“Sokakta adalet bekleyen milyonlar var”

  • Gündemin ilk sırasındaki Avukatlık Kanunu’nda değişiklik teklifi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Teklifin görüşmeleri sırasında söz alan CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, “Bizler burada baroların bölünmesini, parçalanmasını, sosyal medyanın denetim altına alınmasını, kıdem tazminatlarını, şunu bunu konuşurken, bu ülkede adalet bekleyen milyonlarca insan var” dedi.

CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, TBMM Adalet Komisyonu’nda, Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine yaptığı konuşmada sert ifadeler kullandı.

Komisyonda çoklu baro kanunu görüşülürken sokakta milyonlarca kişinin adalet beklediğini söyleyen CHP Milletvekili Hasan Baltacı, komisyon toplantısındaki konuşmasında şöyle dedi:

“Gece yarılarına kadar barolarla ilgili yasa teklifini konuşuyoruz. Aslında, burada konuşması gereken baro başkanlarının da Meclis’in kapısının önünde beklediği bir zamanda yapıyoruz bunu. Benden önce konuşan arkadaşlarımın tamamı, bu yasa değişikliğiyle ilgili Türk yargı sisteminin ne yaşayacağını enine boyuna konuştu. Biz burada bu yasa teklifini gece dörtlere kadar konuşurken dün gece bir şey oldu, benim arabanın lastiği patladı. Saat 1 sularında internetten ilk bulduğum lastikçiyi aradım. Baba oğul iki kişi geldi. Benim arabanın lastiğini tamir ederken dediler ki: ‘Ya bu saatte ne yapıyorsunuz?’ ‘Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Adalet Komisyonunda adaleti konuşuyoruz’ dedim. ‘Abi beni de konuşur musun?’ dedi. ‘Zevkle konuşurum’dedim.

Bu genç kardeşimiz, 2016 yılında askeri okuldan mezun olmuş. Astsubay Meslek Yüksekokulu’ndan mezun olmuş, rütbe takmasına tam bir ay kala darbe olmuş ve 20 Temmuz sivil darbesinden sonra çıkartılan 669 sayılı Kararname’yle askerlikten olmuş. Sonra babası girdi devreye. ‘Bende 2007 yılında uzman çavuştum’ dedi. ‘Ergenekon soruşturmaları kapsamında, emekliliğe zorlanarak, emekli edildim’ dedi.

Tam biz burada, adaleti konuşurken dışarda binlerce böyle hikâye var. Bizler burada baroların bölünmesini, parçalanmasını, sosyal medyanın denetim altına alınmasını, kıdem tazminatlarını, şunu bunu konuşurken, bu ülkede adalet bekleyen milyonlarca insan var. Bu ülkede adalet bekleyen milyonlarca insan varken, Cumhur İttifakı’na oy veren seçmenlerin dahi gündeminde olmayan kanun tekliflerini burada konuşmanın esas göstergesi şu: İktidar ile seçmen arasındaki mesafe artık kapanamayacak boyutlara gelmiştir. Bunu da en net şekilde anketler gösteriyor. Sayın Erdoğan’ın da anketleri hedef alan açıklamalar yapmasının temelinde bu var. Öyle ki 18 yıllık iktidar pratiğinize baktığımızda, sırtınızı dayadığınız sermaye kesimlerinin servetlerinin 5’e, 10’a, 20’ye katlandığını, ama bu ülkenin milyonlarca işçisinin, emekçisinin, köylüsünün en fazla tuşlu telefonunu, dokunmatik telefona çevirebildiği; en fazla evindeki tüplü televizyonu bir LCD televizyona dönüştürebildiği bir Türkiye’yi yaşıyoruz. Öyle ki sizin çocuklar, hısım, akraba ballı kaymaklı ihaleleri götürürken; bizim çocuklar, işsizlikle mücadele ediyor.

Öyle ki, Sivas katliamının sanıklarını savunan avukatlar bu ülkede; milletvekili, bakan, müdür olurken, baroların başkanları meclis kapısının önünde tartaklandı.

Öyle ki AKP’de il başkanlığı, ilçe başkanlığı, kadın kolları, gençlik kolları başkanlığı yapanlar bu ülkede hâkim savcı olurken, binlerce avukat mülakatlarda elendi.

Hepsi ve daha fazlasını burada söylemek mümkün. Ama şöyle bir gerçek var. Anketlere baktığınızda bu gerçeği siz de görüyorsunuz. Bu iktidar, yeni bir seçimle iktidarını uzatamayacağını kendisi de görüyor. Hâl böyle olunca bütün seçilmişleri hedefe koyuyorsunuz. Aynı barolarda olduğu gibi, aynı kayyum atamalarında olduğu gibi.

Öncesini bir kenara bıraksak bile 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ne seçimlere inanıyorsunuz, ne seçmene güveniyorsunuz, ne de seçilmişlere zerre kadar saygınız var. Ama bu düzeni böyle götüremeyeceğinizi bildiğiniz hâlde bir gerçeği de ifade etmiyorsunuz.

Sizin adınıza bir gerçeği, malumu ifade edenler de yok değil, Sayın Başkan. Bundan birkaç gün önce, sosyal medyanın denetim altına alınmasıyla ilgili, Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamaya yine sarayınızda başköşeye oturtturduğunuz Vatan Partisi Genel Başkanı Doğru Perinçek’in bir açıklamasıyla desteği oldu. Dedi ki: “Millî devlet, diktatörlük ilan etmeli.” dedi. Yani, açıkça diktatörlük çağrısında bulundu. Bizim il başkanımız, bizim Grup Başkanvekilimiz “Seçimle geldiniz, seçimle gideceksiniz” dediği hâlde ‘darbe iması’ yaptığı gerekçesiyle sizler tarafından sosyal medyada günlerce gündem oldu, linç edilmeye kalktı ama şu sıralarda oturan AKP milletvekilleri, MHP milletvekilleri ve yöneticilerinizden hiçbirisi açıkça diktatörlük çağırısı yapan Doğu Perinçek’e hiçbir ses çıkartmadı. Ben buradan şunu anlıyorum: Yol arkadaşlarının bile terk ettiği iktidar, kala kala Perinçek’e kalmıştır. Bu, sizin için yazıktır arkadaşlar. Bu, sizin için hazin bir durumdur. Ben, son kez şunu ifade etmek istiyorum: Bizim seçimlere olan inancımız da tamdır, bizim seçmene olan inancımız da tamdır, bizim seçilmişlere olan saygımız da tamdır.”