Salep orkidesi!

Önce, Kenevir Araştırma Enstitüsü…

Şimdi de salep orkidesi.

Nedir bu Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nden çektiğimiz!

•••

Bu kez…

“Kenevir Araştırma Enstitüsü hayırlı olsun!..” başlıklı yazımdaki ironiyi tekrarlamayacağım…

Hatırlayın…

O yazıda, Enstitü’yü sanki Kastamonu Üniversitesi kurmuş gibi bir anlatıma yönelip yazının sonunda durumu şöyle açıklamıştım:

“O enstitü, ‘kendirin başkenti Kastamonu’nun üniversitesinde değil, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde kuruldu!

Siz, haberde gördüğünüz ‘Kastamonu’ları Samsun olarak değiştiriverin…

‘Kastamonu Üniversitesi’ yazan yerleri Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Rektörün adını da Prof. Dr. Sait Bilgiç olarak okuyuverin…

Bi zahmet…”

•••

İmrendiğimiz bir haber daha geldi…

Yine Samsun’dan…

Okuyup öğrenelim…

“Dünyada bir ilk:

Salep orkidesi tohumdan üretilebilecek

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde yapılan topraktan orkide üretme çalışmaları başarılı sonuçlar verdi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Özdener Kömpe’nin başında bulunduğu ve Prof. Dr. İbrahim Özkoç ile Dr. Vildan Akın Mutlu’dan oluşan ekip, tohumdan çimlendirilemeyen ve üretimi için maliyeti yüksek yumrulara ihtiyaç duyulan salep orkidesinin toprak koşullarında tohumdan üretimi ile ilgili çalışmalarda başarılı sonuçlar aldı. 

Salep orkidesi artık tohumdan yetiştirilebilecek

OMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü’nde yapılan ve TÜBİTAK tarafından desteklenen proje olan ‘114Z218’ çerçevesinde Biyoloji Bölümü hocaları  Prof. Dr. Yasemin Özdener Kömpe, Prof. Dr. İbrahim Özkoç ve Dr. Vildan Akın Mutlu tarafından geliştirilen yöntemle salep orkidesi artık tohumdan yetiştirilecek. 

Tohum tescili için başvuru yapılacak

Proje yürütücüsü Prof. Dr. Yasemin Özdener Kömpe, “Türkiye’ de ilk kez toprak koşullarında hiçbir özel besi yeri ya da laboratuvar ortamı gerektirmeden tohumdan salep orkidesi üreten ekip olmaktan gurur duyuyoruz. Uyguladığımız yöntem ile orkide tohumları 15 günde çimlenirken, 2 ayda fide büyüyor. 6 ay içinde ilk yumrusu ve ikinci yılda da salep üretilebilecek özellikte yumruları oluşuyor. Dünyada ilk kez salep elde edilen orkidelerden tohum çimlenmesi yoluyla tekrar tohum elde edebiliyoruz. Tohum tescili için başvurumuzu bu yıl yapacağız.” diye konuştu.

Yüksek ücretler ödenmeden üretilecek

Projeye destek veren TÜBİTAK’a kendisi ve ekip arkadaşları adına teşekkür eden Kömpe, “Bu sonuç, yeni bir başlangıç oldu. Devam eden araştırmalarımız sonucunda salep amacıyla en fazla toplanan orkideleri de bu yöntem ile çimlendirip ilk yumruları aldık. Sadece salep orkidelerini değil aynı zamanda süs bitkisi olarak yurt dışından ithal edilen tropikal orkideleri de aynı yöntem ile üretebiliyoruz. Bu ayrıca umut ve gurur verici bir sonuç. Saha denemelerine bu yıl başlandı. Çok yakında salep üretimi için doğadan yumru toplamaya ya da bazı kişilerden derneklerden yüksek ücretler karşılığında yumru satın almaya gerek kalmadan üreticiler tarlalarında, bahçelerinde tohumdan salep orkidesini kolayca üretebilecekler” dedi.

•••

Biliyorum…

Sizin de dikkatinizi çekti…

Nasıl çekmesin?

Üzerinde yaşadığımız bu topraklar yakın zamanlara kadar “salepin de başkenti”ydi.

Sözünde, sohbetinde…

“Dışarıdan gelip dağımıza taşımıza musallat oldular. Salepimizin kökünü kuruttular.” cümlesini kurmayan kaç kişi vardır aramızda?

Bu tarz yakınmaların…

İllâ ki…

Ya sahibi…

Ya tarafı olmuşuzdur.

•••

Salep orkidesi projesi, hepimize şunu bir kez daha anlatıyor…

Söylenip durmanın hiçbirimize bi faydası yok!

Fark yaratmak…

Akademik anlamda yöreyle bütünleşmek böyle bir şey.

Daha önce de dile getirdik…

Çok uzatmadan yeniden özetleyelim:

  • Didaktik üniversite anlayışının hükmü kalmadı.
  • Yalnızca araştırmacılığa indirgenmiş akademik yaklaşımlar terk ediliyor…
  • Girişimciliği öncelemeyen…
  • Bilgi odaklı küresel üniversite anlayışını sürdüremeyen tüm üniversiteler tökezliyor…
  • Bilginin ticarileşebilmesinin yol ve yöntemini bulamayan, bunun mekanizmalarını kuramayan üniversiteler patinaj yapıyor…

•••

Yeni Rektör sayın Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal’ın Kastamonu basınının temsilcileriyle yaptığı toplantıda verdiği önemli mesajları unutmuyoruz:

■ Üniversite olarak şehre ne kadar katkı sağlarsak, şehir de bize o derece katkı sağlayacak.

■ Geçmişe değil, geleceğe bakıyoruz.

■ Kastamonu Üniversitesi tüm dünyaya açık ve iş birliği içerisinde olacak.

■ Üniversite yapılanmamızı ilin özelliklerini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak oluşturacağız.

■ En doğruyu, en makulü istişareyle, ortak akılla bulacağız.

■ Tabiat turizmi ve ormancılık alanında ihtisas üniversitesi olmanın yükümlülüklerini yerine getireceğiz.

Bu sözlerle yeşeren umutlarımızı o günden itibaren canlı tuttuk…

Tutmaya da devam edeceğiz…

Çünkü…

Bugünün dünyasında…

Bilimsel bilgiyi üretmeden…

Üretilen bilgiyi sahaya indirmeden bir şansımız olamayacağının bilincindeyiz.

Atılmaya başlandığını “hissettiğimiz” doğru adımların hızlanarak tempolu bir koşuya dönüşeceğinden kuşkumuz yok.

•••

Onun için sürekli tekrarlıyoruz:

Her biri başka bi tarafa ‘çekiştiren’ cılız projelerle ilerleyemeyiz.

Birilerinin hammadde tedarikçisi olmakla yetinemeyiz.

Önce elimizde, avucumuzda ne varsa kıymetini bileceğiz ve tüm zenginliklerimizi, dünya ölçeğinde kabul gören yeni değerlerle taçlandıracağız.

Bunun için izlememiz gereken yol ve yöntem belli:

İşe…

“Kastamonu Sosyo-Ekonomik Master Planı”nı hazırlayarak başlayacağız…

Bu süreçte…

Kamu, aksiyoner görev anlayışını özümseyecek…

Üniversite, bilimsel bilgiyi üretip sahaya indirebilmek için canla başla gayret sarf edecek…

Ticaret ve sanayi odalarımız sürecin taşıyıcılığını üstlenecek…

Kooperatiflerimiz daha fazla inisiyatif alacak…

Seçilmişler, “Kastamonu’nun hizmetkârı” olduklarının bilinciyle çalışacak…

Sivil toplum kuruluşları atılan adımları halkımızla bütünleştirecek…

Girişimcilerimiz işin kolayına kaçmadan, katma değerli ürün koklayacak…

Tarımdan sanayiye…

Turizmden ticarete…

Planlı, programlı…

İlçe ilçe… Köy köy…

Samimiyetle…

Gayretle…

Senkronize bi iş birliği içinde olacağız.

Bu yolculuğun “olmazsa olmazı” üniversitemiz!

•••

Kastamonu, geçmişte şu ya da bu nedenle çok zaman kaybetti, çok kan kaybetti!

Artık, rasyonel davranma zamanı.

Vakit…

Somut hedeflere, somut projelerle yürüme vakti.

•••

Bu kadar sözün üstüne…

Üniversitemizden duyacağımız…

Meselâ…

“Türkiye’de ilk kez toprak koşullarında hiçbir özel besi yeri ya da laboratuvar ortamı gerektirmeden tohumdan kanlıca mantarı üreten ekip olmaktan gurur duyuyoruz” şeklinde bir haber, hepimiz için teselli ikramiyesi olabilir!

Fark etmez…

Höbelen de olur.

Hem böyle bir adım…

Tabiat turizmi ve ormancılık alanında ihtisas üniversitesi olan üniversitemizin yükümlülüklerini yerine getirmeye dönük bir ilk adım niteliğini de taşıyabilir.

Neden olmasın?

•••

Farkındayım…

Soğuk kış günleri yaklaşırken keyifle yudumlayacağınız salebin hayâlini kurdurmak yerine…

Böyle konularla keyfinizi kaçırdık…

Üzülmeyin…

“Kalkınma yolculuğu”na çıkmaya niyetlenirken “tren”i kaçırmaktan iyidir.

Diyeceğim de…

Pardon…

Bir trenimiz bile yoktu, değil mi?

 

—————————————————————————————

AğlıYORUM

 

Coğrafi tescil bekleyen yeni ürünümüz:

Meşhur Küre Giryanı!

Pazartesi günkü gazetemizde…

“Hammaddenin en değerlisi bizden, kalkınması Mardin’den” notu düşülerek yayınlanan…

“Mazıdağı’na kurulan 1.2 milyar dolarlık tesis bin 500 kişiyle üretime başladı. Kalkınmada Mardin Modeli” başlıklı haber…

“Ben Kastamonulu’yum” diyen herkesin yüreğini sızlatmalı…

 

MEHMET YÜCEL