MOTTONUZ YOKSA HAVA CIVA TATTOSUNUZ!

Türkiye 2020 yılında Millî Eğitim Bakanının (Prof.Dr. Ziya Selçuk) “Hibrit Eğitim” terimini sıklıkla kullanması sonucu “hibrit”le tanıştı. Sonra “harmanlanmış eğitim” olarak değiştirilip Türkçe istilacılarına karşı çıkan Türkçeci aydınların tepkisinden kurtulmayı başardı. Biz de Kastamonu gazetemizdeki köşe yazılarımızda “hibrit”e karşı çıkmış, mizahi/güldürücü eleştirilerde bulunmuştuk.

Hibrit, yakın dönemde Tarım ve Orman Bakanlığından gelen bir rakiple karşı karşıya kaldı: Motto. Eski ve yeni Bakanlar kendi dönemlerindeki Tarım politikalarını açıklamak için; Z kuşağının çok iyi bildiği “motto”dan yararlanmayı düşündüler.

TDK’nin Türkçe Sözlüğü’nde (11. bs., 2011 Ankara) motto kelimesinin anlamını araştırdık. Bağımsız madde yok, ilgili maddede açıklaması var. Fransızcası slogan : (s.2127).

Slogan: Fr. 1. Bir düşünceyi kolay hatıırlanıp tekrarlanabilir bir biçimde ifade eden kısa, çarpıcı söz, motto. Kimlik, topluluk, örgüt, kurum veya kuruluşun amaç ve araçlarını özlü bir biçimde tanımlayan deyiş veya söz.

Yunanca metafor kelimesinden kaynaklanıyor. İngilizce ve İtalyancada motto şekline dönmüş. Edebiyatta deneme, roman, öykü yazarları bugünlerde metinlerinin başına bir motto eklemeyi yaygınlaştırıyorlar. Bazen motto, tanınmış bir yazarın sözü de olabiliyor.

Nisan 2022 ayında Tarım ve Orman Bakanlığında Bakan değişimi yaşadı. Yeni Bakan, Bakanlığı iyice tanıdıktan sonra, gıda fiyatlarındaki aşırı artışlar karşısında basın mensuplarına Bakanlığının yeni tarım, politikasını, hatırda kalması için şu şekilde açıkladı: “Yeni motto: Sen üret yeter!” Tarım ve hayvancılıkla geçinenleri hedef alan bir söz. Yerinde ve doğruluğundan asla şüphe edilmeyecek bir düşünce. “Çiftçiler, siz sadece üretmeyi düşünün, biz sorunlarınızın farkındayız, çözerek size destek olacağız.” şeklinde yorumlamak mümkün. Oysa çiftçi, besici mottodan önce tarım ve hayvancılık girdilerindeki sorunların çözüldüğünü muştulayan şu mottoyu bekliyor: “Girdileri çok ucuzlattık, üretim için sıra sizde.”

Eski kültürümüzde, herhangi bir alanda darboğaza girildiğinde; “Bu konuda atalarımız ne demiş, hangi yolu tavsiye etmişler?”denilerek atasözlerine başvurulurdu. Yeni politikacılar, artık iletişim çağını düşünerek; köylünün, çobanın, besicinin cep telefonuyla kırda bayırda dolaştığını, traktör kullandığını düşünerek artık üreticilere motto ile ulaşmayı kararlaştırmışlar. Ne güzel değil mi? Z kuşağının tarım ve hayvancılıkla uğraştığını hayal edebiliyorsak geleceğimiz parlak demektir.

Şu motto sözünü bundan sonra çok sık duyacağız. Tarım ve Orman Bakanlığının motto hamlesi, çıkışı karşısında diğer Bakanlıklar, hele hele belediye başkanlıkları, meslek birlikleri boş mu duracaklar sanıyorsunuz? İşte duymamız mümkün bazı mottolar:

  • Beş tüketen değil, on üreten Türkiye!
  • Aç kal, açıkta kal, partisiz kalma!
  • Sen işini beğenmezsen, bir beğenen göçmen bulunur.
  • Üniversiteyi bitirip mutsuz olacağına, teknik liseyi bitir mutlu ol.
  • Krediyle geçinenin cenazesi krediyle kalkar.
  • Dostlarını çoğaltmayan devlet, kendini düşman devletler çarşısında bulur.
  • Çok övgü, bilene sövgü.
  • Az konuş, öz konuş, her gün konuş.
  • Maskeyi attım, hayatın tadına baktım.
  • Malını, mülkünü yabancıya satan, seni bekliyor yabancı vatan.
  • Güneş, petrole eş!
  • Çayını, fındığını sen topla, yabancıya muhtaç olma.
  • Sen mesleğini sevmezsen, mesleğin de senden boşanır.
  • Çalışana iş, çalışmayana kiş.

Ana dilimiz Türkçe; politikacıların ideolojik kelime/sözcük tutkuları yüzünden olanak, yaşam, betik, istikşafi, çüüz, baybay, mersi, hibritten sonra artık motto dönemine girmiş bulunuyor. Hayırlı olsun! Biliniz ki mottonuz yoksa bundan sonra işe yaramaz bir tattosunuz!

 

 

NAİL TAN