Kendimizi değil Kentimizi düşünelim

Bir yöreye talep olmasını sağlamak ve beklenen satışlara ulaşabilmek için bütünsel olarak faaliyetlerde bulunmak gerekir.

İl ve ilçelerimizle beraber tarih, kültür, doğa ve yöresel yemekler gibi birçok ürünü ön plana çıkarmaya çalışıyoruz başarabiliyor muyuz? Turizm konusunda bize en yakın yörelere baktığımızda fazlalıklarımız olduğu halde tam anlamı ile başarabildiğimiz söylenebilir mi? ne yazık ki söyleyemiyorum.

En başta kendimiz çalıp kendimiz söylediğimiz için dikkat çekemiyor dolayısı ile yöreye ilgiyi sağlayamıyoruz, ilgi sağlayamadan yöreye dışarıdan gelme isteklerini tetikleyemiyoruz.

Doğa ve kültür konusunda en yakın komşumuzdan kat kat üstün olmamıza rağmen Safranbolu turizm adına üst liglerde oynarken bizler amatör liglerde top dolaştırıyoruz zira ahşap konaklarımıza evlerimize zamanında sahip çıkamamışız.

Gastronomi diyoruz ancak sadece bir pastırma ve çekme helva arasında kısa paslaşmalar yaparak gol atmaya çalışıyoruz, bir Mardin, Hatay, Kayseri, Gaziantep, Konya kadar sesimiz uzaklara gitmiyor.

Öncelikle kamuya, Vakıflar Müdürlüğüne ait restorasyonu yapılan ne kadar konak ahşap ev varsa turizm adına çalışacak yerlere dönüştürülmeli dernek vs. için kullanıma açılmamalı bu konuda kiralayacak turizmcilere kolaylık gösterilmeli teşvik edilmeli.

Tanıtım günleri en azından senede bir defa Kastamonu’da yapılmalı, pandemiden önce yapılan gastronomi etkinliklerine devam edilmeli ve uluslararası olarak yapılması için gerekli çalışmalar yapılmalı.

Özellikle tanıtımlar konusunda görsel ve izlenebilir ulusal tv. Kanalları ile çalışmalar yapılabilmeli.

Turizm toplantıları geniş kapsamlı olmalı, Turizm Fakültesi, konaklama tesisi yöneticileri, restoran yöneticileri, derneklerin katılımı sağlanarak geniş kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunulmalı ve çıkacak sonuçların hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.

Turizm adına hizmet veren tüm işletmelerin bireysel olarak kendi çıkarları için çalışması normal olabilir ancak tüm paydaşların yöre için elbirliği ile el ele vererek çalışması yöreye ve dolayısı ile işletmelere daha büyük katkısı olacaktır. Bunu organize etmek Belediyemiz ile birlikte İl Kültür Turizm Müdürlüğüne düşmektedir.

Herşeyi ben bilirim demek, farkındalığın ve yeni şeyler öğrenmenin önündeki en büyük engeldir. Bir şeyi bir konuyu bir olayı çok iyi bildiğini zanneden kişi için merak ve öğrenme algısı da kapanmış demektir.

Ayrıca gastronomi alanında UNESCO Yaratıcı şehirler ağına girebilmek yöre için imaj, marka ve tanınırlıkta son derece önemlidir. Mademki zengin kaynaklara sahibiz bunları devamlı söyleyip duruyoruz bu işi başarabilmemiz gerekir diye düşünüyorum yeter ki birlikte olalım.

Kirpi bile yavrusunu pamuğum diye severmiş misali, biz daha iyiyiz, daha güzeliz, harikayız, bu yıl şu kadar turist gelecek safsatalarından kurtulup şapkamızı önümüze koyma zamanımız geldi de geçiyor. Bunca değer barındıran bir yörenin bugüne kadar neden turizm adına istenilen seviyeye gelemediğini araştırıp bir sonuca varabilir, yapılan hataları özümseyip bunlardan bir ders çıkarabilirsek işte o zaman doğrulara ulaşabiliriz.

Neden beklentiler doğrultusunda başaramadığımızı içtenlikle sorgulayıp cevabını dürüstçe ortaya koyabilirsek, kendimizi değil kentimizi daha çok düşünebilirsek başarabiliriz, başka yolu yok.

 

Bülend Çadırcıoğlu