Şiire yansıyan vefa

Baharzâde Feride Hanım; bugüne kadar Kastamonu’nun yetiştirdiği en güçlü kadın şairlerimizden biri. 1837’de Kastamonu’da dünyaya geldi; yedi yaşında hâfız oldu. Babasından Arapça ve Farsça öğrendi; güzel yazı yazma konusunda yeteneğini geliştirdi. 1852 yılında eşi Ali Raif Efendi ile birlikte İstanbul’a gitti. Tekrar Kastamonu’ya döndüler, ancak eşini kaybetti. Feride Hanım 21 yaşında dul kaldı, bir daha evlenmedi. Babasının üzerine inzivaya çekildi; 1903 yılında vefat etti, Yakup Ağa Câmii bahçesine defnedildi. Şiirlerinde aruz veznini ve divan edebiyatı nazım şekillerini kullanmıştır.

Feride Hanım, Kastamonu ulemâsından Sırtlı Hoca adıyla meşhur Senâi Ali Efendi’nin ölümü üzerine bir gazel, bir de mersiye yazmış; saygısını, vefasını şiire yansıtmış. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Açıksöz gazetesindeki makalesine göre, Sırtlı Hoca, İğdir’e bağlı Rebatı karyesinde Hicri 1230 yılında doğmuş zeki bir çocuk. Köyüne bir saat mesafedeki Uğru divanında mektebe devam ederek Kur’an eğitimi almış. Babasının ölümü üzerine Kastamonu’ya geliyor ve Nasrullah Câmii civarında bulunan Mahmudiye medresesi müderrislerinden Zileli Hoca Efendi’den ders almak istiyor. Lakin hoca efendi öğrenciyi kabul etmek istemiyor, işi ağırdan alıyor. Hatta birkaç gün kapısında bekletiyor. Nihayet Kara Kadı nâmıyle bilinen bir kişinin aracılığı ile derse devamını kabul ediyor. Bir müddet öğrenim gördükten sonra hocasının delaletiyle İstanbul’a gidiyor ve Numaniye Medresesi müderrisi Hoca Abdullah Efendi’den ders alıyor.

Hayatının sonraki safhasında Safranbolu ve Kastamonu’da başka hocalardan da ders aldığını görüyoruz. Bu arada Kastamonu’ya gelen Horasanlı Şeyh Abdülvahit Efendi’ye intisap ile Nakşbendilik üzerine müstefid ve hilâfet alıyor. Hayatında dört kez icazet vermiş; beşinci icazetinde rahatsızlanmış.

Senâi Ali Efendi H.1287(M.1871) Şevval ayında 57 yaşında vefat etmiş ve Müfessir Alaaddin Türbesi’ne defnedilmiş. İlim, irfan sahibi; faziletli, iyiliksever bir insan. Evini fakir-zengin ayırmaksızın herkese açmış; pek çok kişi sohbetinden yararlanmış. Bir aralık hükümetçe maaş bağlanmak istenmiş ise de kabul etmemiş; ilim sahipleri ve kadirşinas kişilerin yardımıyla yaşamayı tercih etmiş.

Yetiştirmeleri arasında bulunan Tosya’dan Hacı Hasan, Daday’dan Hüseyin, Ayvalı’dan İsmail, Eflâni’den Yakupzâde efendilerle merkez kazadan Evliya, Çörekçizâde ve kendi oğlu Mehmet’e, birkaç kez icazet vermiştir.

H. 1272(M.1855/56) senesinde bir medrese yaptırmış, buna bir de kütüphane eklemiş ve bütün kitaplarını buraya vakfetmiştir. Bu medresenin Topçuoğlu semtindeki Semhiye medresesi olduğu söylenmektedir. Vakfettiği kitaplar arasında Buhâr-i şerif ve Dürer adlı eserler de vardır.

İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın yazdığına göre, Senâi Ali Efendi sabırlı ve vatanperver biriydi. At ve silah meraklısı olup tatil günleri öğrencilerini Ok Meydanı’na götürür, nişan eğitimi yaptırırmış. Rusların Sinop’u bombalamaları üzerine 100 kadar öğrencisiyle birlikte gönüllü olarak Sinop’a gitmiş.

Ölümü herkeste derin bir üzüntü yaratmış. Feride Hanım bir gazel ve bir de mersiye yazarak duyduğu teessürü dile getirmiş. Aşağıda okuyacağınız gazel Açıksöz gazetesinin 3 Haziran 1921 tarihli 202. sayısında yayımlanmıştır:

Ezel takdir-i Hak bahtım dil-i mahzûne uydurmuş

Akan hûnâbe-i çeşmimi bahr-ı hûne uydurmuş

Pür etmiş cevher-i derd-i mihenle yok tehî bir yer

Gönül sandukasın küncine-i Karun’a uydurmuş

Beni bir gamzesi câd ü kemân-ı ebrûya kul etmiş

Âninçün nâle-i feryâdımı kanuna uydurmuş

Melâhat câmesin hayât-ı kudret âferin olsun

Biçip ânı begayet kamet-i mevzûna uydurmuş

Ne hikmettir Feride zağferâne rûy-ı uşşâkı

Ruh-i cânâneyi reng-i mey-i gülgûne uydurmuş

Feride Hanım, Hoca Efendi’nin ölümüne çok üzülmüş ki 20 beyitten oluşan bir de mersiye yazmış. Şiir uzun, son iki beyitle yazıyı bitirelim:

Hakkın olalım cümlemiz ihsânına mazhar

Bu matla yâd kıldı Feride gibi akhar

Sırtlı Ali Efendi gibi bir zâtı felek âh

Sırtından atıp eyledi pes ömrünü kütâh

Sırtlı Hoca Ali Senâi Efendi ile Feride Hanım’ı rahmetle anıyorum; her ikisinin de mekânı cennet olsun. Her ikisi de ilmin ve sanatın hakkını veren yüksek şahsiyet sahibi insanlar.

Yazıyı bağlarken bir hüznümü de ifade edeyim: Feride Hanım gibi ikinci bir kadın şair; Hâcer Dicle Hanım’dan sonra da ikinci bir kadın milletvekili göremedik.