Komşuya Cruz, bize taka

mafacanKültür ve Turizm Bakanlığı’nın Karadeniz bölgesinin sınırlarını Sinop’tan başlatıp Artvin’de bitirmesi boşuna değil muhakkak…

Bölge vilayetleri “kruvaziyer” turizminde bu yıl şahlanma planı kurarken, bizim sahilimize ise yanaşabile yanaşabile ancak nehir gemileri yanaşabiliyor misal.

 

Doğu Karadeniz vilayetleri bu yıl ülkemizin toplamda 2 milyon 300 bin turist olarak beklenen kruvaziyer turizmi pastasının en az 1 milyon turistlik dilimini hedefliyorlar…

Nasıl hedeflemesinler ki, son 7 yıllık dönemde kruvaziyer turizminde Sinop’ta yüzde 443, Trabzon’da ise yüzde 411 artış var.

 

Kapı komşumuz Sinop örneğin…

2008 yılında 6 gemi ve 3 bin 136 yolcu ile kruvaziyer turizmine “merhaba” diyen Sinop, geçtiğimiz yıl 26 kruvaziyer ve 4 yolcu gemisi ile toplam 17 bin 518 yolcuya ulaştı.

 

Samsun’u sorarsanız, 2004 yılında 1 gemi ile kruvaziyer turizminde siftah etti, yüzde bin 700’lük artışla 132’ü kruvaziyer olmak üzere toplam 17 gemi ve bin 558 yolcuya ulaştı geçtiğimiz yıl…

Daha da ilgincini paylaşayım, Karadeniz’e sahili olmayan Amasya bile, Samsun üzerinden kruvaziyer turizminden pay alıyor haberimiz olsun.

 

Doğu Karadeniz vilayetleri kruvaziyer gemilerini gözlerine kestirmişlerken, Sinop’a komşu olan ilimizin ise bu alanda en ufak bir talebi bulunmuyor…

Cruz gemisi yanaşacak limanımız yok ki ne talebimiz olsun.

 

Cruz gemisi ilimiz sahilinde yanaşsa yanaşsa İnebolu Limanı’na yanaşabilir, onun da dip derinliği kurtarmıyor…

Cruz gemisi dediğin 3-5 bin tonluk nehir gemisi değil ki, şehir büyüklüğünde bir alamet çünkü.

 

E komşularımız deniz yoluyla turist çekerken Kastamonu böylesi kazançlı bir pastanın tadına bakamaz mı?…

Bu gidişle kokusunu bile burnuna çekemez.

 

Komşu Cruz gemisi yüzdürür…

Biz derede boğuluruz.

 

  • ••

 

Not:

Bugün üçüncü gününe giren “Hamam Mönüsü” yazı dizimde, masanın ana yemeğinin pişirme tarifini verme zamanı geldi de geçiyor artık…

Malzeme tercihinde çıkan niza, pişirme tarifinde yok Allah’tan.

 

Hamam Pilavı’nın (Ala Pilav) kabul gören pişirme tarifine göre, evvela kuru soğan ile çemenli ya da çemensiz pastırma tereyağında kavrularak, pilavın “altı” hazırlanır. Tosya’nın “Sarıkılçık” pirinci sabahtan ıslanır, Tosya yeşil mercimeği haşlanır. Pirincin pilav haline gelmesine yakın, yeşil mercimek tencereye ilave edilir. Üzerine tereyağı “cozur cozur” gezdirilir…

Bu lezzetin üstüne pilavdan dönenin kaşığı kırılsın mı kırılsın.

 

Aklınıza hemen tarhana çorbası gelmesin aman ha…

Kastamonu hamam mönüsünde ne tarhana ne de başka bir çorbaya yer var çünkü.

 

Kelem turşusu başköşeyi tutar…

Yapraklarından değil ama, “göbekten” olacak.

 

Ala pilav, yumurtalı patates salatası, kelem turşusu, tahin helvası, beyaz gazozdan oluşan “Hamam mönüsü” hamamın hangi kısmında yenir peki?…

“Ara ılık” (Ara sıcak) bölümünde.

 

Sıcaklık bölümünde zuhur edip de ara sıcak kısmındaki kanaldan tahliye olan kir kokusunun iştah açan ambiyansında illaki. Eskiler “Kir urgan gibi giderken insanın gözü takılacak” derler…

Hamama aç girilir, tok çıkılır.

 

Bi cümbüşe kaldı mı iş?…

Sıhhatler olsun.

 

 

mustafa-afacan-bant