ŞAİR ÖĞRETMEN KASTAMONU KİTABI YAZARSA

Kastamonu Kız Meslek Lisesi ve Göl Anadolu Öğretmen Lisesinde 1992 yılından itibaren 14 yıl Tarih öğretmenliği yapan şair, yazar Betül Tarman (d.1962 Keşan), ilimizdeki görevi sırasında Oğuz Atay Öykü ve Roman, Rıfat Ilgaz Şiir Ödüllerinin kurulmasına öncülük etmiş, “Türk Edebiyatında Oğuz Atay” konulu bir sempozyum da düzenlemişti. 2005 Necatigil Şiir Ödülü’ne layık görülecek kadar iyi bir şairdir. Her nedense bizim edebiyatçılığımız kendisine ters geldi ki hiçbir etkinliğinde yer almamız mümkün olmadı. Daima kendisinin ön planda olmasını istiyordu galiba.  Bu duygu sanatçıların çoğunda vardır. Kastamonululardan daha çok Kastamonulu görünmek hoşuna gidiyordu. Nitekim, tanıtacağımız kitabının arkasındaki şu cümleleri kurmuş, davranışlarında samimi olduğunu ortaya koymuştu: “Kentli olmak, o kenti sevmekle başlar. Her ne kadar Kastamonu’da doğmamışsam da, o kentle bütünleştiğimden, kendimi hep Kastamonulu saydım.”

Tarıman, Kastamonu’dan ayrıldıktan sonra ille ilgili yazı, gözlem ve izlenimlerini bir kitapta topladı:

Betül Tarıman; Şiirli Takvimden Papaz Mektebine Kastamonu, İstanbul 2011, 239 s. Heyamola Yayınları:264.

Türkiye’nin Kentleri dizisinden yayımlanan kitapta, Kastamonu’nun kültürel zenginlikleri, edebî bir dille, çarpıcı bir şekilde anlatılmış. Şiirler ve eski fotoğraflarla da renklendirilmiş. Fotoğraf denilince Tarıman’ın Kastamonu’da yayımladığı Toplu Fotoğraflar dergisini anımsıyoruz hemencecik. Diğer yandan, yazdıkları, kent sevgisi Mine Özgür’ün Kastamonuculuğunu çağrıştırıyor.

Tarıman’ın diğer yerli, yabancı Kastamonu gezi, deneme yazarlarından farkı,  kullandığı dil ve anlatım gücü. Tarih eğitimi almasının da ayrı bir avantajı var. Gördüğü eserdeki güzellikleri daha kolay farkediyor, arkalarındaki sanat ivmesini herkesten önce yakalayabiliyor. Nahit Sırrı Örik’in Kastamonu izlenimlerini okurken aldığım zevki, keyfi Tarıman’ın kitabında da bulduğumu tereddütsüz söyleyebilirim.

Kitaptaki 64 alt başlık içinde neler var? Biz sadece bir bölümünü sıralamakla yetineceğiz: Biçki Dikiş ve Kumaşa Hüzün Düşürenler, Şiire Söz Kesmiş Bir Şair Hattat: Baharzade Feride Hanım, Sırlar Ülkesi: Paflagonya, Timonion ya da Bir Şehre Ad Olmak, On Dört Sancaktan Biri, Bizden Biri Bir Kadın Zekiye Hanım, Kadınlar Kadınlarımız, İlkler Kentinde 75. Yıl Kutlamaları, İlkler Kentinde Şapka Devrimi, Mahalle Mahalle İçinde, Kuzeykent’te Bir Lise: Göl Anadolu Öğretmen Lisesi, Okul Demek, Kastamonu’da Kadınlar Edebiyatla Buluşuyor, Anadolu’da Bir İlk: Kastamonu İdadisi (Abdurrahmanpaşa Lisesi), İlkler Kentinde Eğitim, Kastamonu’da Basın Kastamonu’da Matbaacılık, Kastamonu’da Gazetecilik, Cumhuriyet Döneminde Kastamonu’da Şair ve Yazarlar, Kentin Belleği: Mustafa Eski, Mimar Vedat Tek, Memleket Kütüphanesi, Saat Kulesi, Kastamonu’da Hastaneler, Kastamonu Konakları, İzbeli Çiftliği ve Sabiha İzbeli, Meşhur Dibek Dövme Kuru Kahve, Kasaba Köyü Mahmut Bey Camisi, Münire Hatun Medresesi, Liva Paşa Konağı, Kırk Odalı Konak ya da Eski Papaz Mektebi, Üryani Eriği Elma Ekşisi Çarşamba Pazarı, Salı Pazarı, Kendirden Sarımsağa Taşköprü, Nasrullah Camisi Şadırvan ve Meydan, İsmail Bey Külliyesi, Bakır Bir Tas El Dokuması ya da Zamana İz Düşürenler, Hanlar, Vardır Şehrin,Tarhana Çorbası, Ekşili Pilav, Tadı Damağımda, Geçmiş Zaman Olur ki, Kastamonu’da Mevsimler, Anne Beni Evlendirsene, Giysiler, Çocuk Oyunları, Cide Sarı Yazma Kültürü, “Çeşmeler Yaptırdım Suyun İçmeye”, Suyun Önemine Dair, Aktardan Eczaneye, Bir Kentte Yaşamak, Son Söz.

Tarıman’ın Bir Kentte Yaşamak başlıklı  yazısından aldığımız son paragraf, Kastamonu sevgisini ne kadar güzel anlatıyor:

“İlkler kentiydi Kastamonu. Anadolu’nun en eski lisesi Abdurrahmanpaşa Lisesi burada bulunuyordu. Zeki Ömer Defne, İsmail Habib Sevük, V. Mahir Kocatürk, Rauf Mutluay burada öğretmenlik yapmışlar, İsmet Özel, Y. Kadri Karaosmanoğlu, Nazım Hikmet, Eser Gürson buradan geçmişler, Orhan Şaik Gökyay, İhsan Ozanoğlu gibi isimler de kentin unutulmayanları arasında yer almışlardı. Üstüne üstlük renkli bir basın hayatı vardı Kastamonu’nun. Doğrusöz, Açıksöz, Çalçene gibi gazeteler buradan ses vermiş, nitelikli yazıları ile okurla buluşmuşlardı. İşte bu nedenle yaşadıklarım unutulmasın istedim. Elimden geldiğince kente ve yaşadıklarıma ayna tuttum. Çünkü, insan hafızası gün olup yaşanılanları unutabilir. Bu nedenle, zaman içinde kopup gelecek parçaları birleştirmeye çalıştım. Bunu başarabildim mi? Bilemiyorum. Fakat bildiğim bir şey var. O da kitap boyunca tarihin gizemli yollarına yaptığım yolculuk… Yaşadıklarımdan damıttığım Kastamonu, benim Kastamonum…”

Kitaba gene döneceğiz… Eleştirilerimiz de olacak. Teşekkürler Tarıman. Kastamonu’yu bu kadar çok sevip, güzel anlattığın için…

NAİL TAN