“Olgunlaşma” mevzusunda Güneydoğu’nun doğusuyuz

Bir “Olgunlaşma Enstitüsü” tutturdum gidiyorum fark etmişsinizdir, ne yazık ediyoruz ilimize ve vatandaşlarımıza, e birader Mardin’de açılmış yıllar önce, Kastamonu’da niye yok, Mardinliler olgunlaşma enstitüsü açarken Kastamonulular ne yapıyordu?…

Eğitim altyapısında doğudan da güneydoğudan da geriyiz, yazık.

Mardin’de tarihi bir taş binada hizmet veriyor Olgunlaşma Enstitüsü, 2017-2018 yılı döneminde toplam 4 bin 56 kurs açıldı, 67 bin kursiyer kurslara katıldı…

Bin 278 okuma-yazma kursu açıldı misal, 15 bin 86 kursiyere merhem olundu.

Daha ne envai kurslar ne envai kurslar…

“Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde kurulan giyim atölyesinde Mardin’in Nusaybin ilçesinde bulunan 11. yüzyıldan günümüze ulaşmış, tema olan “mezar taşı motifleri” ile süslenen yöresel kıyafetler işlenirken, taş ve ahşap işleme atölyesinde miras kalan motifler ustaların ellerinde yeniden arşivlere kazandırılıyor. Öte yandan sandıklarda saklı kalan iğne oyası, sırma işleme sanatı da yeniden kumaşlara işlenerek kültürel miras arşivine saklanıyor.”

Hadi buyurun…

Ya Kastamonu?

Sorsan Mardin’i bastırır bizim siyasiler, bürokratlar, meslek odası ve sivil toplum örgütü temsilcileri…

Üstlerine yoktur.

Hamaset şampiyonları…

Lafla peynir gemisi yürütücüleri.

Mardin’de var, Kastamonu’da yok…

Gerçek olan ise bu.

 

Not: İçinde bulunduğumuz eğitim-öğretim yılında iki kadim lisemiz Abdurrahmanpaşa ve Göl Anadolu, kamuoyu tabiriyle “nitelikli” lise olamamıştı bakanlık nezdinde, ikametgaha göre öğrenci almışlardı biliyorsunuz, epey tantana kopmuştu da sonuçsuz kalmıştı…

“Tarihse tarih” işlememişti.

Üzerine pek düşen de olmadı gerçi…

Günümüzde “vefa”, İstanbul’da semt adı olarak kalakaldı malum.

İddia odur ki Maarif Bakanlığı’nda ülkemizdeki nitelikli lise sayısının artırılmasına yönelik bir çalışma başlamış, bastıran iller nitelikli lise sayılarını çoğaltacaklar besbelli bu hengamede Kastamonu ne yapar bilmiyorum…

Elimizi çabuk tutmakta fayda var.

Bakan Yardımcısı Kastamonulu hemşerimiz…

Kapısı çalınır mı, derde derman aranır mı?

Belki de gerekli adımlar atılmıştır…

Benimki hariçten gazel okumaktır.

Seçim zamanı gerçi…

Eğitime öğretime kim bakıyor?

Varsa yoksa sandalye derdi…

Kolay gele.

 

Not 2: Ankara’nın böğründe, İstanbul’a uçakla 50 dakika uzaklıkta, İzmir’e aktarmayla iki saatlik mesafedeki Ilgaz dağı turizm merkezimiz şarkıcı Demet Akalın sayesinde yekun rakiplerini geçtiğimiz hafta sonu tanıtımda geride bıraktı!…

Akalın’a teşekkür borçluyuz.

İzleyicilerle tokalaşmak için eldiven taktığına dair haber patladı gitti, gazetecinin cinliğine mi yormalı yoksa hunharca bir bakış açısı olarak mı yorumla mı bu haberi, tartışılır…

Eldiven olmasa Ilgaz’ın esamesi okunmuyor ama n’aber?

(Akalın, eldiven ile ilgili iddiaları yalanladı dün, dava açacağını kaydetti…

İyi de hangi birine dava açacak?)

Ilgaz dağında akranları ile yarışacak kış turizmi olmadığına ne zaman kanaat getireceğimiz meçhul…

Her zaman bir Akalın imdada koşmaz.