KORONAVİRÜS SOHBETLERİ

Yaş 79 olunca, ev hapsinde tutulmak zorunda kaldık. Yazmak için bol zamanımız var. Bilgisayarımız, internetimiz yok. Sosyal medya hastalıklarının çoğu şükürler olsun kapımızın önünden geçmiyor. Bu sebeple yazdığımız fıkraların tamamı bize ait. Kalemimizin teri ürünler.

-1-

Kastamonu’nun dar sokaklarında iki eski evin penceresinden penceresine iki yaşlı kadın konuşuyor:

-GızHelime! Ne bu başumuza gelenle? Goronavuru mu,boranavuru mu bi şey gelmüşdeyalamemlegede. Oğlan büzü dıgdıdelüğe. Şartosun, geberdürünsüzü. Çıgmağcağnızsogağa. Ezreilgılugdeğişduğmüş. Yagaladuğunugoyuyomuşdapuda.

-He ya Hemide Abla. Büz de herüfledogsanumuzdayedmüşlüggelünümyedüsügöpeğüoluvedüg! Ağzumuzacıggadayalumuzuveriya. Suzuboturuyoz. Goronayuçoğurudülünüzügestüründeya,gorguduya. Allah’a yalvaruyon, goronayu gavurlara göndersün diye. Bizümherüf beş vagıd cemiye gidiyodu. Cemiyi de gorana gelip otumuşdeyala. İçerügimseyüsogmayamuş. Cinden çok coçuğuvarımuş. Cin tayfasunu da yıldumuşdeyela… Essah mı, bilemeyon.

-2-

Üç lise arkadaşı yirmi yıl sonra bir markette karşılaşmışlar.

-Ali, hayrola, ne iş yapıyorsun?

-Bir ay öncesine kadar kimyagerdim bir fabrikada. Fabrika kapandı şimdi, korona kolonyacısı oldum. Evde kolonya yapıp satıyorum ailemi geçindirmek için. Senin işlerin nasıl?

-İnşaatlar durdu. İnşaat mühendisliği bitti. Şimdi korona mühendisiyim artık. Koronayı önler diye malzeme reklamı yapıp millete yutturuyoruz. Hasan, sen gıda mühendisiydin değil mi?

-Artık değil, korona aktarıyım artık. Her türlü otu, korona ilacı diye tanıtıp para kırıyoruz. Bir ayda iki daire parası kazandım desem inanır mısınız? Makarna, un işinden daha kârlı geldi.

-İnanırız. Niye inanmayalım. Bizim oğlanın çalıştığı dükkan kapandı. Ben de maske işine gir dedim ama geç kaldık. Cılkı çıktı bir ayda. Neredeyse bir ayda kırk milyon maske üretti fırsatçılar. Ellerinde kaldı malları.

-3-

Bir eczane. Eczacı hanım, telefona cevap vermeye çalışıyor:

-Alo! Hanımefendi, %80 alkollü kolonyamız var. Piyasanın yarı fiyatına.

-Ne kadar?

-Litresi elli lira ama sosyal sorumluluk projesi olarak kırk liradan veriyoruz.

-Alo! Hanımefendi! Fısfıslı el dezenfektanlarımız var. Çok kaliteli. Fiyatı da uygun. İster misiniz?

-Kaç lira?

– 70 miligramı, 20 lira ama size sosyal sorumluluk projesi uygulayıp 17.5 liradan vereceğiz.

– Faturanız varmı? Biz faturasız mal satmayız.

– Böyle günlerde, millî felaket günlerinde fatura kesilir mi hanfendi? Biz o kadar memleket düşmanı mıyız? Devletimiz, milletimiz var olsun! Evde kal Türkiye!

-4-

Şair Cemal Süreya, mizah yazarı Aziz Nesin ve hikâyeci Sait Faik’in ruhları biraraya gelip sohbete başladılar:

Sait Faik: Üstatlar, iyi ki zamanında ölmüşüz. Türkiye’de edebiyat çevreleri, gençler, çocuklar herkes bizi saygıyla anıyor. Kitaplarımızı sadece Türkiye’de değil dünyada milyonlarca insan okuyor.

Cemal Süreya: Yaşadığımız yıllardan daha ünlüyüz. Sözü nereye getirmek istiyorsun Sait Faik?

Aziz Nesin: Ben de Sait Faik gibi düşünüyorum. İyi ki zamanında ölmüşüz. Ünlü olduk ama bu süreç daha ne kadar devam eder bilemem. Türkiye, koronavirüs şeytanı yüzünden evlere kapanmış, durmadan yazıyor. Mizahın kralını yapıyor. Aman ne karikatürler, fıkralar, öyküler! Korona tatili sona erince  göreceksiniz binlerce kitap yayımlanacak! Korona ürünlerini basacak dergi bulunmayacak!

-5-

Evli, yetmiş yaş üzerinde iki kız kardeş telefona konuşuyorlardı:

-Abla, kocam hayatımı zindan ediyor. Evde her işime karışıyor. Her gün beş gazete aldırtıyorum. Gazeteler bitince kıyamet kopuyor. Siz nasıl yaşıyorsunuz Allah aşkına?

-Biz  çok iyiyiz Sevda’cığım. Dairemizin dört oda ve mutfağını yeniden düzenledik. Salonun yarısını sinema, yarısını kahve yaptık. Bir odayı lokanta, bir odayı da mescit olarak kullanıyoruz. Odamızın biri de evimizin oturma odası. Yatak odası da var tabii. Aramızda konuşuyoruz. Sinemaya, kahveye, lokantaya gidiyor, bazen de evde oturuyoruz. Park canımız isteyince balkona çıkıyoruz. Balkonda canlı çiçeklerimizin arasında park havası alıyoruz. Hiç canımız sıkılmıyor!

-Peki, hiç kavga etmiyor musunuz?

-Kavgasız hayat olur mu? Olmaz onu da tiyatro niyetine yapıyoruz. Dizilerdeki karı koca kavgalarını taklit ediyoruz. Çok eğlenceli oluyor.

 

 

NAİL TAN