Ne umduk, ne bulduk?

Basındaki haberlere bakarsak ilimizde işler iyi gitmiyor. Her şeyden önce yatırım yok. İl nüfusu her geçen gün eriyor; merkezin tabelası yüz bin rakamını zor aşmış. İlin geneli göç verdikten sonra merkez nüfusu artsa ne olur, artmasa ne olur?

Batı Karadeniz Bölgesi’ni ilgilendiren bazı projelerden söz edildi, hatta yenileri eklendi ama bunların ne işe yaradığını kimse bilmiyor. Sonuçların vatandaşın hayatına yansıması lazım. ‘Proje’ sözü çok kullanılıyor; lakin ortada somutlaşmış ne var? Umut dağıtılıyor, yıllardır.

Bir asra yaklaşan Cumhuriyet tarihinde Şeker fabrikasının dışında fabrika namına ne yapıldı Kastamonu’da? Son yıllarda onun da randımanı düştü. SEKA’ya ait kâğıt fabrikası doğmadan öldü; kendir tarımı bitti. Yeni iş sahaları için yatırım gerekli. Bazı iller geçmişte devlet imkânlarını iyi kullandı, avantajlı konuma geçti. Biz bundan yoksun kaldık. İlin kalkınması tarım, turizm, sanayi gibi birkaç önemli faktöre bağlı. Kastamonu genelinde Devrez ve Gökırmak vadileri dışında tarıma elverişli toprak çok az. Zaten arazilerimizin yüzde sekseni ormanla kaplı. Sanayi ıskalanmış, turizmin adı var, kendi yok. O zaman nasıl kalkınacağız? Ticareti kiminle yapacağız? Son elli, altmış yılın gazete koleksiyonlarını inceleyin; hep aynı beklentileri, yakınmaları görürsünüz. Buna ‘yerinde saymak’ da diyebiliriz.

Bir bölgenin kalkınmasında doğal zenginlik elbette önemli. Ancak gelişmede en önemli faktör yol. Kastamonu ve ilçeleri yol konusunu henüz çözebilmiş değil. Merkezle ilçelerimiz arasında düzgün yol var mı? Çevre illerle bağlantımız da yok. Karabük’e 90, Ilgaz kavşağına 60 olmak üzere toplam 150 km. yolu yapamadık. Yol olmayan yere yatırım gelmez.

Ilgaz tüneli en az kırk, elli yıldır konuşulur. Bu sene bitmesi bekleniyor. Elbette önemli bir kazanım olacak; ancak bu kadar geç kalmışlığın bedelini kim, nasıl ödeyecek?

Karadeniz sahil yolu Sinop’ta durdu. Bundan Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki iller etkileniyor. Asıl zararı Kastamonu çekiyor. Sahil ilçelerimiz eridi gidiyor. Amasra tarafından bir yol başlamış, kaç yıl sonra bitecek belli değil.

Yıllar önce bir heyet Süleyman Demirel’i ziyarete gitmiş, bazı isteklerde bulunmuş. Demirel bizimkilere “Önce yol isteyin” demiş. Doğru ve yerinde bir tespit.

Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryolu seferberliği başlamış. Heyetler gidip gelmiş Ankara’ya. Bizi yine avutmuşlar. Trenin olmadığı yerde sanayi nasıl gelişecek?

Deniz yolu felç. 1881’de başlayan İnebolu limanı uzun yıllar sürüncemede kaldı. Neticede ortaya küçük bir liman çıktı; şimdi de üzerinde karabulutlar dolaşıyor. Limanı büyütmek gerek; peki, arkasında yol desteği var mı? Neyi, nasıl taşıyacaksınız?

Havaalanı için elli yıl bekledik. İki sene önce büyük bir tantanayla açıldı. Uçaklar gelip gidiyor. Dış dünyaya bağlantımızı sağladığı için sevindik ama aynı zamanda üzüldük. Dillere destan, en modern havaalanıydı; pilotlar, yolcular imreniyordu; demeç üstüne demeçler veriliyordu. Hele o Ilgaz manzarası; önümüzde kaymaklı kadayıf gibiydi. Öve öve bitirilemeyen havaalanında ILS cihazı yok. Niye baştan söylemediniz? Hani 2015’de takılacaktı, ne oldu? Muhtemelen iklim şartları müsait olmadı! Bırakın kışı, yazın bile seferler iptallerini gördük. Her ne ise, bunları bir yana koyalım.

Bugün biraz da rahmetli Emrullah Demirkaya’dan söz etmek istiyorum. Güzel sanatlarda yetenekliydi; enstrüman kullanır, resim yapar, hat yazardı. Şehir bandosunun kurulmasında emeği vardır. 1983’de Mehmet Âkif’in konuşmalarını yayınlarken âyetlerin klişelerini ona yazdırmıştım. Mütevâzı, nurânî yüzlü; kalemi ve kompozisyonu güçlü, kendi hâlinde muhterem bir insandı. 1937’de Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası’nın başkâtipliğini yapmış; yani genel sekreter. O yıl, KATSO, vilayetin tarım, ticaret ve sanayisi hakkında bir rapor yayınlamış. Emrullah Bey’in kaleminden çıkmış altı sayfalık mükemmel bir giriş yazısı var. Rapor 1934-1936 yıllarının bilgilerini kapsıyor. Giriş kısmından bir bölümü nakledeceğim. Aradan seksen yıl geçti. Değişen veya değişmeyen ne görüyorsunuz?

“Kastamonu istihlâk pazarlarına tren gibi seri vasıtalarla bağlanıncaya ve ihracat limanı olan İnebolu’da mahfuz, esaslı bir liman yapılıncaya kadar sanayi ve ticaret üzerindeki durgunluğun devam edeceği tabiidir. Sanayide kullanılan mevâdd-i ibtidâiye ve malzemeyi kolaylıkla ithal ve imal edilen sanayii kolayca istihlak pazarlarına ulaştırmak mecburiyeti meydandadır. Kendir, tiftik, yumurta, kereste ve elma gibi en mühim gelirlerimizi dış pazarlara vaktiyle göndermek için lazım olan vesait temin ve elde edilmedikçe, Kastamonu vilayeti şimdi olduğu gibi âtide de iktisaden düşkün bir vaziyette kalacaktır. Kastamonu topraklarından tren düdükleri işitildiği ve fırtınalı havalarda ve kış günlerinde Kastamonu ihracat malını alan ve ithalat malını verecek olan vapurların İnebolu’da barınmağa başladığı günden itibaren Kastamonu toprak, ağaç ve hayvan gelirlerinde yeniden bir canlılık ve yükselme ve dış pazarlara sattığı sanayi mallarında da tabii bir artma başlayacaktır.”

Bu vesileyle Emrullah Bey’i rahmetle anıyorum.