SOĞAN DEYİP GEÇMEYİN

Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Araçlı hemşehrimiz Prof. Dr. Eyüp Akman’ın Araç Haber gazetesinin 9 Nisan 2020 tarihlii 810. sayısında (s. 3) yayımlanan “Türk Kültüründe Soğan ve Kastamonu Araç’ın Soğanı” başlıklı yazısı, bizi önce 1953-1959 yılları arasıda Göl İlköğretmen Okulundaki öğrencilik yıllarımıza götürdü. Araç’tan her zaman çok sayıda öğrenci sınavı kazanırdı. Daday, Taşköprü, Tosyalı öğrenciler arkasından gelirdi. Sahilden nedense öğrenci azdı. Araçlı öğrenciler “kuzucu, soğancı”, Dadaylı öğrenciler “samancı”, Taşköprülü öğrenciler, elek yapıp satılmasından ötürü “elekçi” (Fazıl Bayraktar’a göre lise pansiyonunda “sarımsakçı”), İnebolulular da “bezirci” diye kızdırılırdı. Araç’ın soğanının (söbe soğan) meşhur olduğunu o yıllarda öğrenmiştik. Her şubenin haftalık mutfak nöbeti olurdu. Gece etüt saatinde şube öğrencileri mutfağa gider, ertesi günün yemekleri için kilolarca patates, soğan, elma soyardı. Soğan soymak hiç sevilmezdi, kokusu ve göz yaşartıcı özelliği dolayısıyla. Elma soymaya bayılırdık çünkü, birkaç elmayı mideye indirmek şansı vardı.

Araç’ın acı olmayan söbe soğanı, köylünün ekmeğine katık et gibiydi. Kuzu eti gibi lezzetliydi. Haşlanmış yumurta, yeşil veya kuru soğan serme ekmek içine konulup dürüm yapıldığında bir öğün yerine geçerdi. Çobanların öğle yemeği de soğan, yumurta ve ekmekti genellikle.

Yakın yıllara Türk Dili dergisinde, sözlüklere ya hiç girmemiş ya da çeşitlemesi girmiş atasözü ve deyimler hakkında makaleler yazıyoruz. Bu vesileyle elimizden atasözü ve deyim sözlükleri düşmüyor. Bu nedenle biz de soğan konusunu atasözü ve deyim açısından ele almayı uygun bulduk. Prof.Akman, söz konusu makalesinde Kastamonu’dan 9 örnek vermişti. Biz, bu örneklerin dışındaki sözlere değineceğiz.

Bir baş soğanla geçinmek deyiminden başlayalım söze. “Kıt kanaat, küçük bir gelirle geçinmek” anlamındaki deyimin güzel bir doğuş hikâyesi de var. Ahmet Turan Sinan’ın Deyimlerimizin Kısa Hikâyeleri kitabından (İstanbul 2016, s. 73) özetleyelim: Eski dönemde iki çocuklu bir çiftçi, üç dönümlük tarlasında sadece soğan yetiştirirmiş. Soğanlarını özenle bezenle yetiştirip çürümeden koruduğundan tamamını satıp geçimini sağlarmış. Soğancıyı kıskanan köylüleri ondan; “Bir baş soğanla geçiniyor.” diye söz ederlermiş.

Başta Türk Dil Kurumunun yayımladıkları olmak üzere Ömer Asım Aksoy, Nurettin Albayrak, İsmail Parlatır, Feridun Fazıl Tülbentçi, Ahmet Turan Sinan ve Metin Yurtbaşı’nın hazırladığı atasözü ve deyim sözlüklerinde rastladığımız içinde soğan geçen ancak anlamı farklı da olabilen atasözü ve deyimleri, yer darlığı sebebiyle anlamlarını vermeksizin sıralıyoruz:

  1. Atasözleri:

Acı soğan kabuğunu acıtır.

Aç olana acı soğan baklava.

Akşamdan sonra gelenin aşı ya bir soğan ya bir söğen.

Anası soğan, babası sarımsak; kendisi gelişken olmaz ya.

Anası soğan, babası sarımsak, kendisi gülbeşeker çıktı.

Ayda gelen doğan olur, yılda gelen soğan.

Çarşıdaki ete soğan doğranmaz.

Günde gelen soğan gibi, ayda gelen doğan gibi.

Geç gelen misafir ya soğan yer ya sopa.

Her evin bir soğan doğraması vardır.

Her yerin bir soğan yemesi var.

Sarımsakla soğan bir arada gitmez.

Soğanı akşamdan dostuna, sabahtan düşmanına yedir.

Soğan kabuğundan kaynana olsa kığıştar.

Soğan yağda buruşur, el adama gülüşür.

Soğanın tatlısı olmaz, en tatlısı yaş döktürür.

Soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir.

Sudaki balığa soğan doğranmaz.

Uzaktaki soğandan, yakındaki söven (iyidir).

Yatsıdan sonra oturmaya giden ya soğan yer ya söğen.

  1. Deyimler:

Acı acıyı, su sancıyı keser. Kes avrat bir soğan daha!

Acı soğan, kuru yavan.

Anamın öleceğini bilseydim, acı soğana değişirdim.

Arabadan soğan indirir gibi.

Görgülü evden kız aldım, katır tırnağı gibi soğan doğradı.

Göze acı soğan kadar görünmemek.

İçli dışlı, soğan başlı.

Karı malını yiyip de onmuş var mı? Kes bir soğan daha!

Sayılı sarımsak, dikili soğan.

Soğan ekmeğe kalmak.

Soğan ıspanak parası olmak.

Soğanı nerde yediysen osuruğunu orada kokut.

Soğan dikmedim, acısını çekmedim.

Soğan sarımsak yemedim ki ağzım koksun.

Soğanı cücüğünü yemek.

Sonradan gelme soğan pürü.

Soyup soğana çevirmek/döndürmek.

Soyulmuş soğana dönmüş.

Yağla yarma buluşur, soğan arada curuşur.

Yaş soğan, kuru ekmek.

Yediğin soğan olsun, sardığın civan olsun.

Soğan hakkında türkülerden yemeklere, inanışlara kadar çok zengin bir halk kültürü/folklor malzemesi vardır. Biz sadece bir dilimini size uzattık.

 

NAİL TAN