Sağlıkta Erzincan’ın ardında kalmak

Sağlık alanındaki ardı ardına yazılarımın sonuna geliyorum artık, koca Türkiye’de gerisinde kalmadığımız vilayet kalmamış çünkü, yaz babam yaz nereye kadar, bir il bu kadar geri kalabilir, daha acısı ise bu kadar duyarsız olabilir…

Parası olana her yer hastane, garibana olan oluyor.

Doğanyurt’un köyündeki yoksul vatandaş zor bela Kastamonu Devlet Hastanesi’ne geliyor, o gün muayene oldu, derdine derman buldu buldu, bulamadı “geçmiş olsun”…

Otelde kalsa kalamaz, bir daha gidip gelse olmaz, eş dost da fayda olmaz yerine göre Ankara’yı yahut İstanbul’da deva aramaya.

Erzincan misal…

“Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi 17/05/2007 tarihinde 5662 sayılı kanun uyarınca kurulmuştur.Teknik, idari ve akademik alt yapı gerekliliklerini hızlı bir şekilde tamamlamakta olan fakültemiz, 23/05/2011 tarihinde Sağlık Bakanlığı ile imzalanan protokol gereğince Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile sağlık hizmetine devam etmektedir.Fakültemiz ilk öğrencilerini 2008 yılında almıştır. 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı itibarı ile Dönem I’de 111, Dönem II’de 88, Dönem III’te 71, Dönem IV’te 48, Dönem V’te 29 ve Dönem VI’de 28 olmak üzere toplam 375 öğrencimiz bulunmaktadır.Fakültemizde Temel Tıp Bilimleri Bölümünde 10, Dahili Tıp Bilimleri Bölümünde 19 ve Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümünde 13 ana bilim dalı bulunmaktadır.  Bu ana bilim dallarında 62’si Araştırma Görevlisi, 78’i Doktor Öğretim Üyesi, 17’si Doçent ve 14’ü Profesör  kadrosunda olmak üzere toplam 171 akademik personel görev yapmaktadır.”

Erzincan’da sağlık alanında tüm bunlar olurken…

Kastamonu’da neler oluyordu?

Sorumluları kim bu acı tablonun?…

Kim hesap verecek?

Yazık değil mi garibanlara…

Bu ne vurdumduymazlık?

Sağlık üzerine yazmam artık kolayına…

Ölmüşüz zaten.

 

******************************************************

 

Yoksullukta

Güneydoğu’yu geçmek

TÜİK “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2018” sonuçlarını açıkladı, 2017 yılının referans alan araştırmaya göre “göreli yoksulluk oranı” sıralamasında “Kastamonu, Çankırı, Sinop” en yüksek 4’üncü bölge çıkarken, “Gaziantep, Adıyaman, Kilis” ise “en düşük bölge” çıktı…

“Yoksulsun sen yoksul kal Kastamonu!”

 Hane halkı fert geliri küçükten büyüğe doğru sıralanıyor, en ortadaki sayı “medyan gelir” oluyor…

Her bölge için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si temelinde hesaplanan yoksulluk sınırına göre, “gelire dayalı göreli yoksulluk oranı” sıralamasında “Tekirdağ, Edirne, Kırklareli”, “İstanbul”, “Adana, Mersin” ve “Kastamonu, Çankırı, Sinop” sıralanıyor.

Göreli yoksulluk oranının en düşük olduğu bölgeler ise “Gaziantep, Adıyaman, Kilis”, “Zonguldak, Karabük, Bartın”, “Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli”…

Güneydoğuya kadar gitmeye gerek yok kapı komşumuzdan daha “yoksul” haldeyiz.

“Batı Karadeniz Bölgesi” olarak tarif edilen coğrafyada “medyan gelirin yüzde 60’ı göz önüne alındığında 767 bin “yoksul” yaşıyor…

Bu rakam bir yıl öncesinde 726 bin’di, bir yılda 41 bin kişi eklenmiş yoksul tayfasına.

“Kastamonu, Çankırı, Sinop” bölgesinde 2017 yılında 108 bin yoksul varken, bu rakam 2018 itibarıyla 140 bine çıktı…

Bir yılda 32 bin yeni yoksul.

Nüfus az…

Olan da yoksullaşıyor.

Üretim yok…

“Devlet baba”ya talim.

Beylik soruyu tekrarlayalım…

“Ne olacak Kastamonu’nun hali?”

 

MUSTAFA AFACAN