Sinema ve Kastamonu II: Sürgün

Kastamonu’nun makûs bir talihi olarak “sürgün” yeri olarak tanınmışlığı vardır. Keza bu durumun kökenleri Osmanlı Dönemi içlerine kadar geri gider. Biraz coğrafi yapısı, biraz merkezi noktalardan uzak kalması gibi şartlara sahip olması, asker, yönetici ve devlet memuru gibi bazı karakterlerin gerçekten de sürgün olarak Kastamonu’ya gönderilmesine neden olmuştur.

Hatta bu olay geniş bir coğrafyada “ün!” kazanınca, Kastamonu halkı bunu bir ironi haline getirmiş ve cansız, taştan saat kulesinin bile Dolmabahçe sınırlarından Kastamonu’ya sürgün geldiği hikâyesinin yaratılmasına neden olmuştur.

Bu seferki sürgün hikâyemiz ise Kastamonu’da çekilen yine bir sinema filmi. İçerik olarak da, coğrafya olarak da sürgün yeri olarak seçilen mekân Kastamonu. Hatta uzak, zor, ulaşılmanın güçlüğü adına Küre’nin Çatak Köyü sinemanın platosu olarak kullanılmış.

Geçenlerde yine “Sinema ve Kastamonu” başlığı ile Kastamonu sınırlarında çekilen sinema filmlerini anlatamaya çalışmıştık. Bir kısmı bol ödüllü ve bazıları da uluslararası sinem platformlarına kadar taşınmış 8 filmi tanıtmışken Kastamonu filmografisine yeni bir sinema olarak “Sürgün”de ekleniyor şimdi.

Sürgün Filmi, 1992 yapımlı. Film daha çok dinsel içerikli yapımlarından tanınan Mehmet Tanrısever’e ait. Tanrısever hem yönetmen hem de senaryo yazarı olarak bu yapıtı ortaya çıkartmış. Yönetmen Mehmet Tanrısever’in bilinen en önemli çalışması ise “Minyeli Abdullah” filmidir.

Filmin ana teması, 1950’li yıllarda İstanbul’da görev yaptığı sırada dini düşüncelerinden dolayı taşraya – Kastamonu’ya sürgün edilen bir öğretmenin hayat hikâyesi ve sürgüne gittiği yerlerdeki insanlarla olan etkileşimini konu almaktadır. Filmin başrolünde öğretmen rolündeki Bulut Aras bulunmaktadır. Yardımcı kadroya baktığımızda ise Türk sineması ve Yeşilçam’ın önemli isimlerini görürüz: Erol Taş, Engin İnal, Halit Akçatepe, Macit Flordun ve Oruç Anat …

Filmde, öğretmen rolündeki Bulut Aras, dürüst, sessiz, dindar ve üretime açık bir kişi olarak görünür. İstanbul’dan sürülünce Kastamonu’ya görevlendirilir. Kastamonu, buradan itibaren Küre – Ersizleredere’den itibaren vizöre girmeye başlar. İlçe aracı ile uzun bir yolculuk sonrasında yolu olmayan görev yeri Çatak’a ise katırla taşınan eşyalar ile yayan olarak devam edilir.

Yönetmen tarafından köyün yapısı içinde sessiz, ne yapacağını pek bilmeyen ve olanla yetinen köy halkı ile köyü parmağında oynatan, çıkarlarını önde tutan muhtar öne çıkar. Muhtar, devlet memurları ile çıkar antlaşmasına bağlı yakınlığa sahiptir ve bu ilişki ağını köyde bir çeşit baskı unsuru olarak kullanır.Muhtar, öğretmenin köye gelmesiyle, yapmaya çalıştığı yeniliklerin kendisini gölgede bırakıyor ve köylüyü özgür kılıyor diye,öğretmeni önce köylü arasında kötü yapmaya ve sonrada devlet memurlarına şikâyet etmesiyle genlkurgu tamamlanır. Tabi bu arada köylünün kendinin farkına varması, köye yeniliklerin gelmesi gibi unsurlarda filmde yer alır.

Çatak Köyü

Kurgu aslında genelde mutaassıp yapısı ile Anadolu’nun doğu ve güneydoğusunda işlenen gelenek-yenilik çatışması üzerine kurulmuş olsa da bu genel kurguya bu sefer din olgusu biraz daha fazla eklenmiştir.

Aras Bulut (Öğretmen) köye geldikten sonra küsleri barıştırır, çeşitli nedenlerle eğitimden eksik kalan öğrencileri okula kazandırır, köy okulunu yeniler, köye yol gelmesini sağlar, köylü ile imece geliştir ve bazı yeniliklere imza atar. Hatta daha önce köy muhtarı ile aynı safta yer alan köy imamı da yanına alarak safını sağlamlaştırırken, tüm bu gelişmeler karşısında köy muhtarı kendi imajı zedeleniyor diye öğretmenin sürgün kaderini yeniden harekete geçirir.

Filmin kurgusu dediğimiz gibi alışık olduğumuz kurgudur. Öte yandan ön plana çıkan bir oyunculuk da görülmemekte. Buna karşın film, Amerika Philadelphia Film Festivali Birincilik ve İtalya Salerno Film Festivalinden ikincilik ödülü almış.

Filmdeki Kastamonu’ya gelince. Tipik Anadolu insanı olarak canlandırılan Çataklı Köylüler (filmin oyuncuları) herhangi bir Kastamonu yöresi ağzına sahip değiller. Filmde oyuncu olmayan köylüler ise birkaç sahnede figüran olarak geçiyor sadece. Ancak Kastamonu doğası, bakirliği ve güzelliği ile ön plana çıkarken, mekân, dağ tepe gibi yerlerin isimleri ise gerçekçi kullanılmış. Hatta filmin başında yavru bir ayı plan olarak görece uzun kullanılmış.Filmin geneli köyde geçerken bir sahnede öğretmen şehre iner ve burada Nasrullah Cami kadraja girer.

Pek tanınan bir film olmamasına karşın filmin konusunun her ne kadar pekiyi bir imajla olmasa da Kastamonu’da geçiyor olması en azından il açısından bir farklılık. Geçen yazıda da belirttiğimiz gibi, Kastamonu hem doğası hem de sahip olduğu kültürel peyzaj ile birçok sinema türüne plato olabilecek bir yerdir. Umarım ilerleyen zamanlarda Kastamonu filmografisine eklenecek ve ili uluslararası düzeyde temsil edebilecek yapımlara da ev sahipliği yaparız.

 

 

MURAT KARASALİHOĞLU