Şekerin gücü adına…

Küresel ısınma yoktur diyen adının ön kısmında dolu dolu unvanları olan böyük adamlara inat yağmayan kar, açan güneş ve chemtrails etkisi olmayan gökyüzü altında yazıyorum bu satırları.

Şeker fabrikasının özelleştirilme kararının ardından bizim meslek odaları toplantılar yapacak, ardından asla özelleştirilemez diyecekler, belki de  daha önce olduğu gibi şeker fabrikasının önündeki yolu kapatacaklar. Ama bizim ne yazık ki her zaman olduğu gibi B planımız yok.

Ama B planlı olma olasılığı olan Cargill firması var! Kendileri Amerikan şirketi olup, Bursa Orhangazi’de birinci sınıf tarım arazisine fabrikası arz-ı endam etmektedir. Aynı zamanda tesisi ilk açıldığında yaklaşık olarak günde 3 bin 500 ton su kullanmaya başlamıştır. “Sadece Bursa’da mı tesisi var” deseniz,“nayır” derim… Tek yeri olur mu kocaman Amerikan şirketinin…  İstanbul, Adana, Ankara, Balıkesir, Kocaeli ve İzmir’de de fabrikaları vardır. Nişasta bazlı şeker konusunda uzmanlardır. Nişasta bazlı şeker, herkesin bildiği gibi modern ölüm makinesi olarak da adlandırılabilir. Aynı sigara gibi, aynı Çin tuzu gibi… Çin tuzunu biraz araştırdığınızda Amerikan hazır gıda firmalarının kapılarına kilit vurmanız an meselesi… Ama evangelistler entrikayı pek sever ve ilk kendi ülkelerinde başlarlar çalışmaya… O yüzden tosun gibi ağabeyler ablalar ilk Teksas’tadır… Çünkü ilk şekerleme ve fast food fabrikaları orada açılır…

Neyse Çin tuzunu bırakıp nişasta bazlı şekere geçelim… Zamanında bir koyun verip bir kilo şeker alıyorduk Rusya’dan o yüzden şeker fabrikaları açıldı. Bi nevi ata, dede mirası… E devletten soy ağacına bakmak için yarış yapanlara duyurulur.

Cargill bizim şeker fabrikamızı alırsa ne olur? Sorusunu soracak olursak.

Ya kapısına kilit vurur yada üreticiyi nişasta bazlı şeker üretmeye teşvik eder. Bizde marketlerde şeker fabrikasının şekerini fellik fellik ararız.

Peki bizim B planımız ne olmalı? Hemen bir kooperatif kurulmalı ve bu vatan görevini tüm Kastamonu halkının omuzlarına yüklemeli… Fabrikayı Kastamonu almalı.  Zira az kaldı su ve gıda savaşları başlayacak. Boşuna,“Köyünüze dönün, üretin” denilmiyor…