Kastamonu’da “sanayi” halleri

Devletten demiryolu istiyoruz, İnebolu Limanı’nın kapasitesinin büyütülmesini talep ediyoruz, milyar TL bütçeli İnebolu karayolu yapımının neden durduğunu sorguluyoruz, teşvikte 4’ten 5’inci bölgeye geçmek için kapı aşındırıyoruz, teknokent kuruyoruz…

Niye?

Tüm bu altyapı, sanayi şehirleri için lazım…

Kastamonu’ya ne gerek?

Ara eleman kursları, girişimcilik kursları, İŞKUR, KOSGEB, KUZKA, üniversite-kamu işbirliği, meslek okulları, MYO’lar, üretime dair kişisel beceri edindirmek için çırpınıyoruz, derneklerimizin dilinde “üretim de üretim”…

Sanayi şehri olma yolunda olsak hadi, Kastamonu’ya ne gerek tüm bu teferruat?

Gerek kamu, gerekse siyaset yahut sivil toplum temsilcilerinin mesaiyi doldurmaları için “genel geçer, basmakalıp, klasik, bilindik, kes-kopyala-yapıştır” laf etmeleri gerektiğinden olmasın?..

Yorgunluk başlı başına.

“Küçük sanayi” için devlet katını ziyaret etti mülki, yerel ve sivil toplum erkanımız hafta başında, 2020 Yatırım Bütçesi için hatırı sayılır bir ödenek talep ettiler, ilgili kurumların bir bir kapısını çaldılar…

“Kastamonu’yu zaten çok severim, sizde bu heyecanı gördükten sonra başüstüne” minvalinde cevap alıp döndüler.

(Küçük sanayiyi kurtuldu sayalım…

Ocak ayının sonunda ayrıntıları konuşuruz gerçi.)

“Büyük sanayi”…

Çeyrek yüzyıldan fazla zamanda bin dönümden az organize sanayi bölgesini dolduramamış olabiliriz ama niyet ettiğimiz mevcudun nerdeyse iki katı büyüklükteki “ek” organize sanayi bölgesini hem jet hızıyla kamulaştırmak hem de ışık hızıyla fabrikaya boğmak için tam tekmiliz.

Hele kamu da elini çekti ki organize sanayi bölgesi yönetiminden…

Uçuyoruz.

(Büyük sanayimizde işten çok dedikodu üretiyoruz…

Keşke para etse.)

Kastamonu’da “sanayi” halleri…

Bihaller.

  • ••

Adı acı, kendi tatlı; “Kadıboğan”

Değerli hemşerimiz Dr. Mimar NurderenÖzkendirci Özbek ile keyifli  gastronomi sohbetimizden elde kalan tariflerden biri de “Kadıboğan”…

Tekin olmayan ismine aldanmayın, “Kadıboğan” bir “tatlı” türü.

Evvela hamuru hazırlamak lazım…

250 gr. tereyağı (ya da 1/2 margarin, 1/2 tereyağı), 1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı nişasta, 3 yemek kaşığı bal (ya 1-2 yemek kaşığı pudra şekeri), 1 çay kaşığı karbonat, limon kabuğu rendesi, buğday unu.

Ardından şerbeti…

2 bardak su, 2 bardak şeker, 1/4 limon suyu, kabuk içine atılır, 5 dakika daha kaynatılır.

Hamur var, şerbet var, Kadıboğan yapalım…

Şerbet soğumaya bırakılır, yağ eriyip soğuyunca balla çırpılır, diğer malzemeler ilave edilip hamur yoğrulur ve şekil verilir. 180 derecede yaklaşık yarım saat pişirilir. Fırından çıkınca sıcakken soğuk şerbet dökülür.

Afiyet olsun…

Yaşasın yerel mutfak.

  • ••

Not: “Ayva yemeği” misal…

Yağ, soğan, kıyma kavrulur. Küp küp doğranmış ayvalar ilave edilerek klasik sebze yemeği gibi pişirilir.

“Salatalık Kabuğu Yemeği” ya da…

Badem salatalığın kabuğu soyulur, etli soyulmasına özen gösterilmeli, ipe dizilerek yahut örtü üzerinde kurutulur, kıyma ile yemeği yapılır.

Salatalık kabuğundan yemek mi olur?..

İster fukaralığa yorun ister sağlıklı beslenmeye yahut geri dönüşüme.

Kadim mutfak Kastamonu…

Şaşırtmaya meyilli.

 

 

MUSTAFA AFACAN