Sahiden “iyileşecek” miyiz?

Telefonlarımızın…
Televizyonlarımızın ekranlarından…
Duygusal görüntüler akıyor…
Ve buğulu bir ses,“iyileşeceğiz” diyor…
“Bu da geldi kabul, ama bu da geçecek, mecbur” diyor…
“İyileşeceğiz, sağlığımıza tekrar kavuşacağız” diyor…

●●●

Gelin devamını birlikte izleyelim:
“Biz insanlar…
Biz ülkeler…
Biz koca dünya…
Özenle, sabırla…
İyileşeceğiz…
Yalnızca bedenlerimizle değil…
Düşüncelerimizle…
Davranışlarımızla da iyileşeceğiz…
Evlerimizde ister ekranlardan içeri, ister pencerelerden dışarı bakalım…
Daha net göreceğiz…
Ölçüp biçeceğiz…
Daha iyi insanlar olacağız bugünlerin sonrasında…
Hiç olmadığımız gibi çıkacağız sokaklara…
Daha iyi evlâtlar…
Ebeveynler…
Bireyler…
Kurumlar olarak…
Daha sağduyulu…
Daha iyi kararlar alarak…
İyileşeceğiz…
Şu an için yan yana gelemesek de herkesi yanımızda hissederek…
Hepimizin aslında aynı mavilikte yaşadığını…
Aynı gezegenin çocukları olduğumuzu bilerek…
Hep birlikte iyileşeceğiz…”

●●●

Sosyal medya başta olmak üzere tüm dünya buna benzer bir üslûbun hâkim olduğu görüntü ve metinlerle “yıkılıyor…”

●●●

Keşke!
Evet, sadece keşke diyor ve sormadan edemiyoruz:
Peki, ama nasıl?

■ Üretimin temel mantığını ve işleyiş biçimlerini yalnızca kâra endeksleyen “vahşi yaklaşımları” değiştirmeden mi?
■ Parayı dünyanın neredeyse tek değer ölçme kriterine dönüştüren “ilkelliğe” son vermeden mi?
■ Olmayan ihtiyaçlarımızı varmış gibi hissettiren gösterişçi tüketimin tutsaklığından kurtulmadan mı?
“Altta kalanın canı çıksın…Bana dokunmayan yılan bin yaşasın…” diyen bakış açılarını terk etmeden mi?
■ Havayı, suyu, toprağı… Tüm nebatatı ve tüm hayvanatı hoyratça kullanan zihniyeti durdurmadan mı?
■ “Dünya genelindeki en zengin 2 bin 153 kişinin serveti, en yoksul 4,6 milyar kişinin toplam servetini geçti” diyen İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam‘ın tespitlerine kulak tıkayarak mı?
■ İnsanlık hanemizde binlerce yıldır büyük bedeller ödeyerek biriktirebildiğimiz her şeyi“yalan”a, yalanları ise “gerçeğe”dönüştüren “illüzyon”ları görmezden gelerek mi?
■ Elimizde avucumuzda insan yanımıza dair her ne kaldıysa tahakkümü altına alan bu vicdanını yitirmiş “küresel dünya düzeni”ni fark etmeden mi?

Uzatmayalım…
Sahi…
Nasıl “iyileşeceğiz?”

●●●

Şimdilik kimsenin “büyülü reçetesi” yok.
Ama insanlık bu sorunun cevabını er ya da geç bir gün bulacak…
Buna yürekten inanıyoruz…
Bize düşen, zor dönemlerden geçerken yaşanan gerçeğin farkına varabilmek…

●●●

Artık hayatımızda yeni bir “milat” var:
Koronadan Önce… Koronadan Sonra…
“Bir virüs gelişir… Pek çok şey değişir!” ve “İnsanlık için ihtar vakti!” başlıklı yazılarımızda yeterince değerlendirmeler yaptık…           
Yine aynı satırlarla bitireceğiz:
“Bugünlerde içimize çöken “kasvet”e rağmen hayat devam ediyor…
Bi yandan önerilen tedbirleri harfiyen uygulayarak ayakta kalmaya çalışacağız…
Bi yandan da kafa yormayı sürdüreceğiz…
İhtiyacımız olan şey…
Önce beden, sonra akıl sağlığı!
Hepimize sağlık, sabır ve kolaylık diliyoruz…”

 

Mehmet Yücel