Küre madeni sayesinde Mardin’e “endüstri bölgesi”

Küre ilçemizden bakır çıkıyor, kamyonla götürülüp trene yükleniyor, taaMardin’in Mazıdağı’na varıyor, milyarlık yeni fabrikaya boşaltılıyor, envai ürüne dönüştürülüyor, 760 milyon dolarlık yatırım üstüne bir 40 milyon dolarlık yatırım daha yapılıyor Mazıdağa, özel endüstri bölgesi oldu bu sayede…

Kendimize faydamız yok, şükür Mardin’e oldu.

Canım Küre…

Üstü virane, altı hazine.

Küre- Mazıdağı hattının hikayesi ne?…

Cengiz Holding şirketlerinden Eti Bakır Küre ilçemizden çıkardığı bakır konsantresini Samsun’daki izabe tesisinde katot bakıra dönüştürüyor,  pirit de üretiliyor bu arada. Tüm işlemler esnasında sülfürik asit ortaya çıkıyor. Sülfürik asit, fosfat ve amonyak ile bir araya getirildiğinde ise gübre ortaya çıkıyor. Küre’de pirit var, Mardin Mazıdağı’nda ise fosfat, her ikisi de Eti Bakır’ın. Küre’de çıkan hammadde Mazıdağı’na taşınıyor, oradaki hammadde ile birleştirilip gübre halini alıyor.

(Gazetemiz bu mevzu üzerinde pek çok yazıya ev sahipliği yaptı…

Mehmet Yücel abimiz sağ olsun, farkına vardırdı kamuoyunu.)

Kastamonu sahip çıkamadı elindeki hazineye, Mardin’deki tesisin Kastamonu’da kurulmasını gündeme dahi getiremedi…

Eti Bakır, Mazıdağ’a 760 milyon dolar yatırım yaptı amonyak, sülfürük asit, fosforik asit ve gübre üretimine katma değer sağlayacak yatırımı için.

40 milyon dolar daha yatırım yapacak…

Etti mi 800 milyon dolar.

Resmi Gazete’de dün yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Mardin Mazıdağı’na “Eti Bakır A.Ş. Özel Endüstri Bölgesi” kurulması kararı çıktı…

Hayırlı olsun Kastamonu’ya!

(Toplam 5 şehirde 6 endüstri bölgesi kuruluyor, içlerinde illaki Kastamonu yok…

Bizim iş dünyası iftar yemeği organizasyonları ile uğraşadursun.)

“Küre ilçemizden maden çıka, bindirile kamyona, trene atıla, sarp

yollardan uça, Mardin’in Mazıdağı’na vara, boşaltıla milyarlık yeni

fabrikaya, işlene işlene envai ürün ola…

Kastamonu gazetesi bas bas yaza, Kastamonu kıs kıs susa.”

  • ••

 

Nezahat Ana

 

Kastamonu’da “kent bahçeleri” yahut “şehir bostanları” kök salacaksa bir gün, Türkiye örnek alacaksa şehrimizi, öncüsü muhakkak ki Nezahat Ana (Kesercioğlu) olacak, heykeli dikilecek kadın vesselam…

Üretim harici bir dakikası yok.

Şehir içinde bir apartman dairesi, odasının biri “sera”, pencerenin önünde onlarca bardak içinde domates fidesi…

Etyemez köyünden yerli domates tohumu.

Saksılara dikecek sonra…

İlaçsız, kimyasal gübresiz.

Balkonda çiçek toprağı…

Saksılar.

Sadece domates mi?…

Envai çiçekler, sebzeler, meyveler.

Şehir merkezindeki evinin bahçesine sera yaptı…

Dağ çileğinden ahududuya.

Kastamonu’da şehir bostanlarını geliştirelim, doğal, yerli, geleneksel, sağlıklı beslenelim, kadın ekonomisine katkı sağlayalım…

Nezahat Ana’yı örnek alalım.