Sağduyu “Galip”

Valiliğin kamuya açık alanlarda alkol kullanımını yasaklamasının ardından belediye meclisinde yüksek tansiyonda müzakere edilen şehrimizde yeni “alkollü yer bölgesi” ilan edilmesi mevzusu çok şükür gündemden düştü, sağduyu “Galip” geldi…

Kastamonu’nun alkole değil ekmeğe, “alkollü yer” bölgesine değil “üretim” bölgesine ihtiyacı var çünkü.

“Alkollü ticarethane” ruhsatı şehrimizde “belediye” mevzuatı çerçevesinde Çayboyu’nunNasrullah Köprüsü ve Çengeller arasındaki dar bir alana verilebiliyor halihazırda, “turizm belgesi” sahibi işletmeler için ise ruhsat yasal olarak zaten cepte…

Belediye ruhsatına tabi olacak olan işletmeler için yeni ruhsat alanı açılmasının kamuoyunun yoğun talebi olduğu iddia ediliyor (ki “hikaye” bana sorarsanız).

“Kuzeykent” misal…

“Barlar sokağı” ne menem bir icatsa!

Şehrimizde yeteri oranda alkollü mekan olmadığı için vatandaşın dağda bayırda, kamuya açık alanlarda alkol almak zorunda kaldığı iddia ediliyor ki, külliyen yanlış bir tespit, turizm belgeli alkollü tesisler sinek avlıyor çünkü, vatandaş ya büfelerden alkollü restoranların yarı fiyatına edindiği alkolü dağda bayırda tüketiyor ya da kendi imal ettiği ev yapımı alkollü içeceği…

Sorun alkollü işletme azlığı değil, alkollü içeceklerde vergiden kaynaklanan “deli” fiyat.

Alkollü içeceklere “ekonomik” olarak da ulaşamayan tümden dar gelirli kesim için ise “bali, hap, esrar, vs.” köşe başında emre amade bekliyor…

Uyuşturucu maddelerin alkollü içeceklerden “hesaplı” olduğu bir dönemdeyiz ne acı ki.

(Hap 5 TL…

Esrar 15 TL.)

Altını çize çize yeniden yazıyorum…

Mevzu “ruhsat” değil; ekonomi.

Hadi “ruhsat” sorun olsun, turizm belgesi olan her işletmenin belediye ile zaten işi yok, layıkıyla yatırım yapan ancak turizm belgesi olmayan işletmeler için mevzuat ve “yeterlik/gereklilik” şartları göz önüne alınarak “alkol” ruhsatı belediye tarafından pekalaverilebilir, verilmeli ya da…

Mülki ve yerel yönetim “alkollü bölge” yerine “hak eden alkollü mekan” bakış açısına sahip olmalı.

“Alkollü mekan” için “yatırım” söz konusu…

“Alkollü bölge” ise “rant” demek başlı başına.

(Üniversite öğrencilerinin “hurra” alkollü mekan talep ettikleri ve bunun onlar için bir ihtiyaç olduğu yönünde kimi ifadeler var ki ortalıkta dolaşan; “kuyruklu yalan”…

Öğrencinin kamu-vatandaş işbirliği ile karşılanması gerekli elzem ihtiyacı kitaptır, kütüphanedir, laboratuvardır, yurttur, güvenliktir; her ihtiyaç karşılandı da alkollü yer mi eksiği mi kaldı?)

Toparlarsam, vatandaşın alkollü mekanaçılsın talebi yok, vatandaşta alkollü mekana gidecek para yok, şehrimizdeki üniversite öğrencisi profilinin ekonomisi zaten “dip”, açılacak mekanları şenlendirecek hali yok…

Vatandaşın iş ve aş, öğrencinin “yaşamsal” ihtiyaç talebi var.

(Üniversite kenti olmak için bar açmaktan değil, şehri yekûn sosyal donatılar ile donatmaktan ve eğitim kalitesini yükseltmekten geçiyor, hâlâ hangi kafayla üniversite kavramına yaklaştığımızı anlamak mümkün değil…

Günlük kiralamaların yapıldığı iddiasının arşa çıktığı “1+1” dairelerin denetimleri yapılıyor mu misal?)

(Keza…

Uyuşturucu kullanımının, merdiven altı alkollü mekanların önüne geçmenin çaresi alkollü yer ruhsatı vermekten değil, asayişi berkemal kılmaktan geçer.)

Allah’vere…

Sağduyu “Galip” geldi.

Belediye Meclisinin önceki toplantısında tansiyonu yükselten mevzu, önceki günkü meclis toplantısında yeniden görüşüldü ve Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, meselenin, belediyenin “asli” yetki ve sorumluluğunda olmadığını dile getirerek gündemden düşürdü…

En doğrusunu yaptı.

“Şehremin”…

Budur.