“Şekeri savunmak vatanı savunmaktır”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, partisinin Parti Meclis üyeleri ve milletvekilleriyle geldiği Kastamonu’da Şeker Fabrikası önünde, fabrika çalışanlarına ve pancar çiftçisine seslendi.

Birilerinin korku ittifakı kurduğunu, kendilerinin ise vatan ittifakı kurduklarını belirterek sözlerine başlayan Veli Ağbaba, vatan ittifakında koltuk ve oy kaygısının olmadığını da söyledi.

Kastamonu’nun özelleştirmenin ne olduğunu çok iyi bildiğini ve yaşadığını söyleyen Veli Ağbaba, “Başbakan ‘özelleştikten sonra bu fabrikalar çalışacak’ diyor. Ben kendisine çağrı yapıyorum ve ‘gel birlikte özelleştirdiğiniz tüm fabrikaları gezelim’ diyorum. Dün Kastamonu’daydı. Kastamonu’yu kendisiyle gezmeyi teklif ediyorum. SEKA Fabrikası özelleştirildi, şimdi çalışıyor mu? Et Balık Kurumu vardı özelleşti, şimdi çalışıyor mu? Süt fabrikası, yem fabrikası şimdi çalışıyor mu? Hiçbiri çalışmıyor. Türkiye’nin hali budur. Et Balık Kurumu’nu kapattık Sırbistan’dan et ithal ediyoruz. Yem fabrikalarını kapattık, saman ithal ediyoruz. SEKA’yı kapattık kağıt ithal ediyoruz. Tekel’i kapattık tütün ithal ediyoruz. Şeker fabrikaların kapatılması sadece Kastamonu’nun değil tüm Türkiye’nin sorunudur. Şekeri savunmak vatanı savunmakla eşdeğerdir” dedi.

Kastamonu’nun kahramanlar diyarı olduğunu da belirten Ağbaba, “Okumayı yazmayı öğrendiğimizde Kastamonu’yu öğrendik. Erkek kılığına girip savaşa giden Halime Çavuş’u, İnebolu’dan Ankara’ya cephane taşırken çocuğu donarak ölen Şerife Bacı’yı hep kitaplardan okuduk. Düşmanı topraklarımızdan atmak için Kastamonu büyük mücadele ve fedakarlık gösterdi. O zaman üniformalarıyla, topla ve tüfekle geliyorlardı. Şimdi paralarıyla geliyorlar. Bugün düşman Amerikalı ve çok uluslu sermayedir. Bazen Cargil, bazen Philip Morris’dir. Dün topla tüfekle kovduğumuz düşman bugün sermayesiyle Türkiye’yi işgal etmeye çalışıyor. Bu işgale izin vermeyin” diye konuştu.

Şeker’e kota koymak isteyenlere Kastamonulular’ın kota koyacağını da söyleyen Veli Ağbaba, “Size kota koyanlara siz de kota koyun. Sizin elinizden ekmeğinizi alana kota koyma sırası sizde. Siz de artık AKP’ye kotayı koyun. Türkiye’de şeker fabrikalarının satılmasını Amerikalı Cargil firması istedi. Dünya 5’ten büyüktür diyenlere sesleniyoruz; Türkiye 1’den büyüktür. Türkiye Cargil’den büyüktür. Bir yabancı firmaya, çiftçinin ekmeği, toprağı satılmaz. Sağlık Bakanlığı yeni bir rapor açıkladı. Başından Türkiye Cumhuriyeti ibaresi kaldırılan Sağlık Bakanlığı bu raporunda nişasta bazlı şekerin faydalarından bahsetti. Türkiye Cumhuriyeti ibaresi kimin neresine batıyorsa bu raporu onlar hazırlattı. Çok sayıda ülkede yüzde 2 olan Nişasta Bazlı Şeker kotası Türkiye’de yüzde 10’dan yüzde 5’e düşürüldü. Neden? Satışa çıkarılan fabrikalara alıcı bulmak için düşürüldü. Satışlar yapıldıktan sonra yine arttırılacak. Bu yapılan külliyen yalan. Şeker fabrikaları zarar ediyorsa geçiş garantisi verdiğin köprüleri, hasta garantisi verdiğin şehir hastanelerini kapat. Şeker fabrikalarının zararı sarayın bir uçağının kanadı fiyatından az. Tüm fabrikaların zararı sarayın 13 günlük masrafından daha az. Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın korumalarına aldığı aracın fiyatı sadece 6 milyon TL’dir. Tasarruf edeceksek fakir fukaranın aşından, ekmeğinden tasarruf etme. Bindiğin uçaktan, beraberinden gezdirdiğin korumalardan tasarruf et” dedi.

Sadece çiftçi ve işçilerin değil, Kastamonulular’ın fabrikalarına sahip çıkması gerektiğini de söyleyen Veli Ağbaba, “Soma’da 301 madenci kardeşimiz şehit oldu. O madenci kardeşlerimiz o ocakta çalışmadan önce tütün ekiyorlardı. Tütüne kota konuldu, Tekel Sigara Fabrikası yabancılara satıldı. Orada çalışan işçiler çoluğuna çocuğuna ekmek götürmek için yer altında çalışmaya başladılar. Toprağından, üretimden koparılan o insanlar madende şehit oldular. Aynı kaderi yaşamak istemiyorsanız, fabrikanıza sahip çıkın. Sadece çiftçi ve işçiler değil tüm Kastamonulular sahip çıkmalıdır. Bu fabrikanın satılması ve kapanması sadece buradaki işçinin, üreticinin kaybetmesine neden olmaz. Esnaf kepenk indirir, kamyoncu kontak kapatır. Bu fabrikaya sahip çıkmak Kastamonulu kardeşlerimin boynunun borcudur. Namusun gibi şerefin gibi bu fabrikaya sahip çıkmalısın. Bu fabrika Kastamonululara dedelerinden miras, doğacak evlatlarından emanettir. Bu emanete ihanet etmeyin” dedi.

Şeker fabrikalarının satılması için el kaldıran milletvekillerinin yarın insanların yüzüne bakamayacak konuma geleceğini de söyleyen Veli Ağbaba, “Bu satışı kim destekliyor, kim istiyorsa ona yazıklar olsun. Kimin malını kime satıyorsun? Ey hükümet bu yanlıştan dön. Yoksa torunlarına bile izah edemezsin. Yarın şeker fabrikalarını kim sattı derlerse o el kaldıran milletvekilleri bakacak yüz bulamazlar. Gelin bu satışı geri çekin. Bu satış geri çekilebilir. Tecavüz yasası, Motorlu Taşıtlar Vergisi, cam filmi geri çekildi. Şeker fabrikasının satışının geri çekilmesini isteyen, komşusunun koluna girecek, ayağa kalkıp tek yumruk olarak şeker fabrikasını ‘satamazsın’ diyecek. Lafa gelince yerli ve milli vurgusu yapıyorlar. Buradaki fabrikada Kastamonulular çalışıyor. Pancarı Kastamonulular üretiyor. Nakliyesini Kastamonulu kamyoncular yapıyor. Pancar parası Kastamonulu esnafın kasasına giriyor. Buradaki insanlardan daha milli ve yerli olan var mı? Amerika’ya Osmanlı tokadını gösteremeyenler, bize Amerikan tokadı atmaya çalışıyorlar. Bu tokadı yemeyeceğiz. Amerikalılara, yerli sermayeye biz atacağız tokadı” diye konuştu.

KİT’lerde çalışan işçilerin durumları hakkında da konuşan Veli Ağbaba, sözlerini şöyle tamamladı:

“KİT’lerde çalışan işçilerimizin durumlarını da her gittiğimiz yerde anlatıyoruz. Şimdi taşeron işçilerimiz sol ellerini kaldırsın, sağ elini ise uzatsın. Daha sonrada sol eliyle sağ eline vursun. Niye vursun? ‘Elim kırılsaydı da AKP’ye oy vermeseydim’ demek için vursun. Bu insanların taşeron işçiden ne farkı var? Bunlar çalışmadan mı maaş alıyor? Bu alanda geçici işçiler de var. Onlarda sol elini kaldırıp sağ eline vursun. Bunun mücadelesini hep beraber vereceğiz. Emeğiyle geçinen, alın teriyle yaşayan işçilerimizin hakkını vermek her siyasetçi için namus ve şeref borcudur. Bunun için çalışacağımıza söz veriyoruz.”