Ortak dilden çıkan lezzet: Simit Çorbası

Cahit Abi’nin sihirli değneği ile yerel bir lezzet yeniden hayat buldu

Cahit Abi (Kanburoğlu), hayata birçok alanda emek veren, yaşam kuyumcusu bir abimiz… Bugüne kadar ne iş yaptıysa hep takdir aldı. Çünkü samimiyetle, emekle ve içtenlikle yaptı her yaptığını…

Yetiştiği Kastamonu terbiyesi, Kastamonululuk görgüsünü hiç kaybetmedi ve bu değerlere yaşadığı çağın tüm insanlığa dair katma değerlerini de ekledi ve hep sonuçta olması gereken, herkesin gıpta ile baktığı o, Cahit Abimiz oldu, Cahit Abimizin yaptıkları oldu…

***

Cahit Abimizin elinde sihirli bir değnek olduğuna inandım hep… Neye dokunduysa değerli kıldı, nerede durdu ise gönülden bir has bahçeye döndürdü… Bu değer kattığı iş ve mekânlardan biri ise Pembe Han’da yattığı sihirli lezzetler dünyası…

Penbe Han, tarihsel bir mekân olarak önce Vakıfların restorasyonu ile Kastamonu’nun kültürel hayatına yeniden katkı sunmak için ortaya çıktı. Ardından Cahit Kanburoğlu buranın işletmesini alarak yöresel mutfak olarak çalıştırmaya başladı. Derdim kesinlikle bir kıyas değil ama Cahit Abi’nin yaptığı mütevazı, lezzetinden mekânın tasarımına kadar gerçekten yerel-yöresel bir ortam yarattı. Cabada pastırmalı fasulyeden, ekmek çeşidine, turşusundan içeceğine kadar özellikle Kastamonu’da geleneksel bir evde yenebilecek lezzetlere kavuşuldu. Çünkü Cahit Abi’nin Penbe Han’a gelen misafirleri/müşterileri için yaptıkları aynı kişiler kendi evine gelse yapacakları için aynısıydı…

İşte bu misafirperverlik ve samimiyetin içinde 2019 son gününde kentimizin gizli lezzet duayenlerinden olan Ömer Gülamoğlu’nun daveti ile yine kentin geleneksel yemek kültürüne hâkim ağabeylerimizle (Halim Yün, Serdar İzbeli, İbrahim Temizdal, Mehmet Kahyaroğlu, Erkan Yılmaz, Kastamonu kültürüne merakı ve içten yaklaşımlarıyla Bilal Karakaya ve ismini sayamadığım büyüklerim) birlikte Penbe Han’da bir yeni yıl sürprizi için buluştuk.

***

Sürprizin ismi ise “Simit Çorbası”.

Simit Çorbası, Simit Tiridi’nin biraz farklı, biraz daha likit hali ve elbette tahıl ile zenginleştirilmiş bir biçimi desek yanlış olmaz.Reçete olarak baktığımızda, bayatlatılmış simit doğrandıktan sonra yine kemik suyu ile ıslatılıp, içine önce pişmiş yeşil mercimek ve biraz da kuru fasulye eklendikten sonra kavrulmuş kıyma ve sarımsaklı yoğurtla servis edilen bir lezzet ve sağlık patlaması…

Kastamonu’nun geleneksel mutfak kültüründe hem evlerde ama özellikle esnaf mutfağında önemli yer tutan bir lezzet Simit Çorbası… İşte o yüzden sadece mutfağın değil Kastamonu Kültürü’nün duayenleri masada… Çünkü kent kültüründe mutfak, sadece mutfak ve lezzet değildir… Hele ki bir esnaf mutfağı sadece bir mutfak değildir. Orası mekân olarak da lezzet olarak kentin hafızasının yeridir…  Lezzet hafızası, koku hafızası, kültür hafızasıdır… Ortak bir dilin konuştuğudur…

Geçmişte lezzetin – kokunun ve elbette ortak hafızanın mekânı olan bu esnaf lokantalarının özel lezzetleri şimdi Cahit Kamburoğlu’nun çabasıyla Penbe Han’da yeniden hem Kastamonu Kültürü’nün anımsamasının merkezi noktası hem de ulusal ve uluslararası arenadaki yemek çeşidi yelpazesinin vitrine çıkma ortamı da oluyor…

(Bu arada Simit Çorbası’nı yaşatan bir Ustamız daha var ki anmamak olmaz… Mahkemealtı’nda, Yılmaz Kardeşler Lokantası’nı ayakta tutan yılların aşçı ustası Ahmet Karaoğlu. Kastamonu’daki esnaf lokantası kültürünün önemli isimlerinden biri olarak geleneksel lezzetleri yaşatmadaki çabaları görmemezlikten gelinemez)

Kısacık bir öğle yemeği de işte tam da yukarıda tanımladığımız gibi de oldu… Eskinin esnaf lokantalarından Kastamonulu pehlivanların öğünlerine, el arabasından satılan soğuk paça için girilen kuyruktan yemek pişirme yöntemlerine ve yemek kültüründen çıkıp geleneksel ile çağdaşın nasıl bir ortak noktada, gelecek yönetiminde olması gereken profesyonel görüşlere kadar Kastamonu hafızası hem canlandırıldı hem de gereksiz bir aşınmaya yer vermeden kültürü geleceğe taşınmanın yollarına göz atıldı…

Başta, bu geleneksel ve yok olmaya yüz tutmuş kültürümüzün olması gerektiği gibi yaşatılması için cesaret ve destek veren Ömer Bey’e, sonra o lezzetleri tadarken kültürümüze yeni katmanlar oluşturan ağabeylere ve elbette dokunduğu şeyi güzelleştiren Cahit Kanburoğlu ve sihirli değneğine el veren tüm ekibine bu katkılarından dolayı teşekkür etmek gerekir…

Ve bu teşekkürün de en iyi ifadesi sanırım Penbe Han’a gidip, oradaki samimi bir ekibin yaptığı/yarattığı Simit Çorbası gibi tüm lezzetleri tatmaktan geçecektir…

 

MURAT KARASALİHOĞLU