Sivasspor’un kaderinde KSK var

Şimdilerde Süper Lig’in tozunu atan, dört büyükleri peşine takan Sivasspor’un profesyonel liglere Kastamonuspor sayesinde 2. Lig’den, yani o yılların 1. Ligi’nden, yani ikinci kademeden adım attığını biliyor muydunuz?

Bir kez kıyısından döndüğü Süper Lig şampiyonluğuna bu sezon en yakın takım olarak gözüken, şimdiden gönüllerin şampiyonu olan Sivasspor’un kaderinde yer alan Kastamonuspor, bunu kader ortaklığına dönüştürebilir mi dersiniz?

Ne günlerdi?

Federasyon’un futbolu Anadolu’da yaygınlaştırma adına, profesyonel ligde takımı olmayan illerde çalışma yapılarak bu illerdeki bazı takımları 2.Türkiye Lig’ine bazılarını ise yeni kurulacak 3.Türkiye Lig’ine alacağını duyurması bir çok il gibi Kastamonu’yu da ayağa kaldırmıştı.

Kastamonululuk bilincinin çok daha yüksek olduğu günlerdi.

O nedenle bu heyecanının seferberliğe dönüşmesi uzun sürmemiş, “KSK 2. Lig’e” sloganları çay boyundaki direklerden asılan bayraklara olmak üzere dört bir yana kazınmıştı.

Dönemin Spor Bakanı Kamil Ocak’ın, Hüsnü Tandoğan Spor Salonu’nun açılışı için Kastamonu’ya geleceği tarih ise hedef gündü.

“KSK 2. Lig”e mitingleri düzenleniyordu o gün. Önce Gazi Stadı’nda, ardından Cumhuriyet Meydanı’nda. Takımın unutulmaz amigosu Altınmakas, cipiyle bir stadın tribünlere giden yol başındaki çok basamaklı yüksek merdivenlerinde, bir Cumhuriyet Meydanı’ndaki merdivenlerinde akrobasi yapıyordu.

Akşam ise açılışı yapılan spor salonu aynı sloganla inliyordu.

Gün içinde Bakan Kamil Ocak’ı ablukaya alan şehrin siyasileri ve ileri gelenleri 2. Lig talebine olumlu cevap alabilmek için bastırdıkça bastırıyorlardı.

Bakan’ın ağzından çıkan “tamam” sözü ve bunu açılış konuşmasında duyurması ortalığı bayram yerine çevirmeye yetmişti.

Kamil Ocak bu kararını dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak’a telefonla ilettiğinde, bir muhalefetle karşılaşmıştı:

“Sayın Bakanım, biz bütün düzenlemeleri yaptık, siyasilerin 2. Lig sözü verdiği Sivas’ın başvurusunu da o yüzden geri çevirdik. Kastamonuspor’u tek başına 2. Lig’e alırsanız ben istifa ederim. Sivasspor’u da alırsanız bu iş olur.”

Bakan’ın, bu karşı çıkışa cevabı netti:

“O zaman Sivas’ı da alın 2. Lig’e.”

Kastamonuspor ve Sivasspor, 1966 yılında alınan kararla 2. Lig’e birlikte dahil edilmişler, 1967-68 sezonu itibariyle büyük maceralarına başlamışlardı.

Aradan geçen yıllar iki kulübü sert iniş çıkışlar içerisinde buralara kadar getirmişti.

Amatör lige kadar düşen Kastamonuspor’u, küllerinden yeniden doğuşu sonrasında arka arkaya yaşadığı iki şampiyonluk 2. Lig’e, ama 1967’deki 2. Lig’e değil, şimdinin üçüncü seviyesine kadar taşıyabilmiş, çizilen büyük hedefe ulaşma konusunda ise ne yazık ki gerisi gelmemişti.

İki kez kıyısından dönülen 1. Lig’e, yani ikinci seviyeye tırmanma çabalarının kırmızı-siyahlı kulübün sırtına yığdığı büyük borç yükü, yeni sezon yarışına katılabilmeyi son anda uzatılan yardım eli sayesinde mümkün kılmıştı.

•••

Olayın şu ana kadar olan öyküsü bu.

Merak edilen ise şu:

Kastamonuspor’u verdiği destekle ayakta tutan Gün Medya Grup’un, yani Cengiz Aygün’ün bu işi nereye kadar gideceği en azından şimdilik bilinmeyen “yardım”ın ötesine geçirip, olayı usta olduğu bir yatırım projesine, bir spor yatırımına dönüştürme konusunda öncü rol oynayıp oynamayacağı.

İstanbul’da büyük taraftar gücüne sahip Kastamonuspor, bir yandan yarışmacı takımını üst liglere doğru taşırken bir yandan da futbolcu yetiştirip yürüyüşünü onlarla sürdüren, hem memleket gençlerine milyon Euroların uzakta olmadığı görülen fırsat kapısını açacak, hem kazanıp hem kazandıracak, buna muhtaç Türk futboluna da katkı sağlayacak böyle ciddi bir spor yatırımı için biçilmiş kaftan olarak duruyor.

Madalyonun öbür yüzü ise, “yardım” kesildiği anda, bu borç yükünü taşıması mümkün görülmeyen kulübün bir kez daha kendisini amatör ligde bulmasının kuvvetli ihtimal olması.

Mecnur Otyakmaz öncülüğünde bir kez kıyısından döndüğü Süper Lig şampiyonluğuna bu sezon en yakın takım olarak gözüken, şimdiden gönüllerin şampiyonu olan Sivasspor’un kaderinde yer alan Kastamonuspor, bunu kader ortaklığına dönüştürüp, benzeri çizgiye hatta onun da ötesine geçebilir mi dersiniz?

 

 

Zaman Tüneli
Antenimize Çarpanlar / Cemil Özel

Davranın bre Kastamonulular! (*)

Bu hafta zorlu hafta, bu hafta Kastamonuspor haftası, bu hafta seferberlik haftası.
Ol nedenledir bu hafta bu köşeyi Kastamonuspor’a ayırmamız.
Davranın bre Kastamonulular, bre Efegolar! Pazar günü maça gidiyoruz.
35 yıllık bir tarihi ayakta tutmak için tutun Olukbaşı’nın yolunu.
Bu tarih öyle kolay yazılmadı, bilesiniz.
Altınmakas’ın cipi bir Cumhuriyet Meydanı’nın, bir Gazi Stadı’nın merdivenlerinden – evet yanlış okumadınız, merdivenlerinden – boşuna tırmanmadı, düzenlenen “Kastamonuspor 2. Lig’e” mitinglerinde.
Spor Salonu’nun açılışında tribünleri dolduranlar boşuna inletmedi yeri göğü “2. Lig” diye…
Trabzonsporları, Kocaelisporları, Kayserisporları boşuna devirmedi bu takım.
Bu tarih öyle kolay yazılmadı ki, bir kalemde silinsin.

  • ••

Kastamonu’nun namlı motosikletçileri gidon başına geçebilseler de konvoy halinde gelseler keşke yine stada; başlarında BMW’leriyle Tokay Ağabey, Mesut Sarhoşoğlu…

Yılmaz Peker, Nafiz ve Ramiz Öztosun, Hacıısmayıllar’ın Necati Kavuklu, Adil Ataulusoy, Yavuz Yaman, Yüksel Özkendirci su deposu tarafındaki kapalıda yerlerini alsalar keşke yine.  Mümtaz Yaman’ın, Ünsal Özkendirci’nin, Kemal Kebeci’nin anılarını yanlarında getirip.

Deli Coşkun koca sireni kapıp da gelse tribüne… Sait Okandan “Vicccdansız hakem” diye naralansa tel örgülere hamle edip. İbrahim Temizdalseyirtse yine iki yana… Aşağıimaret’in Efegolar’ı çoktan tutmuş olsalar Olukbaşı’nın yolunu.

  • ••

Pazar günü statta olur da gözünüzü kısıp bakarsanız Altınmakas’ı pistte kırmızı-siyahlı giysisiyle tribünlere doğru koşarken görebileceksiniz hem.

İsmail Dikmenli’nin yüreği dolaşacak oralarda. Saim Dravor’un, Mehmet Zeybek’in, Didi’nin, Faruk Nuhoğlu’nun ruhlarıyla elele tutuşup.

Boyacı Alibey “Varıyaaa” diye höykürecek kapalının girişinden, elinde bayrağıyla.

Ardında Şaban Ağa.

Deli Ziya da oralarda olacaktır elbette. Yoksa çekilir mi, koca 90 dakika?

  • ••

İsmail Dönmez Hocam, yanına Mehmet Arslan’ı da kapıp gelse… Kulübü yeniden 2. Lig’in kapısına kadar getiren ama talihsizliğe boyun eğen o ikili… Hemen yanlarında Doktor Ahmet Zafer.

Ve Mehmet Çataloğlu..Ve Hakkı Güngör..Ve Mustafa Tuzcu..Ve Turgut Eroğlu..Ve Mehmet Kartal kopsalar da gelebilseler keşke Gazi’ye.

Bu şarkıyı bitirmesek.

Bu kentte ama eskidenberi, ama yeni oturmakta olanları Kastamonululuk ideali etrafında birleştirecek bir tek o gözüküyor  çünkü. Yani Kastamonuspor.

  • ••

Şimdi seferberlik günüdür. Zordaki bir ortak değere el uzatma günüdür.

“Düşsün de kurtulalım” ilenmelerine girmeyin sakın. Yokluğunu sonra anlarsınız da, iş işten geçmiş olur. Hem size ne yükü oldu ki son yıllarda? Onun derdini gönüllü olarak üstlenen “gerçek Kastamonulu” bir başkanı yok mu kulübün?

Kastamonuspor bu ilin barometresidir, bilesiniz. Kastamonu şampiyon olamamıştır ki bir türlü, Kastamonuspor olsun! Bunun için, yani şampiyon olamadı diye Kastamonu’dan vaz mı geçtik de Kastamonuspor’dan vazgeçeceğiz. Kastamonu da,Kastamonuspor da bizler değil miyiz aslında.

Şimdi 3. Lig’den de düşmek var işin ucunda. Amatör kümedeki takımın, amatör kümedeki şehri, amatör kümedeki insanları, esnafı, tüccarı, sanayicisi, siyasetçisi, bürokratı olmak var…

Hele Vali Bey de bir geliversin stata. Hem de Başkan Topçuoğlu’yla birlikte çıkıp pistte tur atmacısına, selefi Aydın Aslan’ın ruhunu şad etmecisine… Biz bu kulübün yanındayız, merak etmeyin demecesine…

Başesgi, Tekinel, Dilekçi ve Serdaroğlu da pazar günü statta olabilseler keşke. İçinden geldikleri sporun bu kadar dışına düşmüş olmanın doğru olmadığını görebilseler.

  • ••

Kastamonuspor düşüyor uşaklar! Pazar günü koşun Gazi’ye de bir el atın hele. Siz tribünlerde şöyle bir duruverin yeter. Çocuklar ne yapacaklarını bilir. Bakmayın bugüne kadar alınan skorlara. Hele şehri bir arkalarında görsünler, bakın o zaman hallarına…

Remzi ve Baba Nedim Ramazan’la birlikte kuracak o zaman oyunu.

Kadir’le  Raif ve Kamyon Muharrem’in; Ali’yle Boynueğri’ninyanyana koştuğunu göreceksiniz.

Kornerlerde Tayyar da toplara yükselecek.

Burak’la birlikte Ercan da yaylanacak köşeye.. Ümit’in yanında Gündüz, Erkan’la Recep’in arasında İsmail Dönmez ve Ömer duracak.

Kör Oktay nefesini verecek Bülent’e… Atilla ceza yayında frikik bekler olacak.

Sarı Fikret “makas”la uzaklaştıracak kale çizgisinden topu, Sinan’la birlikte.

Olur da 40 metreden bir vuruş havalandırırsa ağları, topun ardında Oğuz’un da olduğunu bileceksiniz.

Kıvrak bir çalımda İskender’i, Zeybek’i hatırlayacaksınız.

Ve daha nicelerini…

  • ••

Pazar günü hem bunları yaşayın, hem Kastamonuspor’u yaşatın.

En kötüsünden “Son maçını izlemiştik” dersiniz.

Ama büyük ihtimal, size ileride anlatacağınız bir anıyla sonuçlanır da bu maç, çocuklarınıza, torunlarınıza şöyle dersiniz:

“Bu takım var ya bu takım… Bir tarihte yokolayazdıydıda, hep birlikte stataseyirtip elinden tutmuş kaldırmıştık. İyi bakın ona.. Çünkü o Kastamonu’dur; çünkü o biziz, çünkü o sizsiniz.”

(*) Bu yazı, 27 Mayıs 2001’de oynanan ve Kastamonuspor’un Kilimli Belediyespor’u 5-1 yenip ligde kalmayı başardığı maç öncesinde yazılmıştır.