Nereye böyle?

Anafora mı kapıldık ne?

Doğa bir acayip oldu. Gün güne uymuyor.

Ayarsız… Tutarsız…

Bir sıcak bir sıcak… Kavurucu…

Ertesi gün ceviz büyüklüğünde dolu…

Sokaklar, caddeler, insanlar perişan.

Sel, seylap, su baskını… Heyelan…

İmdat çığlıkları.

Ölümler.

Doğa huyunu değiştirdi.

 

***

 

İnsanlar öfke kusar oldu.

İnsanlar eski insan değil.

TV’ler cinayetler için özel bölüm hazırlıyor.

İşlenen cinayetlere gazetelerin 3. sayfaları yetmiyor.

Ne tür cinayet okumak istersen var.

Beğen beğen oku!..

İnsanın genleriyle mi oynandı?

Sabırsız… Doyumsuz…

Duygusuz… Acımasız… Hoşgörüsüz…

Saygısız… Küstah insanlar dolu her yer.

 

***

 

“Taşlar yerinden oynadı” böyle oldu.

İnsanlar kentlere sevdalandı, can sevdalandı.

İnsanlar Nazım’a nazire  “akın var akın”  diyerek soluğu kentlerin varoşlarında aldı.

Kentler insanları almaz/barındıramaz oldu.

Sonrası malum…

Boğaz derdi, geçim kavgası.

Türkiye kavga ediyor.

Bitmeyen bir siyaset kavgası da cabası.

Partiler eskisi gibi değil. İnsanlar değişince partiler de bir hal oldu.

Siyasetin ortak paydası Atatürk ilkeleri kalmadı. Kayboldu.

Hep koltuk kapma hırsı…

Öfke, kavga, döğüş, karalama…

Yaşasın demokrasi!..

Cumhuriyet… İnsan hakları… Atatürk devrimleri… savunma hattı…

Cemaat… Tarikat… Din/iman… hücum/forvet hattı.

Sessiz ve derin bir savaş…

Kurt dumanlı havayı sever”, düşman da…

Ah dış güçler, ah!

Kışkırtmalar… Kışkırtmalar… Kışkırtmalar…

***

Nereye böyle?