ONLAR 24 SAATE SIĞMAZ

Çocuklardan söz edince, türküdeki gibi, “bir yanımız yaprak döker, bir yanımız bahar bahçe.”

Savaşlar, açlıktan ölen çocuklar, çocuk işçiler ve çocuk tacizleriyle yüreğimiz kanarken, bir yanımız yaprak döküyor. Bir yanımız ise çocuklarımızın masum, ışıl ışıl gözlerinde, sevgi arayan kalplerini görüp, bahar bahçeye dönüşüyor.

Dünya’nın en güzel varlığı olarak tanımladığımız çocuklar mutluluk ve umut kaynağımız. Ne kadar yorgun olursak olalım evimize gittiğimizde, yüzümüzü güldüren, gönlümüzü şenlendiren kıymetlilerimiz. Çocuklarımızdan söz ederken, sözcüklerle resim çizmenin ne denli zor olduğunu görürüz. Çünkü en güzel sözlerle de anlatsak yetersiz kaldığını düşünürüz.

“Çocuklarla beraber geçen vakit ruhu iyileştirir” cümlesi FyodorDostoyevsky’e ait. Peki ya biz,  çocukların ruhunu iyileştirebiliyor muyuz?Kendi çocuğumuzun üstüne titrediğimiz gibi tüm çocuklar için içimiz titriyor mu?Dış ortamların yıkıcı ve olumsuz etkilerine karşı toplumsal olarak üstümüze düşeni yapıyor muyuz?

Yasal veya ahlaki olarak Dünya’daki bütün çocukların doğuştan sahip olduğu hakların başında; yaşama hakkı gelir. Oysa ki açlıktan ölen ve savaşlarda ailelerini yitirmiş ya da vatanlarından koparılmış milyonlarca çocuk var.Sağlık, barınma gibi ihtiyaçlarıyla birlikteeğitim hakkı da çocukların vazgeçilmez haklarındandır. Her çocuk öğrenim ve eğitim ile geleceğini daha sağlam şekilde inşa etmeli, kendi ayakları üstünde durabileceği yarınlara doğru yola çıkmalıdır.

Tüm Dünya’da çocuklarınyaşadığı olumsuz koşullar da göz önünde bulundurularak; 1925 yılında düzenlenen Dünya Konferansında alınan karara göre Ekim ayının ilk pazartesi günü Dünya Çocuk Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, 2020 yılında 5 Ekim’e denk gelmektedir.

Bir de, UNICEF’in her yıl 20 Kasım’da kutladığı Dünya Çocuk Günü, aynı zamanda Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin kabul edildiği tarihtir, şeklinde bilgi var.Yine internetten araştırırken farklı bir tarihle daha karşılaşıyoruz. Şöyle diyor; 1 Haziran tarihi, UNICEF’in aldığı karar gereği, 21 ülkede olmak üzere, en yaygın Çocuk Günü’dür. Son olarak, Türkiye’de her yıl 23 Nisan’da Dünya Çocuk Günü, 20 Kasım tarihinde ise Çocuk Hakları günü olarak kutlanmaktadır, bilgisi var.

Farklı tarihlerde olsa da büyük bir gerçek var: Dünya Çocuk Günü evrenseldir. Çocukların sorunları, insanların, toplumların, ülkelerin, Dünya’nın sorunlarının ilk adımıdır.

“Çocuklar yarının büyükleridir. Geleceğin yöneticisi ve güvencesidirler” diyor büyük devletler, kocaman adamlar.Ama büyüklerin başlattığı savaşların, çatışmaların, yetişkinlerin silahlanmalarının bedelini çocuklar ödüyor. UNİCEF raporuna göre; her yıl mayınlar yüzünden 8.000 ile 10.000 arası çocuk ölüyor ya da sakat kalıyor.Dünya çocuklarının milyonlarcası yoksul. Ve yoksulluk, açlık, eğitimsizlik, sağlıksızlık ve ölüm anlamına geliyor. Dünyada, yaşları 5 ile 14 arasında olan yine milyonlarca çocuk tehlikeli ve istikrarsız ortamlarda yaşıyor.İlkokul çağında olup, okula gitmeyen Dünya çocuklarının yüzde 60’ını ise kız çocukları oluşturuyor.

Dünyamızınüzerini örten kara bulutları aralayıp,masmavi gökyüzünü görebilmek için, olumsuz koşullardakiçocukların korunmasına ve iyi yetişmelerine destek olalım. Çocuk ölümleri,çocuk işçiliği, yoksulluk ve sevgiden yoksunluk gibi dünya çocuklarının refahını ilgilendiren konulara duyarsız kalamayız.

Maddi gereksinimlerin yanı sıra, çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey şüphesiz ki sevgi ve ilgidir. Kendileri dışında gelişen çeşitli olumsuzluklar nedeniyle anne ve babalarının yanında yetişip büyümeyen çocuklara, sımsıcak bir el uzatmak, vatandaşlık görevi, insanlık gereğidir. Maddi ya da manevi olarak, herkes imkanları doğrultusunda bu sorumluluğu yüklenmelidir.

“Sağlam çocuklar yetiştirmek, arızalı insanları düzeltmekten kolaydır” demiş, Frederick Douglass. Bu söze katılmamak mümkün mü?

Hiçbir çocuk kimsesiz kalmamalı, kimsesiz hissetmemeli. Sorumluluğu üzerimizden atıp, onlarla ilgili çıkan trajik haberleri konuşmak, acımak, öfkelenmekten çok fazlasını yapmalıyız. Kimsesiz çocukların yüreklerine tek tek dokunmak, yaşamlarına sızan ışık olacak, kalpleri vadilerden hızla akan derenin suları gibi coşacak, gelecek hayalleri kurmaya başlatacak belki. Belki de siz onun hayatındaki bir rol model olacaksınız. Ya da güvenebileceği, doğruyu öğrenebileceği kişi olarak sizi görecek, yaşamında rengârenk tomurcukların var olmasına, onların açıp, çiçeklere bürünmesine neden olacaksınız.

Tek boyuta indirgenmeye çalışılan dünyada bundan büyük mutluluk, daha keyifli bir şey var mı?Bir çocuğu, hem bireysel, hem de sosyal hayatta, iyiye, güzele, doğruya yöneltme ve yeni değerler kazandırmanın gururu,kendi yaşantımızı da zenginleştirir.Dünya’da vicdanı olan hiç bir insan bir çocuğun bir damla göz yaşına dahi kıyamaz, dayanamaz. O halde, insan olmamızın sorumluluğunu yerine getirmek de bizlere düşüyor.

Onlar çocuklarımız. Bizim ya da ülkemizin evlatları. Çocuklar geleceğin toplumu olduğu için gelecekteki bu toplumun iyi ya da kötü olması da yine bizlere bağlı. Gelecek nesil olan şimdinin çocuklarına karşı büyük bir görevimiz var; Onlara yaşanabilir bir dünya bırakmak.

Çocuk yaşamdır, dünyanın devamıdır, hayatın sürekliliğinin kendisidir.Dünyanın neresinde bulunursa bulunsun, bütün çocukların mutlu ve sağlıklı olmaları tüm insanların ortak isteği olmalıdır.Dünya Çocuk Günü kutlamalarının tarihleri farklı farklı da olsa, çocuklar bir güne sığmaz, sığdırılamaz. Bu özel günde çocukların sorunlarına dikkat çekmenin yanı sıra, onları her zaman düşünmeli, elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.

MİNE ÖZGÜR