Kastamonulu olmakla onur duyduğumuz 9 gün

Türkiye Cumhuriyeti’nin aziz kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1925’in 23 Ağustos’undan 31’ine kadar Kastamonu’daydı, genç cumhuriyete hayatın birçok alanında pusula olacak “zihniyet” rotasını bu 9 gün içinde çizdi…
“Kastamonuluyuz” derken göğsümüzün kabarmasının en büyük nedenlerinden biri budur.

Atatürk öyle bir “emanet” bıraktı ki Kastamonu’ya…
Bekçisi olmak “onur”.

Türkiye Cumhuriyeti’ne en baştan ana karakterini veren “zihniyet” Kastamonu’da ilan edildi…
Atatürk’ün Kastamonu’ya atfettiği ve miras bıraktığı “kıymeti harbiye”  bu denli eşsiz ve övünç dolu.

Neydi bu “zihniyet”?…
“Kadın ve erkeğin eşit olacağı, basamakları birlikte çıkarak genç cumhuriyeti yükseltecekleri, hayatın her alanında çağdaş uygarlık ufkunun da ötesinde geçerek yekun dünyaya örnek olacakları, omuz omuza ürettiklerini adil paylaşacakları, egemenliğin kayıtsız şartsız millette olacağı özgür, demokratik, laik toplum.”

Atatürk’ün 9 günlük Kastamonu ziyareti dikkatle incelendiğinde…
Bu emsalsiz “zihniyet devrimi” harf harf okunur.

Sosyal hayattan iş dünyasına, eğitimden kültüre, geçmişten geleceğe…
Köklerini yerelden alan, dalları evrensele uzanan bir “zihniyet” inşası.

“Şapka ve Kıyafet Devrimi” olarak nitelemek olanı…
Buz dağının altını görmemekle eş.

Kafanın “içi” asıl mevzuydu…
“Üstü” değil.

Ruhun şad ola Atatürk…
Miras bıraktığın “Zihniyet” emin yüreklerde.

Not: Kastamonu’da 1913-1922 yılları arasında öğretmenlik yapan İsmail Habip, Gazi Musta Kemal Atatürk’ü 1922 yılında Çankaya köşkünde ziyaret etti ve Kastamonu’ya davet etti…
Cumhuriyet henüz kurulmamıştı “ilk” davet yapıldığında.

Anılarından okuyalım Habip’in…
“Paşa Hazretleri, Anadolu’nun hemen her yerini gördünüz ve Anadolu’nun hemen her yeri de sizi gördü. Halbuki millî dava uğrundaki sadakat ve fedakârlığını millî davanın timsali ağzından işittiğim Kastamonu halkı, millî davanın büyük timsalini kendi arasında görecek olursa bu ona, millî dava hakkındaki sadakat ve fedakârlığın en büyük mükâfatı olacaktır.”

Atatürk’ün bu hitap üzerine ilk fırsatta ve ilk imkânda Kastamonu’ya geleceğine dair söz verdiğini aktarıyor Habip…

Kastamonu heyetinin 1925 yılında yaptığı davetin neticesinde de “icabet” eder.

“Mükafat”…
Değeri ölçülmez.

 

MUSTAFA AFACAN