Özne, yüklem, küfür

26

Herkes kendi uçurumlarının derinliğine inanır. Bu sebepten ötürü uzmanlık istemeyen ve herkesin bir yorumunun olduğu konular hakkında yazı yazmanın pek çekiciliği yoktur. Mutluluk, aşk ve sevgi gibi konular üzerinden yazılan yazılar havanda su dövmeye benzer. Fakat dayanamadığım ve dillendirmek istediğim bir konu var; farkındasınızdır insanlar birbirlerine karşı çok saygısızlar!

Korktuklarına saygı duyup, korkmadıklarına karşı esip gürlemenin basitliği içerisinde yaşayan adabı muaşeretten nasibi kesilmiş olanlara sözüm. “İstanbul beyefendiliği” ve “Osmanlı” olarak nitelenen duruşunu kaybetmenize ne sebep oldu?

Toplumun her kesimine sirayet etmiş bir saygısızlık bu. Öğrencisinden öğretmenine, yazarından bürokratına, gencinden yaşlısına uzanan toplumsal bir gerçeğe dönüştü artık. Kendi fikrinden olmayanın yaşam hakkını elinden almayı meşru gören bir tahammülsüzlük ortamında yetişiyor çocuklarımız. Kendi fikrinden olan haksız da olsa, her şekilde ona arka çıkmayı tembihleyen bir yanlışın pençesindeyiz.

Sıradan diyaloglarda bile cümle yapısının özne-yüklem-küfür olarak değiştiği garip bir Türkçe ile muhatap değil miyiz sokaklarda? Sosyal medyada paylaşılan insan cesetleri ve bu cesetleri beğenenler var düşünebiliyor musunuz?

Saygısız insan yığınları arasında devam eden bir saygı ve yaşam mücadelesi olacak bizimkisi. Bencilliğe ve çıkarcılığa evrilen, duyarsızlık ve nemelazımcılıkla yoğurduğumuz bir toplumsal ahlak geliştirdik, dayanamıyorum. Çirkin ruhlu ve kötü niyetli insanların çoğaldığını, bulaşıcı bir hastalık gibi birbirlerine saygısızlık bulaştırdıklarını görüyorum.

Bu saygısız kitlelerin beslendiği kaynağın cehalet olduğunu sanıyor ve çözümün eğitimden geçtiğini düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz. Lafı gevelemenin lüzumu yok, haberlerde sıkça rastlıyoruz akademisyenlerin büyük çoğunluğu saygısızlıkta unvan almışlar, egoya batmış diplomalı profesör ve doçent saygısızlar.

PAYLAŞ