Şener’den “Mafyavari Yönetim” uyarısı

“Değişmesi istenen rejim oylatılıyor”
Abdullatif Şener, hayır kampanyasına destek vermek için geldiği ilimizde düzenlediği basın toplantısında, “Evet çıkması durumunda dünya artık Türkiye’ye diktatörlükle yönetilen bir ülke gözüyle bakacak. Meclis hükümeti denetleyemezken, Cumhurbaşkanı tek başına meclise hükmedecek. Devlet mafyavari yöntemlerle yönetilebilecek” dedi.
5 yıl önce Suriye’de değişmesi istenilen bir rejimin 16 Nisan’da halka oylatıldığını söyleyen Şener, 16 Nisan’da vatandaşların “evet” deme haklarının olduğunu ancak daha sonra “sistemi değiştirelim” deme haklarının bulunmadığını belirtti.
IMG_6181AK Parti’nin kurucularından, Türkiye Partisi kurucu Genel Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, referandum öncesi “hayır” kampanyası çalışmalarına destek vermek için dün geldiği ilimizde esnaf ve vatandaş ziyaretlerinde bulundu, daha sonra da CHP Merkez İlçe Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi.
Çok sayıda partilinin ve vatandaşın da katıldığı basın toplantısında Şener, 16 Nisan’da “evet” çıkması durumunda dünyanın Türkiye’ye artık diktatörlükle yönetilen bir ülke olarak bakacağını söyledi.
5 yıl önce Suriye’de değişmesi istenilen bir rejimin 16 Nisan’da halka oylatıldığını söyleyen Abdüllatif Şener, 16 Nisan’da vatandaşların “evet” deme haklarının olduğunu ancak daha sonra “sistemi değiştirelim” deme haklarının bulunmadığını belirtti..
Devlet düzeninin değişeceği bir Anayasa değişikliğinin oylandığını hatırlatan Abdüllatif Şener, şöyle konuştu:
“16 Nisan’da getirilmek istenen değişiklik ile Cumhurbaşkanı tek başına hükümet olacaktır. Başbakan olmayacak, bakanlar kurulu olmayacak. Hatta bakanlar da olmayacak. Cumhurbaşkanının izni olmadan sekreter dahi atayamayacak olan kişi bakan değil ancak bakancık olur. Yeni sistemde kimse meclise sorumlu olmayacak. Herkes Cumhurbaşkanına karşı sorumlu olacak. Yasama yetkisi meclisten alınarak Cumhurbaşkanına geçecek. Bu sistem geçtiği takdirde hükümeti değiştirecek hiçbir mekanizma ortada kalmayacaktır. Valinin görevini yetkisini sorumluluğunu hepsini bir başka organ belirler. TBMM belirler. Dünyada kendi yetki, görev ve sorumluluğunu kendisinin belirlediği hiçbir idari birim yoktur. Bir adamı bir koltuğa oturtup ‘görevini, yetkini sen belirle’ dediğin zaman bu bir felakettir. O adam o ülkenin başına bela olur. Seçilen mahalle muhtarına devlet dese ki; ‘Muhtarlar görev ve sorumluluklarını kendileri belirler’ o zaman o muhtar herkesin malına el koyar. Onun için medeni devletlerde, 5 bin yıllık devlet tecrübesinin sonunda insanlık ‘devlette bir yürütme organı’ olur demiş. ‘Her birimin yetkilerini ve sorumluluğunu parlamento belirler’ demiştir. Şimdi Cumhurbaşkanı kararnameleri çıkarır deniyor. Taşra teşkilatlarındaki birimlerin görevlerine Cumhurbaşkanı karar verecek. Böyle bir devlet anlayışı hiçbir yerde yoktur. En önemli konu sahiller. Sahillerden kişilerin nasıl yararlanacağıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı kararnameleri çıkarılabilir. Daha önce kanunla düzenlenirdi. Şimdi TOKİ’ye benzer bir ekonomik birim kurulacak ve Hatay’dan, Artvin’e varıncaya kadar Ege, Marmara, Akdeniz, Karadeniz ve hatta ülkedeki göllerin, ırmakların kıyılarında ne kurulacağına, kim tarafından kurulacağına karar verecek, peşkeş çekebilecektir. Hepsini tek başına bir kişi belirleyecektir. Bu düzenleme Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan yağmadan daha büyük bir yağmaya zemin hazırlayacak bir düzenlemedir. Ortaya feci tablolar çıkıyor. ‘Hayır’ kampanyası yapanlar sadece değişiklikleri okuyor ama değişen kanunlarla ortaya ne çıkacağı anlatılmalı. Mesela Cumhurbaşkanı bütçeyi hazırladı ve Meclis reddetti. Yeniden hazırlanan bütçe tekrar Meclis tarafından reddedilirse bir önceki bütçeyi tek başına enflasyon oranında arttırıp onaylayabilir. Hem bütçeyi hazırlayan hem de uygulayan Cumhurbaşkanı olur. Cumhurbaşkanı bütçeyi istediği yere harcayabilir. Kime fazla yetki verirseniz, denetiminde o kadar fazla olması lazım. Geldiğimiz noktaya bakınca tam aksi bir durum söz konusudur”
“DENETİM YETKİSİZ MECLİS”
“Meclis hükümeti denetleyemezken, denetim yetkileri hep elinden alınmış iken, Cumhurbaşkanı tek başına meclise hükmedecektir” diyen Abdüllatif Şener, “Cumhurbaşkanı muhtemelen mecliste en çok oyu alan partinin genel başkanı olacak. Milletvekili seçimleri de Cumhurbaşkanlığı seçimi ile aynı gün yapılacak, ayrıca Cumhurbaşkanı hiçbir gerekçe göstermeden seçimleri yenileme hakkına sahip olacak. Milletvekillerinin yarısı bir araya gelse seçimleri yenileyemeyecek. Meclisin seçimleri yenileyebilmesi için 360 milletvekilinin bir araya gelmesi gerekecek ama Cumhurbaşkanı tek başına seçimleri yenileyecek. Böylece hükümeti denetleyemeyen bir meclis ama meclise hükmeden bir Cumhurbaşkanlığı ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
HSYK’NIN DURUMU
Getirilmek istenen Anayasa ile Cumhurbaşkanı’nın istemediği kanunların Meclis tarafından çıkarılmasının mümkün olmayacağını da söyleyen Abdüllatif Şener, “Cumhurbaşkanı 600 vekile yasayı, kanunu çıkarttırmazken, kendisi tek başına Cumhurbaşkanlığı kararnameleri adı altında yasa çıkarma hakkına sahiptir. Yargıda en yüksek kurum HSYK’dır. Anayasa Mahkemesi de önemlidir. HSYK’nın üyelerini hakimler ve savcılar kendi aralarından belirler. Eğer bu kurumun üyelerini belirleyen meclis, hükümet olursa, bu kurum yandaş hale gelir. Yargıda yandaş hale gelir. Bu Anayasa değişikliğine göre HSYK üye sayısı 13’e indiriliyor. Üyelerin tamamını ya doğrudan ya da dolaylı Cumhurbaşkanı belirliyor. Dolayısıyla yargı yandaş olacak bir makamın emrinde oluyor. İstediği zaman bu yargıyı rakipleri için bir kırbaç haline çevirebilir. Dünya’daki hiçbir yerinde kendi yetki ve sorumluluğunu kendisinin belirlediği bir yönetim şekli yoktur. Bu bir felaket demektir. 5 bin yıllık yönetim tecrübesinde insanlar parlamentoda karar kılmıştır. Şimdi öyle değil, Cumhurbaşkanı kararnameler çıkarır diyorlar” diye konuştu.
“MAFYAVARİ YÖNTEMLER”
Evet çıkması durumunda devletin mafyavari yöntemlerle yönetilebileceğini de söyleyen Abdullatif Şener, bu konuyla ilgili ise şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı olması sıfatıyla, diğer partilerin genel başkanlarını, parti sözcülerini ve seçmenlerini ağzına geldiği gibi eleştirecektir, haşlayacaktır, hatta tehdit edecektir. Ama diğer partilerin genel başkanları, sözcüleri hatta seçmenleri tweet atarak veya bir kahvehanede sohbet ederken, cumhurbaşkanının partisinin politikalarını eleştirdiği zaman 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanacaktır. Böyle bir devlet düzeni olmaz. Bu kadar yetkiyi ve sorumsuzluğu bir kişiye topladıktan sonra, bütün devlet yetkisini kullanan o tek kişi diktatör de olabilir, faşist bir yönetim de kurabilir. Devlet yetkileri mafya örgütlerine özgü, mafya yöntemleriyle idare edilen bir devlette ortaya çıkabilir. Bazıları diyorlar ki, ‘reis istedi şimdi bunu verelim de beğenmezsek geri değiştiririz’. Bunu kabul etme hakkınız var değiştirme hakkınız yok. Bu o kadar farklı, o kadar büyük yetki ve sorumsuzluğu getiriyor ki, ben hissediyorum şimdi bu yetkilerini ve sorumsuzluğunu anlatırken hepinizin gözleri ışıl ışıl parlıyor. Her biriniz diyor ki, ‘bu değişiklik yapılırsa bu memlekette en iyi cumhurbaşkanlığını ben yaparım’ diyor. Böyle bir şeyi ele geçiren var ya, bunu değiştirtmemek için, kanının son damlasına kadar mücadele eder.”
SURİYE’DEKİ REJİMİN AYNISI
5 yıl önce Suriye’de değişmesi istenilen rejimin bugün oylatıldığını da söyleyen Abdullatif Şener, “Türkiye, Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanı olarak, Arap Baharı başladıktan sonra gitti Mısır’a dedi ki, ‘laik düzene geçin, demokrasiye geçin’ dedi. Hatırlayın, Esad’la defalarca görüştük. Dış İşleri Bakanını gönderdik, 6 saat görüştü. Onlarca telefon görüşmesi yapıldı ve Türkiye olarak Esad’a dedik ki, ‘bizim rejimimizi örnek alın. Bakın biz demokratik bir ülkeyiz. Ey Esad sen devlete ait bütün yetkileri, kendinde toplamışsın, bu yetkiler fazla, bu yetkilerini diğer kurumlara dağıt, demokratik reformlar yap, yoksa dünyanın gelişmiş ülkeleri senin rejimini yıkacak. Biz Türkiye olarak seni yıkacak ülkelerle birlikte olacağız’ dedik. Kan gölüne döndü Suriye. Şimdi aradan 5 sene geçmiş hala Arap Baharı devam ediyor, diyoruz ki, ‘ya Esad kusura bakma, biz senin rejimini değiştirmeye çaba harcadık ama aslında senin rejimin bizimkinden daha iyiymiş, biz en çok senin rejimine benzer bir rejimi 16 Nisan’da oylayacağız’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.