Şehrin uygarlığı hayvana verdiği değerle de ölçülür

Donmakta olan bir kediyi hayata bağlamak derdiyle yolum düştü Kastamonu Belediyesi Geçici Hayvan Barınağı’na, gördüklerim hala zihnimde, serum takılan hastamız, yaşlanınca sahiplerince terk edilen köpekler, gözünü dünyaya yeni açan kediler…

Eşek göremediğime yanarım, dünyanın en güzel gözlü canlısı.

Uygarlığın ölçütü hayvan ve bitkiyle birlikte yaşayabilmeyi başarabilmenin derecelerinde saklı, insan neyse hayvan ve bitki de aynı saygıyı hak ediyor…

Beton bile saygıyı hak ediyor, betonu vezir etmekte insanın elinde rezil etmekte, günümüzde rezil ediyoruz betonu, azman ve ucube binalarla.

Kastamonu Belediyesi Geçici Hayvan Barınağı, bizim misal illerde belediyelerin kolayına öncelik vermeyecekleri bir proje durumunda hem mekan hem içerik olarak…

Tercihini “uygarlık” istikametinde kullanmış belediyemiz.

Köpek, kedi ve eşeklere yönelik “geçici barınma, tedavi, sahiplendirme ve kısırlaştırma istasyonu” konseptinde çalışıyor Kastamonu Belediyesi Geçici Hayvan Barınağı…

Uzman ve işini seven personel çalışıyor.

Tedavileri veya kısırlaştırma işlemi yapılan kedi, köpek ve eşek ya sahiplendiriliyor vatandaşlara ya da yaşam alanlarına geri bırakılıyor…

Herkesin gidip görmesi gereken bir kurum.

Yaşlanınca sahipleri tarafından terk edilen hayvanları gördükçe gözleriniz yaşarıyor, yeni doğanları gördükçe neşeniz artıyor…

Benim bir tereddüdüm “kısırlaştırma” mevzusu, hiçbir canlı üzerinde başka canlıların “üreme” baskısı kurması taraftarı değilim,  doğa kendi dengesini bir türlü tutturuyor, insana kalacak iş değil bunlar.

Elimden geldiğince gideceğim Kastamonu Belediyesi Geçici Hayvan Barınağı’na, gitmişken aynı bölgedeki mezarlıkları da ziyaret etmiş olacağım doğal olarak…

Uygarlığın gereği bu iki mekandan geçiyor.

  • ••

Not:

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın gençlik projelerine verdiği hibe desteklerden ilimizin ne oranda ve hangi dernekler vasıtasıyla faydalandığı istikametindeki sorularıma nicedir cevap alamıyorum ya artık pes, bundan böyle sormayacağım, vakıf oldum bir kez daha vergilerimizin nereye gittiğinin çünkü…

Kör kuruşun hesabını tutmanın alemi yok.

Vergi vatandaştan, seçim Bakanlıktan…

İstediği şekilde kullanır.

Misal, Kastamonu Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) geçtiğimiz yıl edebiyat kampı yapmıştı şehrimizde, birbirinden kıymetli edebiyatçıları ilimizde ağırlamış, ülkemizin değişik kentlerinden öğrencilere edebiyat ziyafeti çekmişti!..

Bu yıl “Değerler Kampı” düzenlemekte karar kılmış Bakanlık, Pazartesi başlıyor, ağır konuk ünlü düşünür Nihat Hatipoğlu, program dolu, “Bilal Eren, Selim Cerrah, Mehmet Ali Bulut, Fatih Akbaba, Mehmet Güllüoğlu” konuşacak, Ömer Çelik konser verecek.

Değişik milletlerdeki akranları “uzay, yapay zeka, kuantum, hologram, robot…” üzerine kafa yorarken, kamu eliyle Hatipoğlu vaazına talim edecek gençlerimiz…

Tercih meselesi.

  • ••

 

Not 2:

Hikmet Değirmenci…

35 yıllık ahşap oyma ustası.

Kasaba köyü Mahmutbey Camisi’nin kadim kapısı hırsız saldırısına uğrayıp daha sonra sağ salim ele geçince müzeye kaldırılmış, yerine Hikmet ustanın yaptığı taklit, kopya yahut reprodüksiyon kapı takılmıştı…

Birebir yaptı kapıyı.

Belediye’de rastlaştık, elinde ahşaptan bir “heykel”, “şaha kalkmış atın üstünde Alparslan”…

Muş’tan istemişler, kim yapar kim yapar, yapsa yapsa Kültür Bakanlığı Sanatçısı Hikmet Usta yapar.

Yapmış bir örnek, daha da yapacak, her çıkacak heykel, muhakkak gerçek ölçülere ve görüntüye daha çok yaklaşacak, el ürünü sonuçta, makine yok…

Kızılçam kütüğünden, bıçak ile oya oya, 12 günde bitiriyor tanesi.

Ahşap heykel sempozyumuna ev sahipliği yapmıştı şehrimiz yıllar önce, ne sanatçılar gelmişti ne, o heykeller Vedat Tek Kültür Merkezi’nde sergileniyor bugün…

“Ahşap ve sanat” yan yana geldi mi karşılığı “estetik” oluyor.