KASTAMONU, MUZAFFEREDDİN YAVLAK ARSLAN REZALETİNE EL KOYMAYI BAŞARDI DA…

Sonucu bekleyip göreceğiz… Kastamonu gazetemiz sayesinde Ankara’da evimizde otururken ilimizde neler olup bitiyor takip edebiliyoruz. Köşe yazarı gazetedaşımız Mustafa Afacan’ın Kuruluş: Osman dizisinde Çobanoğulları Beyi MuzafereddinYavlak Arslan’ın (1284-1292), Osman Bey’le çatışan “hain, düzenbaz” bir tip olarak yer almasını eleştiren yazısından sonra ilimizden büyük bir tepki bekliyordum. Geldi de. Eski yeni parlamenterlerimiz, belediye başkanlarımız, siyasi parti temsilcileri, Kastamonu Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyeleri (Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu gibi), STK’ler, köşe yazarları (Murat Karasalihoğlu, Av. Hüseyin Özbek gibi) tepkilerini en uygun şekilde dile getirdiler. Şüphesiz ilin devlet görevlileri de bir şeyler yapmışlardır. Sosyal medya da her zamanki gibi Kastamonuluların yanındaydı. Mutlaka, ilimizin diğer basın organları da üzerlerine düşeni yapmışlardır.

Bir kültür adamı olarak bizim bu olaya sessiz kalmamız düşünülemezdi. 14 Kasım 2020 Cumartesi günü “MuzafereddinYavlak Arslan Rezaletine Zincirleme Tepkiler Gerekir. Sonuç Alınıncaya Kadar…” başlıklı yazımızı yazarken postacı 12-13 Kasım günlerinin Kastamonu gazetelerini getirdi. 13 Kasım 2020 tarihli Kastamonu’da manşetteki “Yapımcıdan düzelecek açıklaması” başlıklı haberi okuyunca, sevinçle ikinci yazıya geçmek zorunda kaldık. Habere göre, Kastamonu Merkez Belediye Başkanımız Op. Dr. Galip Vidinlioğlu’nun dizinin yapımcısı ve senaristi Mehmet Bozdağ’la görüşmesi sonucu; “İlerleyen bölümlerde Yavlak Arslan tarihteki gibi bir kahramana dönüşecektir.” açıklaması sorunu çözmüş görünüyor. Gazetemizde olayı ilk gündeme getiren Afacan dostumuz da köşesinde, “Yavlak Arslan’ın İntikamı” başlığını atmış hemen…

Muhteşem Yüzyıl ve devamı dizileri; Vatanım Sensin’ine kadar heyecanla takip ettiysek Diriliş: Ertuğrul ve Payitaht Abdülhamit’te o heyecanı yakalayamadık. Kuruluş: Osman’ı ilk iki bölümden sonra hiç izlemedik. Öğretmenlikte okutmakla yetkili olduğumuz derslerden biri de tarihti. Eğitim Enstitüsünde Osmanlı tarihini bilinmeyen, az bilinen yönleriyle tarafsız bir şekilde okumuştuk (1960-1962). Devletin okullarda siyasi baskısı, müfredata müdahalesi yoktu. Merakımız sonucu Halil İnalcık başta olmak üzere Uzunçarşılı ve başka tarihçilerin kitaplarını da ders dışında okuduk. Diriliş: Ertuğrul, Kuruluş: Osman ve Payitaht Abdülhamit’te senaristin ve yönetmenin sinema sanatı yaratıcılığının çok üzerinde bir siyasi, ideolojik etkileme, yönlendirme seziliyordu. Tarihi bilmeyenler veya ders kitapları çerçevesinde bilenler için bu diziler; ilginç, olağanüstü güzel gelebilir. Tarih bilincinin oluşması, vatan ve millet sevgisi açısından da bu dizilerin faydasının büyük olduğunu hiçbir zaman yadsıyamayız. “Hiç olmamaktansa, varsın kadı kızı kadar hatası, eksiği gediği bulunsun.” diyenlerdeniz. Diziye karşı değiliz. Senaryoyu ve yönetmeni eleştiriyoruz sadece.

“MuzafereddinYavlak Arslan Rezaleti”ne henüz son nokta konulmuş değildir. Mehmet Bozdağ bakalım sözünde durup ne yapacaktır? Hep birlikte göreceğiz. Bu olay, dizide tarih danışmanı veya danışmanlarının görevlerini yapmadıklarını gösteriyor. Diziyi izleyenler tarihin değiştirildiğine eski deyimle tahrif edildiğinin farkına varamayacaklardır doğal olarak. Demek ki, Mehmet Bozdağ sık sık tarihle oynuyor. M. Yavlak Arslan şayet dizide tanıttığı gibi hain, kötü bir “bey” olsaydı Kastamonulular olarak asla itirazımız olmazdı. Kahraman, iyi bir beyin kötü bir tipe dönüştürülmesi tarihî dizilerde bugüne kadar çok rastlanmış bir olay değildir. Seyircinin isteğine göre tarihe yön vermek, karakter tiplemesi yapmak tarihî dizilerde hiç görülmemesi gereken olaylardır.

Saydığımız üç tarihî diziyi çeken şirketler, senaryo konusunda olduğu gibi kostüm konusunda da bize göre başarılı değiller. Kostümleri dikiş makineleriyle dikilmiş, pırıl pırıl, modacı elinden çıkmış gibi her parçasıyla oynanmış. 13-14. yüzyılda böyle güzel kumaşları, derileri hangi Beylik bulmuş da kullanmış? Bu kumaşlar, deriler, başlıklar hiç eskimez mi? Vatanım Sensindizisinde de böyleydi. Varlık içinde bir ordu, kuvayımilliyeci grubu görülüyordu.

Türk dizi film alanında, yakın yıllarda önemli başarı sağlanmıştır. Dizilerimiz birçok ülke TV’leri tarafından satın alınıp gösterilmektedir. Başta Balkan Ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri TV’leri olmak üzere birçok ülke tarafından Kuruluş: Osman dizisinin satın alınacağına yürekten inanıyoruz. Tarihî dizilerin bir ihtiyaç olduğunu kabul ediyoruz. Ancak; senaryoya, kostümlere, müziğe daha fazla özen gösterilmesi koşuluyla… Dönemin dilinden esintiler duymak dileğiyle… Müsamere havasından uzaklaşılması ricasıyla…

Mehmet Bozdağ, umarız sözünde durur, hatasını telafi eder ancak şirketinin ürettiği tarihî dizilere güvenimizi derinden sarsmıştır… Şayet sözünde durmaz, “Beğenmeyen seyretmesin, ekranını kapatsın.” derse Kastamonuluların tepkisi bu defa fırtınaya, tayfuna dönüşecektir. Bu sözümüz asla bir tehdit değil, “Görünen köy kılavuz istemez.” gerçeğidir. “Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.”

NAİL TAN