Kastamonu Lezzet Durakları-4: Münire Sultan Sofrası

“Yemek aşkından daha samimi başka bir aşk düşünemiyorum.” (Bernard Shaw)

Senelerin verdiği profesyonellikle işleri ile ilgilenirken sanki onlar için zaman duruyor. Zamanın durmasının en önemli sebeplerinden birisi yaptıkları işi çok benimsemiş ve sevmiş olmaları.

Müşterileri ile restoran sahibi olarak tek tek ilgilenmek onlar için sanki bir zorunluluk.

Şehir dışından gelen misafirlerin Kastamonu ve yöresel yemekler hakkında sordukları sorulara hiç bıkmadan üşenmeden, gücenmeden cevaplar vererek bilgi vermekten ayrı bir zevk alıyorlar.

Tarihi bir mekanda verilen hizmetin bazı zorluklarına karşı kendi hijyen ve kalitelerinden asla ödün vermeden işlerine devam ediyorlar.

Yöresel Yemekler konusunda birçok ödül almış Münire Sultan Sofrası ve işletme sahipleri Yavuz ve Adnan Emen kardeşlerden bahsediyorum.

Yavuz Emen’le Restoran işletmeciliğinden Kastamonu Turizmine kadar birçok konuları konuştuk.

“1955 doğumluyum, Kastamonu Karayolları 15.Bölge Müdürlüğünde çeşitli birimlerinde ve son olarak da sosyal işler müdürlüğü yaparken emekli oldum.

Adnan Emen – Yavuz Emen

Eflani Konağını o zamanki Valimiz işletilmesi adına Halk Eğitim Merkezine vermişancak başarılı olunamamış. Sonra bir derneğe verilmiş dernekten de Kastamonu yemeklerini tanıtmak adınagel buranın müdürlüğünü yap yöresel yemeklerimizi tanıtalım diye teklif geldi bende kabul ettim ancak oldukça heyecanlanmıştım çünkü yemek çeşitlerimiz çok hangisini ön plana çıkaracağız hangisini yapacağız diye uzun süre etüt yaptık. Öncelikle biraz harabe olan konağın restorasyonu ve dekorasyonu ile uğraştık.

İlk olarak 2005 yılında başladık, Banduma, eğşili pilav, pastırmalı kuru fasulye ve odun ateşinde sac üzerinde etli ve pastırmalı ekmek yapmaya başladık.

Bizim yemeklerimiz hamur ağırlıklı, bizim çocukluğumuzda şıra ve eğşi içerek yediğimiz hamur işlerini hazmederdik, şırayı yapmak ve bulmak eskisi gibi mümkün olmadığından köylerde ekşi elmadan yapılan eğşiyi alıp servis etmeye başladık asitli içecekler yerine eğşi oldukça sevildi.

Eflani konağını işletirken tanıtım adına elimde çantalar dolusu broşürleri şehrimize gelen turistlere ve rehberlerine dağıttım. Tanıtım ve verilen hizmette iyi olunca turistler gelmeye başladı ve yöresel yemeklerin lokomotifi olduk.

Şimdi bulunduğumuz yer olan Medrese Nasrullah Camii’nin güney tarafında kesme ve moloz taştan 1746 yılında Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmış bugüne kadar çeşitli tarihlerde defalarca onarım ve restorasyon geçirmiş Münire Sultan Medresesi.

Restoranımızın olduğu yerde Siirt battaniyesi satılan bir yer vardı, bir zaman sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü uhdesinde olan bu yerin ihale ile kiralanacağını duydum ve ihaleye girerek burasını da Kastamonu yemeklerini yapmak üzere kiraladım. İlk önce burayı kardeşime verdim ben iki tarafa da bakmak niyetinde idim ancak gerek rehberlerden dolayı gerekse diğer tarafın tanıtımının öne geçmesi nedeniyle yeni müşteriler benim bulunduğum yere gelmeye devam ettiler. Biz buraya para harcamıştık ve çalıştığım yer bir dernek çatısı altında idi ve görevim müdürlüktü burası ise kendi adımıza olan bir yerdi ve ayrılma kararı alarak ayrıldım. Ayrılırken de orada çalışan hiçbir elemanı yanıma almadım maalesef şimdi bunlara hiç dikkat edilmiyor herkes birbirinden eleman çalmaya bakıyor. Bu çeşit işler hiç etik olmuyor, Kastamonu’da yetişmiş eleman bulmak çok zor.

2007 yılından itibaren12 senedir şimdiki yerimizde hizmet veriyoruz ve Kastamonu yemeklerini iyi bir şekilde tanıttığımızı düşünüyorum. Yani yemek konusunda lokomotifliğimiz devam ediyor, bizden sonra yeni yerler açıldı. Bu tür yöresel yemeklerin tarihi yerlerde yani konaklarda veya hanlarda yapılması şart ve bunlar yapılıyor.

Kastamonu’ya gelenler şehrimizi çok beğeniyorlar eksikliklerimiz yok mu var tabi ki ama bunlar üstesinden gelinemeyecek eksiklikler değil. Kanada’dan şehrimize arkeolog grubu gelmişti ve onlar Kastamonu’ya hayran olmuşlardı “sizin kanyonunuz, şelaleniz, mağaranız, deniziniz, milli parkınız kısacası doğada ne varsa herşeyiniz var hayran olduk” demişlerdi. İnşallah bizde doğa da olan bu varlıklarımızı daha da ön plana çıkaracağız.

Gelenlerin eksikliğimiz adına yoğun olarak söyledikleri eğlence merkezi olmaması, en çok bundan yakınıyorlar.

Bizler burada turizmin ameleliğini yapan kişileriz en azından ben kendimi bu şekilde görüyorum. Gelenler, memnuniyetlerini veya memnuniyetsizliklerini bize söylüyorlar bizlerle paylaşıyorlar istiyoruz ki belirli dönemlerde bizler de yetkililerimizle bir araya gelip bu sorunları masaya yatırabilelim,nedense bir türlü bunu yapamıyoruz bir araya gelemiyoruz Kastamonu’nun bir araya gelememek gibi bir sıkıntısı var.

Teleferik konusundan da bahsedecek olursak şehrimize gelen turistler havadan şehri görecek şehre inmeyeceklerse çarşı esnafı için büyük sıkıntı olur.

İşimizi en iyi şekilde yapma gayreti içindeyiz ve bunu yaptığımıza inanıyoruz.

Anadolu Halk Mutfakları Karadeniz birincisi Anadolu ikincisi olduk. Hürriyet gazetesi tarafından ekşimiz (Kastamonu şivesi ile eğşi) serinletici en iyi 10 içecek arasına girdi. Sosyal medyada yer alan dünyanın en büyük seyahat platformu tripadvisor’da yapılan yorumlardan dolayı mükemmellik ödülüne layık görüldük.

Kastamonu’da 21-22 Eylül 2019 tarihlerinde ilk defa gerçekleştirilecek olan Kastrofest (Kastamonu Gastronomi Festivali) yapılacak ve il dışından usta aşçıların yanı sıragurmeler gelecek umarım tanıtımımız adına iyi şeyler olur.

Otellerimiz restoranlarımız çoğalıyor servis elemanı ve mutfak elemanı yetiştirecek en azından yaz döneminde işletmelerimizde staj yapabilecek okulları bittikten sonra çalışacak eleman yetiştiren turizm okullarının ilimiz ve ilçelerimizde açılması gerekiyor.”diye düşüncelerini aktaran Yavuz Emen’le bu keyifli sohbeti sona erdirdik.

Bir işletmenin olmazsa olmazı çalışan personelleridir, devamlı olarak bir işletmeden başka bir işletmeye zıplayanlara inatdevamlılık ve çalışkanlık abidesi, işlerini en iyi şekilde yapmaya çalışanve 15 yıldır bu işletmeye emek veren Hakan Dinçel ile Ramazan Öztekin Münire Sultan Sofrasının restoran ve servis şefleri olarak işletmenin başarısında pay sahibi.

Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır. (Balzac)

Yazı ve Fotoğraflar: Bülend Çadırcıoğlu