Mareşal

İçinde spor, siyaset, yatırım mağduriyeti, üvey evlat, meteoroloji, komedi, arabesk, destan, emek, ilahi adalet gibi adeta ne ararsak bulacağımız yüz yılda kolayına rast gelinmeyecek bir maçtı…

Öğlen başlayıp akşam karanlığında biten mücadelenin sonunda herkes gördü ki, paşadan büyük mareşal varmış.

 

Spordan başlayalım…

İki takım formalarını karşılıklı değiştirip sahaya çıkmış olsalardı misal, ekran başındaki izleyicilerin mevzuya uyanmaları epey bir zaman alırdı. Ortaya koydukları futbolla Kasımpaşaspor’a Süper Lig, Kastamonuspor 1966’ya ise taa 3’üncü Lig ekibi demeye bin şahit lazımdı çünkü. Haa bizim aslan parçaları kora kor mücadele edebilmek için rakiplerine nazaran belki on kat daha fazla güç sarf etmek zorunda kaldılar ama olsun, gıdım geri kalmadılar, dar ettiler sahayı.

 

Gönüllerin sözcüsü olmak lazım gelirse, KSK 1966 için, 3 sene evvelden yaptığı bir Süper Lig provası demenin tam yeri…

“Kasımpaşalı” örneğinden yola çıkarak, bu süre zarfında eskaza hele bi de vilayetimizden bir “Başbakan” çıkarıverdik mi Süper Lig kim ola, Avrupa az gelir.

 

Yatırım mağduriyetine gelirsek…

Sayemizde maçı naklen yayınlayan televizyon kanalı reyting rekorları kırdı. Dünya televizyonlarında ilk olsa gerek, futbol maçında sahadaki karın vileda ile temizlenmeye çalışıldığının ekrana getirilmesi. Adam başına vileda yetişmeyince, paspasla saha temizliğine girişildi. Teknoloji hak getire, emektar ve cefakar stat emekçilerinin koluna kuvvet. Kürüye kürüye kardan adam oldular nerdeyse. Tam dermanları kesiliyordu ki, önüne küçük kepçe takılmış “gıdı” bir traktör çıktı sahaya, kameralar dört koldan “zoom”. Traktörün fendi karlı zemini yendi, Rıza Çalımbay’ın maçı tatil ettirmek için olan uğraşısı böylece sona erdi. Kaybolan saha çizgileri bir kova boya, süpürge fırçası ile çizildi. Tüm Türkiye gördü, devletimizin ilimize yaptığı spor alanındaki kamu yatırımının boyunu posunu böylece.

 

Hava karardı stat ışıkları yandı, güler misin ağlar mısın, caddedeki elektrik direklerinden mi söküp getirdiniz?…

Protokol tribününde iki göz tuvalet var, devre arası tam bi bayram trafiği kuyruğu, hele bi de prostatlıların ardına düştüysen hepten geçmiş olsun.

 

Yıllar yılı dillere pelesenktir, Anadolu kulüplerinin 3 büyükler karşısında hakemler tarafından pozitif ayrımcılığa tabi tutuldukları…

Hakkaten doğruymuş, Kasımpaşa’nın hocası maçın normal süresinin son anlarından başlamak üzere uzatma dakikalarının yekununu kendisine ayrılan koridorun bi kilometre ötesinde, nerdeyse sahanın içinde geçirdi, hakemler ise hiç oralı olmadı.

 

Para her şey demek değilmiş…

Küçük ölçekli Anadolu sermayesi dev İstanbul sermayesinin bileğini fena büktü. Kastamonulu tüccarlardan, esnaflardan, müteahhitlerden selam olsun İstanbul’un armatörlerine, fabrikatörlerine, milyar dolarlık ihracatçılarına.

 

Destandı resmen…

Türkiye’nin değişik alt liglerinden, kulüplerinden topu topu 4-5 ay önce bir araya getirilmiş kimi mesleğinin ilkbaharında kimi sonbaharındaki futbolcular, üç gün önce UEFA şampiyonuna kök söktüren rakibi tuz buz ettiler.

 

Sahaya yedek ağırlıklı çıkan Çalımbay, yürek ağırlıklı Duman karşısında mağlup oldu…

Mesleki birikimi bi tarafa, öyle beyefendi bir insan ki, ilahi adalet de muhakkak maç boyu onun yanındaydı.

 

Kasımpaşa’ya Aralık yaramadı…

Tezkere bırakıp gitti.

 

Soğuk günde sıcacık bir rüyaydı…

Görenler görmeyenlere anlatsın.