Sigara içen liseli kız

Gizlide saklıda değil, resmen Çayboyu’nda bir direğe sırtını verip, derin derin çekiyordu sigarasını, dumanını fırtına gibi savuruyordu havaya, kederliydi besbelli, dünyaya boş vermek üzereydi belki de…

Sigara içiyordu liseli kız, akranı nice arkadaşı gibi.

Okul tuvaletlerinde sigara içmenin tedirgin keyfi uçmuş gitmiş yeni nesilde, gün ortası ana caddeye yüz üstü düşüp kalmış hayaller…

Liseli genç kız efkarlı efkarlı çekiyordu caddenin ortasında tütünün dumanını.

Etrafında iki arkadaşı…

Konuşmadan bakıyorlardı etraflarına, göremiyorlardı büyük olasılık gelecek güzel günleri.

“Lise yaşındaki genç kız” tarifinde bulunmak daha doğru olur belki…

Liseye devam etmek mecburi değil malumunuz, “Açık Lise” kaydı yaptırmak yeterli zorunlu eğitimi tamamlamak için.

Eğitim kurumlarımızda sigara hassasiyeti kalmamış ki liseli kız ayan beyan sigarasını yol ortasında tüttürebiliyor…

Ne müdürden korkusu var ne öğretmenden.

Okulu geçtim, ana babasından da bir çekincesi kalmamış ki, yol ortasında özgürce sigara içebiliyor…

Evladının üstünü koklayan ana baba, yahut sigara kokusunu belli etmemek için ana babasından fellik fellik uzak duran evlat buhar olmuş günümüzde.

Akraba, komşu, tanıdık hepten yol olmuş…

Liseli kızın umurunda değil kimse.

“Atatürkçü gençlik”, “Dindar gençlik”, “Ülkücü gençlik”, “Sosyalist gençlik” diye diye…

“Sigaracı gençlik” yarattık iyi mi?

Sigara içen liseli kız ne kamunun umurunda ne toplumun…

Derdi ne soran yok?

Yasa da işlemiyor besbelli…

18 yaş altına sigara satışı var demek ki.

Sigaradan ve alkolden geçtim…

Envai uyuşturucudan bahsediliyor liselerde.

Lise çağındaki genç kızlarla ilgili tek sorun tütün, alkol ve uyuşturucu değil ayrıyeten…

Daha derin dertler var.

Olan yoksul gence olur…

Her şeyin başı fakirlik.

  • ••

Not:

NasrullahCamisi yeni restorasyondan geçti…

İç mekanıyla, beden duvarlarıyla santim santim onarıldı.

Namına kitap yazıldı…

Şehrimizde “arşın merkezi”.

Ne yaparsan yap…

Zihniyet aynı kalıyor ne var ki.

İşleve bakıyor…

Nitelik umurunda değil.

Cenaze namazının kılındığı alan misal…

Caminin beden duvarı delinmiş, içine tahta altlık yerleştirilip, üzerine bir aparat mıhlanmış, beden duvarına kamera çakılmış,Münire Medresesi ile camiyi birleştiren duvara iki hoparlör konulup, elektrik bağlantı kablolarını taşıyan plastik borular caminin beden duvarından indirilmiş.

Kimsenin dikkatini çekmiyor…

Çekse bile kimse oralı olmuyor.

Tarih, kültür, inanç mekanlarını taş, kum, çakıl olarak görüyoruz…

Yaşayan mekanlar oysa.

Bedenine çakılan her çivi…

Acıtır, kanatır.

Yeter…

Zulmetmeyelim.