Öztürk’ten seçim manifestosu

Millet İttifakı’nın CHP’li Belediye Başkan Adayı Mustafa Öztürk, “Belediyecilik anlayışı”nı dile getirdiği seçim manifestosu niteliği taşıyan bir açıklamada bulundu.
Öztürk’ün açıklaması şöyle:

“Milletimizin bütün varlığını ortaya koyarak, millet olma bilincinin en üst noktaya çıktığı, fedakarlığın ve vatan aşkının bir millete neler yaptırabileceğinin en büyük ispatı olan Çanakkale Zaferinin 104. Yıldönümü kutlu olsun.
Bu savaşın unutulmaz komutanı, Türk milletinden başka, sömürülen milletlerin ruhunda da bağımsızlık ateşini yakan cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e, silah arkadaşlarına, şehitlerimize ve gazilerimize Allahtan rahmet diliyorum.

Herkes şunu çok iyi biliyor ki, iktidar partisinin belediye başkan adayları ciddi bir maddi harcama ile reklamlarını yapıyor, bakan, milletvekili ve hatta Cumhurbaşkanı’nın katıldığı seçim mitingleri düzenliyorlar. Ülkemizin ciddi bir ekonomik dar boğazdan geçtiği şu günlerde böyle bir israfın, bu kadar yüksek harcamanın sebebinin koltukları korumak olduğu da halkımızın gözünden kaçmamaktadır.

16 Mart 2019 Pazar günü, 24 Haziran seçimlerinde CHP Cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce Kastamonu Cumhuriyet meydanında halka hitap etti. Sağlık sorunları nedeni ile “Basın Açıklaması” olarak düşündüğümüz bu organizasyon, Kastamonulu hemşerilerimizin yüksek katılımı ile miting havasına büründü. Kastamonulu hemşerilerimizin göstermiş oldukları bu konukseverlikten dolayı CHP- İYİ Parti (Millet İttifakı) Kastamonu Belediye Başkan Adayı olarak çok teşekkür ediyorum.

İki gün önce kesinleşen bir programla, ancak yerel imkanlar ile duyurduğumuz ve sadece kısa bir basın açıklaması olarak düşündüğümüz bu ziyaretin Cumhuriyet Meydanını dolduran bir miting havasına bürünmesi bizi ziyadesi ile mutlu etmiştir. Hiçbir platformun kurulmadığı, sadece ses düzeninin hazırlandığı ve üstelik soğuk ve yağışlı bir hava olmasına rağmen bu ilginin yarınlar için, Kastamonu için tasarladığımız projelerin hayata geçirilmesi konusunda bize umut verdi.
Bu yola çıkarken ilk adımda şu cümleyi kurmuştum.
“Biz Kastamonu’ya kollarımızı açıyoruz. Kastamonu bizi bağrına basacaktır” Bunun gerçekleşmiş olmasından dolayı kadirşinas Kastamonu halkına yürekten teşekkürlerimizi sunuyorum.
31 Mart 2019 akşamı Kastamonu Belediyesini kazandığımızda hiçbir görüş ve düşünce ayrımı yapmadan Kastamonu belediyesine aynı coşku ile gideceğiz.
Çünkü biz kazandığımızda engelli kardeşim kazanacak.
Çünkü biz kazandığımızda kadınlarımız kazanacak.
Çünkü biz kazandığımızda çocuklarımız kazanacak.
Çünkü biz kazandığımızda gençlerimiz kazanacak
Çünkü biz kazandığımızda Kastamonu kazanacak.

Yürüttüğümüz seçim kampanyasında olduğu gibi hiç kimseyi ötekileştirmeden, bize neden oy vermedin diye hesap sormadan herkesi kucaklayarak hizmet götüreceğiz. Hazırladığımız bütün projelerde insan olacak diyoruz. Bunu bir slogan olduğu için söylemiyoruz. Bunu gerçekten belediyecilik anlayışımın merkez noktası olduğu için söylüyoruz. İnsanımızın yüzünü gülümsetebildiğimizde geri kalan bütün hizmetleri biz çok kolay başarırız.
Devletin ve kamu kurumlarının görevi zaten bu hizmetleri yapmaktır. Bunları yaptım diye övünmek kadar abes bir siyaset anlayışı olamaz. Hangi makam ya da kurum olursa olsun hizmet alanına giren bütün hizmetleri yapmak zorundadır. Bunları yaptım diye aynı kurumun bütçesinden, yine halka harcanması gereken kaynakları kendi reklamı için harcamak, milletin kaynaklarını israf etmekten ve çöpe atmaktan başka bir şey değildir.

Bu çarpık anlayışı kökten değiştireceğiz. Bir hizmeti hakkı ile yerine getirdiğinizde onun reklamını yapma ihtiyacı hissetmezsiniz. O hizmetten yararlanan herkes aslında sizin canlı reklamlarınızdır. Bir şeyin reklamını çok yapmak, aslında bu işi hakkı ile yapmadığınız anlamına gelir. Bizler Kastamonu Belediyesinin yönetimine geldiğimizde halkımızın hizmetine para harcayacağız. Onların refahını artırmanın ve onların hayatını kolaylaştırmak için para harcayacağız.
Bizim milletimiz kadirşinastır. Bizim milletimiz kadir kıymet bilir. Onlar yararlandıkları hizmetin karşılığını takdir edeceklerdir.

25 yıldır Kastamonu sosyal belediyeciliğe hasret kalmıştır. Sosyal belediyeciliğin tek bir kaynağı vardır. O da insandır. İnsanın hayatını kolaylaştırdığınızda, onun yüzünü güldürdüğünüzde o şehirde her şeyin yolunda gitmemesi imkansızdır. Biz insanımıza değer vereceğiz. Onların değerli olduklarını hissettireceğiz. Bu kenti yaşanabilir bir kent haline getireceğiz.
Bu zamana kadar açıkladığımız bütün projeler Kastamonu halkından esirgenmiş ve onun hayatına bir nebze olsun kolaylık sağlayacak projelerdir.
Tabi ki, bir doz ilaç almak için Ankara, İstanbul ya da Çankırı’ya gitmek zorunda kalan onkoloji hastalarımızı biz düşüneceğiz.
Tabi ki, akşamın karanlığı çöktüğünde Pazar yerlerindeki çöplerden yiyecek toplayanları biz düşüneceğiz.
Tabi ki, engelli kardeşimin sıkıntılarını ve ailelerinin yaşadığı sıkıntıları biz düşüneceğiz.
Tabi ki, evsizlerimizi, kimsesizlerimizi ve yaşlılarımızı biz düşüneceğiz.
Tabi ki, sokakta yaşayan çocuklarımızı ve hayvanlarımızı biz düşüneceğiz.

Biz sosyal yardımları sadaka olmaktan çıkaracağız.
Bizim belediye yönetimimizde kışın soğuğunda bir haneye kömür gidecekse, ihtiyaç sahibi rencide edilmeden bu yardım yapılacaktır. Bizim belediye yönetimimizde o sokağa kömür kamyonunun girdiğini kimse görmeyecektir.
Kastamonulu hemşerilerime bir kez daha sesleniyorum.
Bu zamana kadar açıkladığımız projelerimizi bir inceleyin.
İçinde seçim yatırımı değil, insan göreceksiniz.

Kastamonu belediyesi CHP ile yepyeni bir anlayışa kavuşacaktır.
İşini yapmayandan hesap soracak, kendisi de her ay Kastamonululara hesap verecektir.
31 Mart ile beraber Belediye başkanının odası nasıl şeffaf olacaksa, belediyenin bütün işlemleri de şeffaf olacaktır.
25 yıldır halk ile belediye arasına konulan bütün duvarları yıkmaya kararlıyız.”