işbirliğinde de önemli mesafeler alıyor maarif…

Misal “İmam Hatip Okulları İl Koordinatörlüğü” isminde “sivil” bir oluşum vücuda getirilmiş, unvan verilmiş.

Eşitlik ilkesine önem veren maarif camiamızın Anadolu liseleri, Fen liseleri, yahut ilkokullar veya ortaokullar il koordinatörlüğünü de kamu-vatandaş işbirliğinde hayata geçirmesi gerekmez mi?…

Gerekir.

Madem “eşitlik”…

Millet konuşur sonra, dedikodu yapar, olmaz.