Prof. Dr. Demir’den su uyarısı “Türkiye’de belirli bölgeler su fakirliği sınırına girdi”

DÜZENLENEN PANEL (SELİM KUŞCU/ORDU-İHA) Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, dünyanın ve Türkiye'nin giderek su sıkıntısı yaşadığını belirterek, "Türkiye su kaynakları bakımından yıllarca zengin diye anlatıldı, maalesef uyutulduk. Türkiye su stresi yaşamada sınırda, hatta belirli bölgelerimiz su fakirliği sınırına da girdi" dedi.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, dünyanın ve Türkiye’nin giderek su sıkıntısı yaşadığını belirterek, “Türkiye su kaynakları bakımından yıllarca zengin diye anlatıldı, maalesef uyutulduk. Türkiye su stresi yaşamada sınırda, hatta belirli bölgelerimiz su fakirliği sınırına da girdi” dedi.

Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla, ‘Suyun Önemi ve Anlattıkları’ konulu panel düzenlendi. Ordu Büyükşehir Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu Konferans Salonu’nda düzenlenen panele katılan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, dünyanın çok ciddi su sorunu ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

Düzenlenen panelde dünyanın şu anda bir ısınma çağı içerisinde olduğunu, son 100 yılı içerisinde insanların yaşadıkları ortama müdahalelerde bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Yusuf Demir, “Normalde 500 yılda gideceğimiz yolu 100 yılda aldık, bunun sonucunda da kendi felaketimizi hazırlamaya başladık” dedi.

“İnsanoğlu dengeyi bozdu”

Prof. Dr. Demir, iklim, su ve orman üçgenine müdahale edildiğinde dengesizliklerin oluştuğunu ifade ederek, “Biz son 100 yılda bu dengeyi bozduk. O nedenle bu kadar çok problemleri tartışmaya ve yaşamaya başladık. O nedenle dünyada küresel iklim değişimi dediğimiz olayın bizi etkilediğini görüyoruz” diye konuştu.

Bu sürecin her yıl dünyada yaklaşık 25-50 bin canlı türünün neslinin tükenmesine yol açtığını kaydeden Demir, “Bu gidişle eğer böyle devam ederse 50 sene sonra dünyadaki canlıların türü değişecek. Biz evrene müdahale ettikçe, atmosfer içerisindeki hidrolojik çevrime müdahale ettikçe yağış rejimimiz de değişiyor. Bilindiği gibi yakın zamanda Kastamonu’da felaket yaşadık ve bir yılda düşmesi gereken yağmurun yarısı bir günde düştü. Bu da geriye kalan yağışın 364 günde yağışın diğer yarısı düşecek. Türkiye’deki yağış rejimi ve düşen yağış miktarı belli, o zaman bunun yıl içerisinde dağılması bizim için çok önemli. Bu yağışların faydası tabi var ancak dengeyi kaybediyoruz. Bakıldığı zaman kar yağması zamanlarda kuraklık yaşadık ve bunların sonucunda da bir sürü felaketi birlikte yaşıyoruz. Böyle devam ederse 30 yıl sonra Uludağ’a da kar yağmayacak. Belki Karadeniz nispeten bu sürecin sonucunda normalin biraz üzerinde yağış alacak ama Türkiye’nin diğer yerleri tam tersi olacak” ifadelerine yer verdi.

“Buzullar eridiğinde Türkiye’deki önemli tarım arazileri su altına kalacak”

“Kutuplardaki buzullar eriyor, bunun sonucunda uzmanların yaptığı araştırmalarda önümüzdeki 100 yılda denizlerin 800-100 santimetre yükseleceği görülüyor” diyen Demir, “Yükselirse Türkiye’nin tarım ovası dediğimiz Çukurova, Çarşamba ve Bafra Ovası, Gediz Ovası gibi önemli tarımsal ovalarımız su altına kalıyor” şeklinde konuştu.

“Türkiye su fakirliği sınırında”

Şu anda her gün dünyada su krizi ve sağlıklı su olmadığı için 6 bin çocuğun hayatını kaybettiğini, 1 milyar insanın ise günde 2 litrenin altında kirli su ile yaşamlarını sürdürdüklerini ifade eden Demir, şu ifadelere yer verdi:

“Bundan hepimiz sorumluyuz. Türkiye’ye bakıldığında ise Türkiye su kaynakları bakımından yıllarca zengin diye anlatıldı, maalesef uyutulduk. Türkiye’nin toplam su varlığı 112 milyar metreküp, bunu nüfusumuza böldüğümüzde bin 300 metreküp olarak hesaplanıyor. Bir ülkenin su zengini olması için 8 bin metreküp kişi başına su olması lazım. Su fakirliği sınırı ise bin, yani Türkiye su stresi yaşayan sınırda. Hatta belirli bölgelerimiz su fakirliği sınırına da girdi.”