Kastamonu bir Strasbourg neden olmasın?

Strasbourg şehri boydan boya Ren nehrinin kolları ile sarmaş dolaş, kah evlerin kıyısından nehir geçiyor kah yollarından, Kastamonu ile Karaçomak misali tıpkı…

İçinden nehir geçmesini şehircilik ve yaşam kalitesi namına fırsata dönüştürmüş Strasbourg, Kastamonu da pekala bir Strasbourg olabilir, zor değil.

 

Avrupa’da Berlin’den Floransa’ya kadar nehir sayesinde köklerine hayat taşıyan şehir çok…

Şehirlerinin içinden akan nehirleriyle güzel Avrupa.

 

Avrupa şehirlerinde nehir, etrafından yaşamın renklendiği ve merkez olan bir kavrama karşılık geliyor, ülkemizde ise etrafı çitle çevrili su parçasından öteye gidemiyor…

Eskişehir örneği var çok şükür.

 

Strasbourg fotoğrafındaki nehir- şehir bağlamı, Kastamonu-Karaçomak ilişkisinden çok farklı değil, taşıt ve yaya yolu ile nehir yatağının yüksekliği üç aşağı beş yukarı benzer…

Tek fark, Strasbourg’da yayaların nehir yatağına inmelerini sağlayacak merdivenlerin ve yatak kenarındaki çim alana yerleştirilmiş kaldırım taşlı yaya yolunun olması.

 

Vatandaş nehir yatağında yürüyebiliyor…

Bisiklete binebilir hatta.

 

Kastamonu’da niçin böyle bir uygulama olmasın?…

Çimen alanlara iki kaldırım parkeli yaya yolu yapılamaz mı? Vatandaş ister yürüsün, ister bisiklete binsin.

 

Çay ocağı yapılsa misal…

Akarsu kenarında keyif.

 

Karaçomak ile barışma zamanı gelmedi mi?…

Demir korkuluklar arkasından bakışmanın alemi ne?

 

Kastamonu, “içinden nehir geçen bir şehir”…

Hakkını vermek ve fırsata çevirmek lazım.

 

Not: Hayatı kara yağız bir delikanlının asaletinden öğrenmek gibisi var mı?…

Ne bahtiyarlık.

 

Şehir dışından bir dostum ziyaretime geldi…

Daha “merhaba” demeden telefonu çaldı, arayan polisti, misafirimin düşürdüğü cüzdanının Cumhuriyet Meydanı’ndaki trafik ekibine teslim edildiğini bildiriyordu ahizenin karşı kıyısındaki polis memuru.

 

Cüzdanda ne olduğunu sordum dostuma…

Paradan kimliğe, kıymetli evraktan banka kartlarına kadar bir dünya.

 

Para gitmiştir diye düşündük…

Kimlikler kalmış olsa şükür.

 

Polis ekibine vardık…

Cüzdanı teslim aldık.

 

Halinden işçi olduğu anlaşılan kara yağız bir delikanlı, Ilgaz’da çalışıyormuş, servis beklerken yerde bulmuş cüzdanı…

Doğruca polise koşmuş.

 

Cüzdanda tek eksik yoktu…

Düştüğü gibiydi.

 

Delikanlıyı ödüllendirmek istedi dostum…

Nazikçe reddetti.

 

Yoluna devam etti delikanlı…

Ardından duygulu gözlerle baktık.

 

İşçi bayramıydı dün…

Bayram ettirdi işçi delikanlı bize.