Şeker mi, biyoyakıt mı?

11

Hükümetin iki yıl önce verdiği karara bakılırsa, 2000 yılından beri ötelenen şeker fabrikalarının özelleştirmesi eğer sürpriz bir gelişme olmazsa bu yılın sonunda tamamlanacak…

Özelleştirme tarihinin yaklaşması ile birlikte şeker fabrikalarının işlevi üzerine yeni öneriler ortaya konulmaya başladı.

 

Şeker fabrikası özelleştirme kapsamında olan, çiftçisinin büyük oranda pancar ekimini bıraktığı, kampanya döneminin ne ara başlayıp bittiğinin gözden kaçtığı, fabrikasında işçi kalmadığı için diğer illerdeki fabrikalardan görevlendirilen işgücü ile şeker üretiminin başına çıkılmaya çalışıldığı, üye sayısının düşmesi sonucunda sendikası şube vasfından temsilcilik boyutuna düşen ilimizin de… Şeker fabrikalarına biçilen yeni işlev ya da işlevlere kafa yormaya başlaması lazım artık.

 

Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (ÖYK) 12 Ağustos 2008 tarihli kararının ardından coğrafi bazlı portföy grupları halinde özelleştirmeye çıkılması sonrasında, evvela 11 Şubat 2009’da çıkılan ilanın Danıştay, sonrasında yapılan ihalenin 9 Eylül 2012’de ÖYK tarafından iptal edilmesi ile bir nevi “askıda” kalan Kastamonu Şeker Fabrikası…

Kısa bir süre sonra açıklanacak yeni bir ihale ilanı ile gündeme gelecek çünkü.

 

Bir süre önce Şeker-İş Sendikası “ezberbozan” bir açıklamada bulunarak, en azından ülkemizdeki bazı şeker fabrikalarına farklı bir işlev/misyon biçilebileceğini gündeme getirdi…

Ülkemizin 60 milyar dolara ulaşan enerji ithalatından kurtuluşu için pancardan üretilecek” biyoetanol”ü adres gösteren sendika, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan şeker fabrikalarının şeker üretiminden çekilerek, biyoetanol tesislerine dönüştürülmesi önerisinde bulundu.

 

Benzine belli oranda karıştırılması kanunen gerekli olan etanolün şekerpancarı ve şeker kamışı başta olmak üzere mısır, buğday, patatesten elde edildiği ve ülkemizin etanol üretiminin yetersiz olduğu göz önüne alınırsa…

Şeker-İş sendikasının baklavada şeker pancarından üretilmiş şeker kullanımını zorunlu kıldırarak ülkemizdeki 25 şeker fabrikasını özelleştirmenin kıskacından kurtaramayacağının farkına vararak böylesi bir güzergaha direksiyon kırdığını düşünmek olası ve anlaşılır.

 

Birkaç ilçesi dışında şeker pancarı tarımı kalmayan Kastamonu’ya dönersek…

İlimizin en büyük ve köklü tarımsal sanayi tesisinin geleceğine söz katmak istiyorsak ortaya alternatif çözüm yolları koymak mecburiyetimiz var.

 

Aksi halde edeceğimiz feryatlar…

Laftan öteye gitmez.

 

  • ••

 

Not 1: İlimiz iş dünyasının “yenilikçi” işadamlarından Metin Ünal’ın, üniversitemizdeki bir törene katılmak için şehrimize gelen dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a Kastamonu Şeker Fabrikası merkezli “biyoetanol” üretimi için bir dosya sunduğunu ve Bakan’ın ilgisini çektiğini hatırlıyorum…

Keza, Kastamonu Üniversitesi ile de sanırım işbirliği içinde bir çalışma yürütülecekti o dönem.

 

Ünal’ın ve Şeker-İş Sendikası’nın gündeme getirdikleri “biyoetanol”…

Kastamonu Şeker Fabrikası’nın üretime, Kastamonu çiftçisinin pancar ekimine devam etmesi için bir çıkış olabilir mi?

 

Yoksa kimi çevrelerin iddia ettikleri üzere…

Biyoetanol için pancar ekimi yapmak, ülke tarımımız için büyük bir tehlike mi?

 

Kafa yormak lazım…

Dizleri dövememek için.

PAYLAŞ