“Mutluluk; yaşamaktan çok, yaşatmak sevincidir”

Tarım, turizm, sanayi, demiryolu, kapı, pencere, inşaat, rekabet, kalkınma misali dünyevi meşgalelerden habire dem vurdukça hayatın asıl varlık sebebini gözden kaçırıyoruz sanki…

Nazik, ince, hassas, duygu bulutu hasletlerimiz var ardından el salladığımız oysa.

Demiryolu bugün olmaz yarın olur…

İnsaniyet bir kere gitti mi bir daha geri gelmez.

Bartın Valiliğinin ardından Merkez Valisi olarak kamu görevini sürdürmekte olan Vali İsa Küçük’ün2015 yılında imzaladığı “Atlas ve Ateş” isimli şiir kitabını ara ara yeniden yeniden okuyorum, her seferinde insanlığa dair bir yeni kapı daha açılıyor zihnimde misal…

Her satırı ayrı ders.

Felsefe ile edebiyatı harman eylemiş…

Kent ozanı bir vali.

Bartın Valisi görevini sürdürürken “Halet Abla Destanı” isimli biyografik eserini yazdı…

Ardından “Bütün Hürriyetler Serbest Bu Akşam”, “Atlas ve Ateş”, “Başka Şeylerin Şiirleri” kitaplarını okuyucu ile buluşturdu.

Dünkü yazımda Vali Dr. Enis Yeter’i kaleme alınca, bugün de tutamadım kendimi açıkçası, başka bir valiyi yazmak istedim…

Valiler yol açıyor Anadolu’da.

İlimizi görev icabı farklı kereler ziyaret etti…

Komşu valiydi sonuçta.

Kastamonu’yu bir ziyareti esnasındaki duygularını kağıda döktüğü “Sunak Taşı Yazıları” şiirinde yer alan bir 8 satır var ki, adeta yüzyılların imbiğinden damlamış bilge heceler…

“Yapıp başardıkça öğrendik

Özgür aklın emek kardeşliğinde

Mutluluk

-Bu yaşam coşkusu-

Yaşamaktan çok

Yaşatmak sevincidir

Ve

Alfabemizin ilk harfidir.”

Bencilliğin kol gezdiği günümüzde…

Acep hangi şövalye ruhlara ödev kıldı bu sözleri?

Ah Valim tıka basa yaşamak dururken, yaşatmak sevincini koluna takıp kırlarda şen kahkahalar atacak insanlar var mı acep günümüzde?…

“Özgür akıl” kaldı mı yahut ya da “emek kardeşliği”?

 

  • ••

Not 1:

Vali İsa Küçük’ün şiir formundaki ve lezzetindeki “şehircilik” derslerinden devam edelim…

Hazır yerel seçimlerin kapıya dayanmasıyla kamuoyunun ilgisi “Belediye, şehir, yurttaş hakları” konularına az da olsa çevrilmişken.

Vali İsa Küçük şehirleri güzelleştiren yahut çirkinleştiren nedenleri merak ediyor aşağıdaki dizelerinde…

“Bir yerleşim yerini, bir şehri, bir kenti, büyük kenti güzelleştiren

Ve çirkinleştiren

Yaşanır veya yaşanmaz kılan kimlerdir, nelerdir diye düşündüm sonra

Şehir deyince, kalfa ve ustalar

Kent deyince, mimar, mühendis, ölçü, bilim, çevre, koruma, plan

Büyük kent deyince rant mı?

Her birine şekil veren, bilemedim.”

“Kentleşme nedir?” sorusunun cevabını veriyor başka dizelerinde…

“Kentleşme, yalnızca fiziki bir mekan düzenlemesi değil

İnsanlığın birlikte yaşama isteğine toplu bir yürüyüştür, sağlıklı ve mutlu”.

Siyaset dilinin tüm iticiliğine karşı…

Şiir formunda ne güzel bir anlatım.

Şehircilikte başarının sırrını fısıldıyor…

“Şehircilikte başarının birinci koşulu kent topraklarının toplum yararına kullanılmasıdır

Kentli hakkıdır, hakça yararlanılmalıdır

Ve

Yiteni gördükçe yaşatmanın önemi öğrenilir her derste

Mutluluk, yaşatmaktır”.

 

Öğretici mısralar…

Her seçmen şiir okusa, şehirler daha yaşanır olur.

 

  • ••

Not 2:

“Karadeniz insanı nasıldır?” sorusunun cevabı Vali İsa Küçük’ün kaleminden…

“Karadeniz insanı dalgası gibidir

Kıyısında dursan

İçine alır seni

Geri vermez bir daha

Ölüm döşeğinde olsan

Canını verir

Geri almaz bir daha.”

 

  • ••

Not 3:

Ankara’nın imar planını hazırlayan ve uygulama sırasında Ankara İmar Müdürlüğü’ne danışmanlık yapan şehir plancısı HermannJansen, Mustafa Kemal Atatürk’e sordu…

“Bir şehir planını bozmadan uygulayacak kadar kuvvetli bir iradeniz var mıdır?”

 

Elbette şiirlerdeki kadar idealist değil hayat…

Gerçek dünya hayallerin katili.