Su ürünleri fakültelerine ilişkin “kıssadan hisse”

MUSTAFA AFACAN

3 tarafı denizlerle çevrili, bağrında yüzlerce göl, akarsu, baraja ev sahipliği yapan, tüm bu kaynaklardan iş ve aş namına medet uman ülkemizin su ürünleri fakülteleri öğrenci “bulamıyor”
Kayıtlarda “sıfır” çeken çekene.

(Aşağıdaki değerlendirme ve rakamlara Kastamonu Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi “dahil” değil, ülkemizin farklı illerindeki 17 fakülteye ait verileri göz önüne getirdim…
Amacım, su ürünleri fakültelerinin ülke sathındaki ahvalini ortaya koymak. “Bütün” anlaşılmadan, “parça” üzerine fikir yürütmek sağlıksız sonuçlara götürür.

 Yazıda sadece “mevcut durumun tespiti” var…
“Çare” yok. )

“Fecaat”
2021 Yılı YKS tercih sonuçlarına göre ülkemizde 17 su ürünleri fakültesinde karar kılan toplam öğrenci sayısı “114”.

YÖK’ü fena halde yanıltan bir “skor”
Su ürünleri fakültelerinin “dip” halini kayda alan YÖK, kontenjanları “kısarak” 17 fakülteye topu tüfeği “420” kontenjan vermesine karşın, elde var “üç buçuğun biri”.

Fecaatin içinde fecaat…
17 fakülte içinde tercihte liderlik koltuğuna açık ara farkla oturan ve YÖK’ün “50” kontenjanına “52” tercihle cevap veren fakülte ise “su ürünleri fakültesi” değil; “su bilimleri fakültesi”.

Bu açıdan bakıldığında “su ürünleri fakültesi” tercih toplamı daha da eksiliyor, farklı üniversitelerdeki “balıkçılık ve teknolojisi mühendisliği” 2, “su ürünleri mühendisliği” 6, “su ürünleri mühendisliği (İngilizce)” 28 öğrenci aldı…
Namı “su ürünleri fakültesi” olarak geçen “12” fakülteye kalakaldı “26” öğrenci.

Su ürünleri fakültesi başına düşen öğrenci ortalaması “2.1”
Yazı ile “iki nokta bir”.

Perşembenin gelişi çarşambadan belli olduğundan olsa gerek…
30 Haziran 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile Malatya Turgut Özal Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi “kapatıldı”.

Mevzunun “hukuki” boyutu var ayrıca…
Misal, Sayıştay’ın “Sinop Üniversitesi 2017 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu”, “üniversite bünyesindeki su ürünleri fakültesinin fiilen âtıl durumda olması, kıt ve zor bulunan kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanmaması” bulgusunu ortaya koydu. Sayıştay’ın yargısı “üniversite bünyesinde bulunan su ürünleri fakültesinin fiilen âtıl durumda olduğu ve verimlilikten uzak bir şekilde devam ettiği görülmüştür” şeklinde.

Sayıştay’ın “atıl” addettiği fakültenin o tarihteki öğrenci sayısının “34” olduğu göz önüne alındığında…
Öğrenci sayısı namına “sıfır” olan fakülteye sahip üniversitelerin “vay haline”.

Sayıştay’ın “kıt ve zor bulunan kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması” vurgusu önemli…
Su ürünleri fakülteleri “su ile çalışmıyor” çünkü.

Keza…
Sayıştay’ın üniversitelere tek uyarısı su ürünleri fakültesi alanında değil, 2019 raporunda da Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ni uyardı misal, 2012 yılında kurulan teknoloji fakültesini işaret ederek, “üniversite bünyesindeki birimin öğrencisi olmaması sebebiyle âtıl durumda olması” nedeniyle denetlemeye aldı ve yapılan harcamaların hesabını sordu.

(Sayıştay raporu örneklerini boşu boşuna verdiğimin farkındayım…
Kendi üniversitesinin geçmiş dönemlerine ilişkin “zehir zemberek” Sayıştay raporlarını okumayan, kayda almayan, peşine düşmeyen Kastamonu kamuoyunun başka illerin raporlarını okumasını ve ders çıkarmasını beklemek haksızlık olur.)

Su ürünleri fakültelerine ilişkin ülkemizdeki genel manzara bu…
“Kıssadan hisse”.

 

MUSTAFA AFACAN