Kastamonu Lezzet Durakları – 6: Tekeli Restaurant

“Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır.“ (J. KethMoorhead)

Bir restoran nasıl olmalıdır? Kullanılan malzemenin kalitesi ve hijyen olmazsa olmazlardan, iyi ve hızlı servis, güleryüzlü hizmet, işyerinin dekorasyonunda kullanılan objeler, yiyeceklerin sağlıklı ürünler kullanılarak insan sağlığına uygun yöntemler ile pişirilip sunulması ve daha saymakla bitiremeyeceğim bir sürü nedenler işyerinin uzun ömürlü olması ve ayakta kalmasını sağlar.

Kastamonu susamsız simidi denildiğinde akla gelen ilk isimlerin başında gelir.

Eski adıyla Boyacılariçi yeni adıyla Merkez Yol Sokak’ta çok uzun yıllar susamsız simidi büyük bir titizlikle yaparak sevilmesini sağlayan daha sonra restoran işletmeciliği yapmaya başlayan Mehmet Tekeli’den bahsediyorum.

Banka Sokak’taki yeni adresinde hizmet vermeye başlayan “Tekeli Restaurant”ın sahibi Mehmet Bey işyerinde, yaprak dönerden beyti  kebaba, etli veya pastırmalı ekmekten Trabzon kaşarlısına, künefeden sütlaca kadar bol çeşidi ile lezzetli ürünler ortaya koyarak damak lezzetine önem verenlerin uğrak durağı olmayı kısa sürede başarmış. Fırın doğalgazlı ancak taş fırın olarak yapılmış.

Bu başarıyı ve kendini gayet mütevazı bir şekilde anlatıyor Mehmet Tekeli:

“14 yaşımda köyden Kastamonu’ya gelerek iş aramaya başladım.

Simitçi Salim’in simit fırınına çırak aradığını duydum ve işe başladım. Askere gidene kadar çalıştım, askerden geldikten sonra Kuyudibi adresinde Ekmekçi Hüsnü Bey’in bodrum katında bir ekmek fırını vardı orada çalışmaya başladım. Susamsız simidin yanı sıra susamlı simit de yapmaya başladık, susamlı simit yaparken sıkması çok zor olur, düzgün yapılması gerekir, titizliğimden dolayı hep kendim yaptım kimseye emanet edemedim.

Daha sonra Simitçi Salim, beni  çağırdı, “Ortak olarak birlikte çalışalım” dedi ve ortak olarak 8 sene beraber çalıştık.

Çalıştığımız fırın satılıyordu; evimi satıp, mülk sahibi Atıf Boyacıoğlu’ndan simit fırınını kısmet oldu ve aldım. Salim Bey daha sonra ayrıldı ben tek başıma kaldım, tek başıma kalınca işi biraz daha geliştirdim ortaklıkta bazı şeyleri sorun olur gerekçesi ile yapamamıştım.

Binayı yıktık yeniden daha güzelini yaptık. Çok çalıştım, çok özendim mesleğimi çok seviyorum bu sevgi beni mesleğimde her geçen gün geliştirdi. Bende aşırı derecede mükemmeliyetçilik var.

Uzun yıllar çalıştıktan sonra simit fırınını sattım, Tekeli Restoran falan derken sonradan Antalya’ya gittim. Kastamonu özlemi, Antalya’nın boğucu nemi ve sıcağı derken geri döndüm.

Yılanlı Camii’nin karşısında bir yer açtım, oraya da çok emek verdim. Eski binayı tamamen yeniledik fakat işyeri arka sokakta kaldığından ismimiz biraz iş yaptırsa da emeklerimizi karşılayamadık.

Şimdi burası nasip oldu, fırınımızda pide çeşitlerinin yanında ayrıca ev usulü sac üzerinde et ekmeği de yapıyoruz.

Bu işlere yıllarımızı verdik ve Allah’a şükür başarılı olduk, şimdi ise Banka Sokak’ta açmış olduğumuz yeni yerimizde hem dışarıdan gelen hem Kastamonu’da yerleşik misafirlerimize hizmet vermeye başladık. Banka Sokak’ta yeni olmamıza rağmen gösterilen ilgiden memnunuz. Şükürler olsun, azim, inanç ve çalışma bizi bu günlere getirdi.”

Başarının sırrı, yaptığın işi sevmekten geçiyor. İnsan ne kadar becerikli ise işini de o derecede tutkulu yapıyor. Mehmet Tekeli’de bu enerji ve meslek tutkusu varken uzun süre Kastamonu’da hizmet vermeye devam edecektir.

“İnsanlar, benim ustalığımı elde etmek için ne kadar sıkı çalıştığımı bilseler, onun hayret edilecek bir şey olmadığını anlarlardı.” (Michelangelo)

 

Yazı-Fotoğraflar: Bülend Çadırcıoğlu