KASTAMONU HİKÂYELERİNE DEVAM

Gazetemizin 12 Ağustos 2021 tarihli baskısında “Kastamonu Hikâyeleri Çoğalıyor: Yıldız Akdemir’in Hikâyeleri Üzerine” başlıklı yazımızda yakın dönem Kastamonulu hikâye yazarlarını sayarken iki yazardan daha söz etmemiz gerekiyordu. Devrekânili M. Behçet Necatigil’in kızı Ayşe Sarısayın, her ne kadar Kastamonu’yla ilgili hikâye yazmıyorsa da bu özelliğini belirterek listeye dâhil edebilirdik. Diğer yandan 19 Ağustos 2021 tarihinde İçimdeki Dağ adlı hikâye kitabını gönderen Numan Karanlık da artık arşivimizde yerini almış bulunuyor. Kitabının künyesi şöyle:

Numan Karanlık, İçimdeki Dağ/Daday Öyküleri, İstanbul 2018, 208 s. Ozan Yayıncılık.

Önce, kitapta yer alan (s.5) özgeçmişine bakarak onu, tanımayanlara kısaca tanıtalım. Kimdir Numan Karanlık?

1956 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Dadaylı, annesi Taşköprülü, dolayısıyla Kastamonulu bir ailenin oğludur. İlk, orta ve yüksek öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yaz tatillerinde sık sık Daday ve Taşköprü’ye gitti. Baba ve anne tarafı akrabalarıyla Kastamonu köy hayatını yaşadı. Orta ve yüksek öğrenimi sırasında çıraklık, pazarcılık ve işçilik yaparak hem çalıştı hem de öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdikten sonra T. Emlak Kredi Bankasında memur olarak işe başladı. Şube müdürlüğü yaparken bankanın kapatılması üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığına araştırmacı atandı. 2016 yılında Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde görev yaparken emekliye ayrıldı. 14 yaşından bu yana öykü/hikâye ve şiir yazdığını belirtiyor. İçimdeki Dağ ilk kitabı. Kitabını Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde görev yaparken Kasım 2013-Ağustos 2015 ayları arasında yazmış.

Kitabın Ön Söz’ünü (s.7-8), Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği kökenli hemşehrimiz Av. Hüseyin Özbek yazmış. Bu kitabın değerlendirmesi, çözümlemesi niteliğindeki ön sözden bazı aktarmalar yapmak istiyoruz:

“Numan Karanlık’ın öyküleri, çocukluk anlatılarının, insan ömrünün gamsız tasasız ilk yıllarının en ince ayrıntılarıyla bilinçaltında yaşayan sır hazinelerinin, okurla paylaşılan metinleri olmuş. Daday, Ağlı, Seydiler üçgeninde neredeyse dünyadan yalıtılmış orman köyleri; sığır, davar güdülen yaylalar, gezekler; çift çubukla, ekim dikimle ömür tüketen insanlar, Numan Karanlık’ın yabancısı değil.

                Gurbete giden ilk kuşağın, köyde kalanlarla, kültür kökleriyle ilişkisinin kopmadığı, çocukların yaz tatillerinde dede, nine, hala, emmilerinin yanına gönderildiğibir dönemin anılar birikimi, Numan Karanlık’ın öykülerinin konularını oluşturuyor.

                Dağıyla, ovasıyla, ırmağıyla, yaylasıyla Daday coğrafyası, Numan Karanlık’ı gençlik ve olgunluk dönemlerinde de kendisine çekiyor. Daday ormanlarının karanlık kuytularına el atılsa gökyüzüne erişilecekmiş duygusu veren zirvelerine yönelen yolculuklar; fotoğraf için, mantar için dense de aslında çocukluk yıllarına yapılıyor.

                Numan Karanlık’ın hikâyeleri, bir başka boyutuyla da Daday’ın son 60 yılının sosyoekonomik ve kültürel tomografisi özelliğini taşıyor. Metinler, Daday’la ilgili araştırma yapacaklar için son derece zengin veriler içeriyor.”

Edebiyatta anı roman türünün yanında bir de anı hikâye/öykü türü var. Numan Bey’in bu türdeki öykülerden oluşan kitabında 28 anlatı bulunmakta: Azrail, Altın Küpeler, Korkutulan, Çandır, Dişçi, Ayıdan Kurtuldum Ya, BaBaBa,  Budak, Dal, Dua, Fareli Gece, Fişek, Elik, Yol Kesen, Gül Dikeni, Kartal, Kar Yolları Kapadı, Karabaş, Kirpi, Mumsıra, Kulaksız, Münasebetsiz, Nalınlar, Tilki, Tipsiz Hayalet, Tırmık Kaya, Yalın, Zümrüt.

İçimde Dağ’daki Daday köylüleri ana merkezli hikâyelerde, genellikle Kastamonu orman içi köylerinde 1960-70’li yıllarda yaşanan sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik olaylar anlatılmaktadır. Daday’ın güneyinde Araç’ın orman içi köylerinden Kavacık’ta da 18 yaşına kadar her yaz tatilinde üç kardeş (Özdemir, Nail, Nevzat) biz de benzeri olaylara sıkça rastlıyorduk. Kışın yaşananları görmüyor ama dinliyorduk. O yıllarda, Karanlık’ın hikâyelerinde olduğu gibi köylünün en büyük hayali, çocuklarını okutup ilçeye, şehre göç etmekti. Hayvancılık çiftçilik zor geliyordu. Sanki ilçede, şehirde çalışanlar oturarak yorulmadan para kazanıyorlardı… Köy Enstitülerinin 1954’te kapanmasıyla, köylüye çiftçiliği sevdirecek, köye bağlayacak bir rehber kalmamıştı. İlköğretmen okulu mezunu öğretmenler, genellikle ilçe, şehir çocuklarıydı. Her birinin ilk işi şehir okulları için sıraya girmenin yolunu aramaktı.

Anı roman ve hikâyelerde, bir halk kültürü araştırmacısı olarak dikkatimi çeken öncelikli konular; yerel deyim, atasözleri; kişi ve yer adları, gelenek ve görenekler, mutfak ürünleri ve el sanatlarıdır. Tanıtım amaçlı bu yazımızda bu ögelerin tamamına değinmemiz mümkün değil. Ancak, hikâyelerde dikkatimizi çeken en zengin ögenin yer adları olduğunu söyleyebiliriz.Yer adları, yaşanan coğrafyaya vurulan millî kimlik mührüdür. Daday ve çevresindeki güzel yer adlarından (hikâyelerde yer alan) bir kısmını sayalım: Adamelik, Allar, Antika, Ayakizi, Ballıdağ, Cörmeren, Çandır, Çayırlı, Çömlekçiler, Demirciören, Derbent, Domuz Yatağı, Dönme, Eylek, Gâvur Deresi, Gölceğiz, Gölgerişi, Gülef, Gürgenburnu, Halkacılar, Hasanköy, Hasanlı, Hıraçayır, Hırasırt, İba, İşaret Türbesi, Kapaklı, Karaçam, Kara Tepe, Karcı Yaylası, Karınca Yuvası, Kavaklar Ağzı, Kavakyayla, Kelarmutlar, Kelebek Çayırı, Kesikkök, Kızıltoprak, Kiraz, Kiraz Dağı, Mancılık, Mehran, Meşelik, Pürlü, Sansar, Selimoğlu, Sovucouz, Taşçılar, Tırmık Kaya, Tuzla, Yahyaburnu, Yosunlar, Zümrüt.

Kitabın sonunda yer alan Yerel Sözlük ve Deyimler (s.201-208) hikâyelerdeki dil zenginliğini göstermesi bakımından çok önemli, çok yararlı bir iş. Yazarın yeni hikâyelerinde yerel deyim ve atasözlerine daha çok yer vermesini bekliyoruz. Bu tür hikâyelerin tuzu, biberi, baharatı, tatlandırıcısı yerel sözcük, deyim ve atasözleridir. Köylülerimizin Türkçe derleme sözlüklerine girmemiş pek çok deyim ve atasözünün olduğuna inanıyoruz. Hikâyelerde, yerel sözcüklerdeki zenginlik deyim, atasözü, türkü, mâni, bilmece, masal, efsane, çocuk oyunlarında görülmüyor. Bakınız atasözü olarak 28 hikâyede gün yüzünü az gördüğüne inandığımız neler var?

Yaş ilerlese de gönül yaşlanmıyor (s.15).

Ayıyı korkut seyrine bak, kurdu korkut kefenini hazırla (s.30, 166-167).

Davarı güden kurdu görür (s.34).

Aç kurt fırın yakar (s.36).

Yaş kesen baş keser (s.53).

Ayıyı korkut, seyrine bak (s.116).

Numan Karanlık, hikâye tekniğini biliyor. Üslubunda, söz diziminde, yazımında (imlasında) büyük sorunlar yok. Yazma yeteneği var. Yazmayı sürdürmeli… Yeni kitaplarını da hemen göndermeli. Türk Ceza Kanunu’na yedi yıl önce eklenen 167. maddenin son bendini hatırlatmak zorunda kalmayalım: “Kastamonu’yla ilgili kitap yazan Kastamonulu yazarlar, kitaplarını üç ay içinde Nail Tan’a göndermezlerse iki aydan altı aya kadar hapis cezasına çarptırılırlar.”

 

 

NAİL TAN