Ölümün 41. yılında Arif Nihat Asya

 

M Eski 200

“ Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü

Işıl ışıl, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.”

 

Yukarıda sözler, Bayrak şiirinin ilk mısraları. Arif Nihat Asya, bizim Kastamonu Lisesi’nin 1923 mezunlarından. Okul numarası 65; o günlerde Mehmet Arif adını kullanıyor. Küçük yaşta anne, babadan ayrı düşmüş. Aile yakınlarının yanında büyümüş. Ortaokula İstanbul’da başlamış, Bolu’da bitirmiş; liseyi Kastamonu’da okumuş.

Burada olduğu dönem Millî Mücâdele yılları. O zaman kamuoyu oluşturmak için çok sayıda miting, müsamere, konferans düzenlenmiş. Kastamonu’dan gelip geçen önemli yazar ve siyaset adamları liseye uğramış. Lisenin hocaları da çok saygın insanlar. Müdür Behçet Bey; Açıksöz’de yazılar yazıyor, sahiplerini destekliyor. İsmail Habib Sevük güçlü bir edebiyatçı; öğrencilerde şiir kültürü ve edebî zevkin gelişmesinde en büyük yardımcı. Sadece edebiyatla iş bitmez; tarih bilgisi de gerekli. İsmail Hakkı Uzunçarşılı bugüne değin liseye gelen en büyük tarihçi. Enver Kemal Bey kalem sahibi bir felsefe hocası.

Şehirde Açıksöz gazetesi çıkıyor; Millî Mücâdele’yi en güçlü şekilde destekliyor. Aydınlar yazılarıyla güç katıyor. Lokomotif görevini lisenin hocaları yürütüyor. İsmail Habib gazetenin başyazarı. Uzunçarşılı tarihî konularda yazıyor. Hocalar yazarken öğrenciler hiç geri kalır mı? Ârif Nihat Asya, Orhan Şaik Gökyay, Bahri Vedat şiirleriyle renk katmışlar. Şiirlerde tema; vatan sevgisi, vatan aşkı. Orhan Şaik Hoca bir söyleşimizde, “Biz vatan aşkından başka bir aşk bilmeyiz” demişti.

Arif Nihat Asya; Edebiyat Fakültesi’nden mezun olunca öğretmenlik yaptı çeşitli illerde. Adana’da görevliyken yazdı Bayrak şiirini. 1950-58 arasında Demokrat Parti’den milletvekili seçildi, sonra öğretmenliğe döndü.

İlkokul beşinci sınıfta Ağıt şiirini ezberlemiştik. O şiirden birkaç mısra yazalım:

“….Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok,

Ben nasıl varım?

Ağla ey Tanrı dağlarından

İndirilmiş Tanrım.

 

Şu yakın suların

Kolu neden bükülmez?

Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin

Benden doğar bana dökülmez?”

 

Arif Nihat Asya Kastamonu Lisesi’nde okurken Açıksöz gazetesi, Gençlik ve Doğu dergisinde 20 şiiri yayımlanmış. İlk şiiri 20 Ocak 1920 günkü Gençlik’te çıkmış: Yurt Acılarından.

Yine bir müsamerede kendi yazdığı şiiri okumuş. 5 Şubat 1921 günkü Açıksöz diyor ki: “Şiir okuyanlar arasında, en ziyade takdire mazhar olan 65 numaralı Arif Efendi oldu. Ve okuduğu şiir başkasının değil kendisinindi. ‘Harâb Ellerde’ nâmındaki bu şiiri, bu genç mekteplinin nasıl parlak bir istikbale namzet olduğunu gösteriyordu. Kendisini samimiyetle tebrik ederiz. Bu güzel şiiri yarınki nüshamızda derc ediyoruz”. O günün gazeteleri öğrencileri teşvik ediyor.

Tiyatro çalışmalarına da katılmış.. 24 Şubat 1922 günü Fatih piyesi oynanmış; o güne ait bir fotoğrafta Bizans İmparatoru Jüstinyen rolünde görüyoruz.

İlk yazdığı şiir uzun; birkaç mısra aktarmakla yetinelim:

 

“Gözlerimiz kan dolu… Gezer, ağlarız,

Biz öksüz diyarların öksüzleriyiz!

Âvâre âşıklarız, aşkımız temiz

Bir onmaz şelâleyiz, gama çağlarız

Kalbimiz göz yaşından bir ulu deniz”

 

1969’da Kastamonu Lisesi’nin kuruluş yıl dönümüne gelmiş. Şeref Defteri’ne iki rubaî yazmış; yer yok, biriyle yetinelim:

 

Bir gümlemeden, yakın yürekler hoplar;

Tarihe gider, sorulsa, soylar, soplar.

Döndükten sonra, kaç seferden yorgun

İftar topu olmuştur emektar toplar.

         

Ömrün de bir sonu var; 1904’de başlayan hayat, 5 Ocak 1975 günü Ankara’da bitti. Ruhu şâd olsun.