“Kuzu! Bizim malımız ve ulufemiz yoktur”

Anadolu’nun dört kutbundan biri, İslam tasavvuf geleneğinin ve mistik düşünce evreninin mihenk taşlarından Şeyh Şaban’ı Veli’nin “kadim duruşu”, “yalan dünya” karşısındaki dimdik varlığıyla geleceğimizin çatısını sağ salim tutuyor…
“Mürşidi Kamil” hemşerimizin anısı her daim akılda, gönülde, dilde.

Şeyh Şaban’ı Veli’nin kapsadığı alanı en doğru haliyle anlamak için “otorite kaynak” İslam Ansiklopedisi’nden bir pasaj okuyalım…
“Şâbân-ı Velî bütün tarikat çevrelerince Anadolu’nun dört kutbundan biri olarak kabul edilir (diğerleri Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî, Hacı Bayrâm-ı Velî’dir). Halvetiyye en fazla kola ayrılan tarikat olduğu gibi Şâbâniyye de Halvetiyye içinde birçok kola sahip en yaygın tarikattır. Şâbâniyye Anadolu, Balkanlar, Irak, Suriye ve Hicaz’dan Hindistan ve Afrika’nın içlerine kadar çok geniş bir coğrafyada temsil edilmiştir.”

(Geçtiğimiz yıllarda ilimizce niyet edilen 2019 yılının “UNESCO Şeyh Şaban’ı Veli” ilan edilmesine yönelik çalışma doğruydu ancak “eksikti” zannımca…
Hazreti Pir’in imzası bulunan yazılı esere odaklanıldığı için yol alınamadı. Oysa, “Üryan geldik, üryan gideriz” sözü etrafında oluşturulacak bir “bakış” dahi çok daha mesafe kat ettirebilirdi.)

Şeyh Şaban’ı Veli’ye dair en kapsamlı kaynaklardan birini kaleme alan hemşerimiz Fazıl Çiftçi, “Hz. Pir Şeyh Şabanı Veli” isimli kitabının 125’inci sayfasında naklettiği pasajda Bayrami Şeyhi İsa Dede’nin, Şeyh Şaban’ı Veli’yi “Mürşidi Kamil” olarak niteleyerek, “Binaenaleyh nefs-i emmarenin yaramaz sıfatlarını güzel sıfatlara ve kalbin katılığını yumuşaklığa çevirir. Ayrılığı birliğe, sözü hale çevirmeye kadirdir. Yani insanların iç dünyalarını karanlıktan aydınlığa çevirmek suretiyle bir cismin yüzeyindeki çirkin rengi güzel renge çeviren boyacı gibidir” dediğini aktarır…
“Karanlığı aydınlığa boyayan boyacı.”

Şeyh Şaban’ı Veli’nin Allah sevgisi ile dünya malını tarttığı sözleri ise evrensel ve zamansızdır, “Zahit (zühd ehli) ise bir fakir gelip de bütün malını mülkünü istese, yanında onu vermekle bir tozu alıp bir tarafa bırakmak arasında fark ve ehemmiyet görmeyen kimsedir.” (Fazıl Çiftçi, “Hz. Pir Şeyh Şabanı Veli”)…
Şeyh Şaban’ı Veli’nin düşüncesinde, bir kişinin sahip olduğu bütün dünyevi mal ve mülke biçilen değer ile bir toz zerresini alıp bir tarafa atmanın eş tutulması, Allah sevgisi mevzusunda insanlığa miras bırakılmış en değerli hazinelerden biri olsa gerek.

Şeyh Şaban’ı Veli…
Kastamonu’nun “referans” değerlerindendir.

Aklımız erdikçe sözlerinin ardına…
Yolumuz ışır.

Anlayalım ki…
Aydınlık bizimle olsun her daim.

•••

Not: Geçtiğimiz 3-5 Mayıs “29. Şeyh Şaban’ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası” idi…
“Uluslararası” bir etkinlik.

Takvimde “anma günü” atlamayan, oto böceğe kutlama mesajları yazan, dünyanın taa öbür ucundaki mevzulara selam eyleyen Kastamonu kamusu, yerel yönetimleri, meslek odaları, sivil toplum örgütleri, üniversitesi bir kelam laf etmedi…
Bir mesaj yayımlanmadı.

Kovid-19 süreci nedeniyle elbette önceki kutlama etkinlikleri yapılmazdı da…
İki kelam söz edilemez miydi?

Lafa gelince “Evliyalar Şehri Kastamonu”…
İcraata gelince “ses” yok.

MUSTAFA AFACAN