Mesele şapka değilmiş, kafanın içiymiş meğer

Gazi Maustafa Kemal Atatürk’ün o kadar iş dururken ne diye tutup “Şapka ve Kıyafet Devrimi” yaptığını anlayabilmiş değildim, devlete ne vatandaş ister fes giyer ister şalvar öyle ya, fabrika kuraydı keşke, okul dikeydi…
Sonra sonra jeton düşmeye başladı, milletimizin başından musibet eksik olmadıkça.

Atatürk’ün derdi ne erkeklerde şapkaymış ne de kadınlarda peçe…
Hepten yanlış anlamışım.

Ne cübbe…
Ne kravat.

Vah vah…
Atatürk’ü anlamak namına teğet bile geçememişim.

Mesele şapka değilmiş, kafanın içiymiş meğer…
Daha yeni yeni idrak eylemeye başlıyorum.

Fikri hür insan…
Tüm dileğiymiş.

Mesele cübbe değilmiş, göğüs kafesinin içiymiş meğer…
Vicdanı hür insanmış.

“Şapka ve Kıyafet Devrimi” buzdağının görünen yüzüymüş…
Aslı “Zihniyet Devrimi”ymiş.

Kadını erkeğiuyle eşit, fikren özgür, medeniyet ufkunu aşmayı zikrinden çıkarmayan, kökleri vatan toprağına basan, dalları gökyüzüne uzanan, hakça paylaşan bir toplum inşa etmekmiş hedef meğer…
Şapka denizde damlaymış.

Zahirmiş şapka…
Zihniyet batınmış.

Fikri ve vicdanı özgür kılmakmış tüm derdi Atatürk’ün…
Serpuş cila sadece.

Fikir ve vicdan küf tuttuktan sonra…
İster şapka, ister sarık.

Atatürk’ü anlamadan bir ömrü yedim bitirdim…
Türlü musibete akıl erdiremeden.

“Şapka ve kıyafet” mevzusunu çözebileydim bari…
Bile bile lades olurdu en azından.

Şapka giyermiyim giymem bu devirde ama fikren ve vicdanen özgür olmak için yola revan oluyorum yeni yeni…
Eh buna da şükür.

Not: 26 Ağustos 1922 sabahı…
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, beraberinde Fevzi Paşa (Çakmak) İsmet Paşa (İnönü), Büyük Taaruzu yönetmek için Kocatepe’ydi.

Sabahla birlikte Tınaztepe…
Belentepe, Kaleciktepe, Çiğiltepe ele geçirildi.

Ve 96 yıl önce bugün Afyonkarahisar kurtarıldı düşmandan…
Süngü gücüyle.

Unutmayalım…
Unutursak çakıl taşı oluruz işgalcinin ayağı altında.
Mesele şapka değilmiş, kafanın içiymiş meğer

Gazi Maustafa Kemal Atatürk’ün o kadar iş dururken ne diye tutup “Şapka ve Kıyafet Devrimi” yaptığını anlayabilmiş değildim, devlete ne vatandaş ister fes giyer ister şalvar öyle ya, fabrika kuraydı keşke, okul dikeydi…
Sonra sonra jeton düşmeye başladı, milletimizin başından musibet eksik olmadıkça.

Atatürk’ün derdi ne erkeklerde şapkaymış ne de kadınlarda peçe…
Hepten yanlış anlamışım.

Ne cübbe…
Ne kravat.

Vah vah…
Atatürk’ü anlamak namına teğet bile geçememişim.

Mesele şapka değilmiş, kafanın içiymiş meğer…
Daha yeni yeni idrak eylemeye başlıyorum.

Fikri hür insan…
Tüm dileğiymiş.

Mesele cübbe değilmiş, göğüs kafesinin içiymiş meğer…
Vicdanı hür insanmış.

“Şapka ve Kıyafet Devrimi” buzdağının görünen yüzüymüş…
Aslı “Zihniyet Devrimi”ymiş.

Kadını erkeğiuyle eşit, fikren özgür, medeniyet ufkunu aşmayı zikrinden çıkarmayan, kökleri vatan toprağına basan, dalları gökyüzüne uzanan, hakça paylaşan bir toplum inşa etmekmiş hedef meğer…
Şapka denizde damlaymış.

Zahirmiş şapka…
Zihniyet batınmış.

Fikri ve vicdanı özgür kılmakmış tüm derdi Atatürk’ün…
Serpuş cila sadece.

Fikir ve vicdan küf tuttuktan sonra…
İster şapka, ister sarık.

Atatürk’ü anlamadan bir ömrü yedim bitirdim…
Türlü musibete akıl erdiremeden.

“Şapka ve kıyafet” mevzusunu çözebileydim bari…
Bile bile lades olurdu en azından.

Şapka giyermiyim giymem bu devirde ama fikren ve vicdanen özgür olmak için yola revan oluyorum yeni yeni…
Eh buna da şükür.

Not: 26 Ağustos 1922 sabahı…
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, beraberinde Fevzi Paşa (Çakmak) İsmet Paşa (İnönü), Büyük Taaruzu yönetmek için Kocatepe’ydi.

Sabahla birlikte Tınaztepe…
Belentepe, Kaleciktepe, Çiğiltepe ele geçirildi.

Ve 96 yıl önce bugün Afyonkarahisar kurtarıldı düşmandan…
Süngü gücüyle.

Unutmayalım…
Unutursak çakıl taşı oluruz işgalcinin ayağı altında.