Şükürlü, tartışmalı açılış!

Kastamonu Şeker Fabrikası’nda 56. kampanya dönemi sendikacıların yeni kampanya dönemine özelleştirme yaşanmadan ermiş olmaktan dolayı şükrettikleri, milletvekillerinin ise karşılıklı eleştirileri dile getirdikleri konuşmaların yer aldığı bir törenle başladı.

 Şeker-İş Temsilcisi Çufadaroğlu, “Allah’a hamdolsun Şeker Fabrikamız özelleşmeden bir kampanya daha yapacak. Özelleşmesini istememe sebebimiz büyük fabrikalarla rekabet edemeyeceğimiz için fabrikamızın kapatılması korkumuzdandı, tüm Kastamonumuzu düşündüğümüzdendi” dedi.

 Fabrika Müdürü Bedirhan Ata’nın, bu yıl  bölgeye sağlayacakları parasal değerin 200 milyon TL civarında olacağını belirttiği törende CHP Milletvekili Hasan Baltacı’nın iktidarın özelleştirme politikaları ve uygulamalarına yönelik eleştirilerine cevap veren AK Parti Milletvekili Metin Çelik, CHP’nin programında da özelleştirmenin olduğunu belirtti.

 

Şeker Fabrikası 2018 yılı 56. Dönem pancar alım kampanyası cuma günü başladı. Kampanyanın açılışında Fabrika Müdürü Bedirhan Aka, Şeker-İş Kastamonu Temsilcisi Ali Çufadaroğlu, Belediye Başkanı Tahsin Babaş, CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı ve AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik birer konuşma yaptı.

Kampanya açılışına ise Vali Yaşar Karadeniz, eski Milletvekili Mustafa Gökhan Gülşen, Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü, MHP İl Başkanı İsmail Sarıoğlu, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Faruk Özdemir, İl Ticaret Müdürü Sefa Özata, KATSO Başkanı Oğuz Fındıkoğlu, TAŞIKO Başkanı Ahmet Sarıahmetoğlu, Yol-İş Sendikası Kastamonu 1 ve 2 Nolu Şube Başkanları Mehmet  Çelik ve Sadık Düzgün de katıldı.

Kampanya açılışında fabrikaya ilk pancar getirenlerden sırası ile Bük Köyü’nden Mehmet Akgül’e, Bük Köyü’nden İlhan Desticioğlu’na, Taşköprü’den Ahmet Küçük’e, Alatarla’dan Yaşar Yıldırım’a, Alatarla’dan Yunus Ulu’ya, Taşköprü’den Mustafa Ünal’a, Taşköprü’den Recep Pehlivan’a, Hacıyusuf’tan Halil Karanlık’a ödülleri protokol tarafından verildi.

BEDİRHAN AKA

Kampanyanın açılış konuşmasını yapan Kastamonu Şeker Fabrikası Müdürü Hasan Bedirhan Aka şunları söyledi:

“Kastamonu Şeker Fabrikası, bulunduğumuz 714 dekarlık alan üzerine kurulmuş entegre bir tesistir. İlimizin en büyük sanayi kuruluşlarından birisi olan fabrikamızın temeli 1956 yılında atılmış olup ilk üretimini 1963 yılında gerçekleştirmiştir. Fabrikanın ürettiği ara ürün kristal şeker olup, yan ürün olarak Melas ve yaş pancar posası üretilmektedir. Yaş pancar posası hayvan yemi olarak kullanılmakta ve besiciliğin gelişmesinde önemli katkı sağlamaktadır. Melas ise maya ve alkol sanayisi olmak üzere çeşitli sektörlerde kullanılmaktadır. 2018 yılında fabrikamıza bağlı Merkez, Taşköprü, Devrekani ve Çankırı olmak üzere 4 bölge şefliğimize bağlı 112 köy, 2 bin 68 çiftçi tarafından 40 bin 600 dekarlık alanda pancar ekimi yapılmıştır. Bu alandan elde edilecek ürün miktarı yaklaşık 200 bin ton olup ayrıca Ankara Şeker Fabrikası’ndan alacağı 56 bin ton ve Çarşamba Şeker Fabrikasından gelecek olan 2 bin ton pancar ile işleyeceği pancar miktarı 258 bin ton olarak planlanmaktadır. Buna karşılık 32 bin 500 ton kristal şeker, 10 bin 800 ton melas, 65 bin ton yaş küspe üretimi hedeflenmektedir. Fabrikamızın bu sene yapacağı üretim faaliyetlerine bölgemize sağlayacağı parasal değer 200 milyon TL civarında olacaktır.”

ALİ ÇUFADAROĞLU:

Şeker İş Sendikası Kastamonu İl Temsilcisi Ali Çufadaroğlu ise konuşmasında şunları ifade etti:

“Allah’a hamdolsun Şeker Fabrikamız özelleşmeden bir kampanya daha yapacak. Bizler fabrikamızın özelleşmemesi için çok mücadele ettik. Bunu bütün herkes biliyor. Özelleşmesini istememe sebebimiz ise büyük fabrikalarla rekabet edemeyeceğimiz için fabrikamızın kapatılması korkumuzdandır. Bunu söylerken de sadece işçileri düşündüğümüzden değil, çiftçimizi, nakliyecimizi, besicimizi, esnafımızı dolayısıyla tüm Kastamonu’muzu düşündüğümüzdendir. Özelleşip devredilen fabrikalardan Kastamonumuza yaklaşık 100 işçi geldi, 50 kişi de satılıp devredilmeyen fabrikalardan geliyordu. Şuan onlar daha gelemedi.Allah’a şükür bu gelen arkadaşlarımız hem fabrikamız hem de Kastamonumuz için bir kazanım, gelen arkadaşlarımıza da buradan hoş geldiniz diyor, Allah hep birlikte hayırlı huzurlu çalışmalar nasip etsin. Umarız ülkemiz için hayırlı ne ise o olur. Biz istiyoruz ki; üretelim, çiftçimiz üretsin, Türkiye kazansın. Önümüzdeki sezon şeker pancarı üretimini artırabilmemiz için bütün kuruluşlarımızın desteğini rica ediyoruz.

Son zamanlarda yaşanan sıkıntılar gerçekten yerli ve milli üretimin önemini ortaya çıkarmıştır. Hele hele gıda konusunda hükümetimizden de rica ediyoruz, çiftçimize, üreticimize ciddi destek sağlansın ve bizler üretmeye devam edelim. Bunu aynı zamanda köy muhtarı olarak a rica ediyorum. Köylerimizde çocuklarımızı evlendirmeye kız bulamıyoruz. Ne bileyim işte, köye gelin olan kızlara sigorta yapılsın, az da olsa bir maaş bağlansın. Benim ki sadece bir fikir. Bu konuda hükümetimizin daha iyi şeyler düşüneceğine inanıyorum. Allah ülkemizin birliğini ve dirliğini bozmasın inşallah.”

TAHSİN BABAŞ

Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş da konuşmasında şunları dile getirdi:

“Biz Kastamonu olarak tarımla, ormanla öne çıkan bir iliz… Bunda da en büyük katkısı olanlardan birisinin Şeker Fabrikası olduğuna inanıyorum. Tabi yıllardır Şeker Fabrikamız ilimize hizmet vermektedir, hem ilin çiftçilere yönelik ihtiyaçlarını karşılamada hem şeker pancarından üretimi yapılmakta, hem de bakın yıllardır belli bir sosyal görevi de yerine getiren bir fabrikamızdır. Ben inanıyorum ki bu zamana kadar bu baca tüttü, bundan sonra da tütecektir. Tabii ki bizim üretim de daha çok yol almamız lazım. Şöyle bir baktığımızda az önce sendika başkanımız söyledi, sosyal olaylardan bahsetti ama bizim bunları aşmamız, bir an önce üretime yönelmemiz lazım. Pancar üretimini çoğaltmamız lazım, köylerimizi boşaltmadan buralarda özellikle üreticiye gerekli desteği verip üretimimizi hızlandırmamız lazım. Her şey üretimle gelişiyor. Tamam sosyal projelerde yapalım da üretelim öyle yapalım. Tabii ki şeker pancarı olsun, tarım olsun Kastamonu için çok önemli demiştim. Bunun gelişmesinde alt yapı hizmetlerini elimizden geldiği kadar yapmaya gayret gösterdik. Çok çaba verdik Kırık Barajı şu anda yapılıyor. Bakın tarım için, içme suyu için, bölge insan için en önemli projelerden birisidir. Büyük bir alan hem tarım yapılarak, şeker pancarı üretilerek devam edecek bir sistemin bağlantısı. Onun için bir an önce Kırık Barajımızın bitirilmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve göstermeye de devam edeceğiz.”

HASAN BALTACI

CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı da konuşmasında şöyle konuştu:

“Bereketli bir kampanya dönemi diliyorum. Öncelikle şöyle bir baktım; bu tarafta üreten köylüler, pancarı getirecek. Bu tarafta işçiler, o pancardan şeker üretecek. Bu tarafta siyasetçiler, laf üreteceğiz. Ama elbette herkes kendi işini yapacak ama biz de en güzel sözü üretmek için buradayız. Sabah geldim, köylülerle bir sohbet ettim. Hazırladığım bazı notlar var, rakamlar var ama, kendileriyle bu sene durum nasıl diye bir sohbet ettim. Bu sene pancar rekoltesi yüksek mi diye sordum. Evet yüksek dediler ama önce şu mazotun fiyatını düşürebiliyor muyuz dediler. Biz bunun için elimizden geleni yapacağız dedim. Hemen arkasından dediler ki, televizyon da farklı, köyde farklı dedi. Köye gelin, üreten kadınlara ve ellerine bakın dedi. Onlar bunları deyince söyleyeceğim bütün sözleri unuttum. Bu kürsüde rakamlar açıklayıp, sizi size anlatmanın bence hiçbir faydası yok. Bu fabrika özelleşmesin diye kapısında nöbet tuttuğumuz günler çok da geride kalmadı. Sayın Sendika Başkanım bahsetti, dedi ki; ‘Şeker Fabrikası satılmadı, bunu istemiyorduk, çünkü büyük fabrikalarla rekabet edecek konumda değildi.’ Evet katılıyorum ama bir hususu daha belirtmek istiyorum. Bu ülkede bir Türk Telekom vardı. Kendi alanında tek el olan bir kurum vardı. 2005 yılında özelleştirildi ve dediler ki, Türkiye’nin en başarılı özelleştirmesi Türk Telekom dediler. Türk Telekom’u tabiri caizse tokatladılar, gittiler. Sahibi olduğu yüzde 55’i kredi çektiği bankaların üzerine sardı ve gitti. İster rekabet edebilecek kapasite de olsun, ister olmasın özelleşmenin sonunu bugün hep birlikte yaşıyoruz. Şimdi deniliyor ki, üretim, üretim, üretim… Biz bunu Cumhuriyet kurulduğundan beri söylüyoruz. Bu fabrikalar Cumhuriyet döneminin tuğlalarıydı. Eğer bugün SEKA üretim yapabilmiş olsaydı bugün gazete kağıdına muhtaç olmayacaktık. Süt Fabrikası kapatılmasaydı, Et Balık Kurumu kapatılmasaydı ithal ete muhtaç olmayacaktık. Evet fabrikamız açık, bir kampanya dönemi daha devam edecek ama belirsizlik halen sürüyor. Bu belirsizliğin aşılması lazım. 150’den fazla işçinin başka fabrikalardan, özelleştirilen, işçi çıkartılmayacak denilen fabrikalardan buraya geldiğini biliyorum. Ama demişler ki, sakın ev tutmayın ne olacağı belirsiz. Bu belirsizliği iki yakadakiler birleşirsek aşarız. Şeker üretenle pancar üreten birleşirse bence bu belirsizliği aşabiliriz. Şeker Fabrikalarının kapatılması sadece şeker işçilerinin sorunu değildi, sadece üreten köylünün sorunu da değildi. Bu ülkenin tarım ve hayvancılığının sorunudur. Geçen yıl burada özelleştirme kampanyasına karşı direnirken şunu söylemişlerdi, bu fabrika yılda 3 milyon Tl zarar ediyor demişlerdi. Evet doğru, şeker üreten bir fabrika yenilenmezse, yeni yatırımlar yapılmazsa, köylüye destek verilmezse, gübre fiyatları, mazot fiyatları düşmezse evet 3 milyon Tl zarar edebilir ancak dün Sayıştay Raporu’nda açıklandı. Saray günde 1 milyon 800 Bin Tl para harcıyor. Kütahya’da Zafer Havalimanı yüzde 96 yanılma oranıyla yapıldı. 2 milyonun üzerinde yolcu taşıma kapasitesiyle garanti verildi sadece 124 bin yolcu taşındı. Üçüncü havalimanında sadece 30 santimlik bir kot farkından elin oğlu 32 milyar TL Devlet’ten daha fazla para aldı. Şimdi 3 Milyon TL nerede, 32 Milyar TL nerede?, Saray’ın harcadığı 1 Milyon 800 Bin TL nerede, bizim alın terimiz nerede? Buna artık dur diyeceğiz. Şeker üreteceğiz, nişasta bazlı şekere mahkum olmamak için üreteceğiz. Çocuklarımız kanser olmasın diye şeker üreteceğiz. Üretimden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Onun için son kez diyorum ki, bu iki yaka birleşmek zorunda. O zaman en güzel sözü üreteceğimize inanıyorum”

METİN ÇELİK

Programda son konuşmayı yapan AK Parti Milletvekili Metin Çelik ise şunları söyledi:

“Kastamonu Şeker Fabrikamızın 56. kampanya dönemi hepimiz için hayırlı uğurlu olsun. Ben de elime not kağıdını almıştım. Acaba Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili ne der, ben de buna ne cevap veririm diye şöyle bir not kağıdını almıştım ama hiç not almadım, açık söyleyeyim. Not alma gereği dahi duymadım. Yani yaptığı konuşma tamamen hamaset ve sadece siyasetle dolu bir konuşmaydı ve içerisinde gerçeklerle ilgisi olmayan maalesef hususlarda yer aldı. Şimdi bu iki yakayı, çiftçi kardeşlerimizle işçi kardeşlerimizle bu iki yakayı zaten bir araya getiren, bunları birleştiren milleti bir araya getiren zaten AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’dır. 16 yıldır milleti vesayet odaklarına karşı, terör odaklarına karşı, Türkiye’ye dışarıdan yönetmek isteyen güçlere karşı

mücadele eden bir Ak Parti var. Hani dedi ya biraz önce değerli vekil arkadaşım ‘o elleri nasırlı kardeşlerimiz’, ben onların içinden geliyorum, bu işi çok iyi biliyorum. Türkiye’de özelleştirmeye bakış meselesi aradaki fark bu. Ben sizin Cumhuriyet Halk Partisi’nin programını da açtım okudum. Orada da özelleştirme yer alıyor, o zaman milletin önüne çıkarken o programınızı koyarken özelleştirmeye oradan bir zahmet çıkarıverin. Bu cümleleri burada sarf edebilmek için Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğünde o ibarelerin yalan olması gerekiyor. Dedim ya hamaset, siyaset, biz şeker fabrikası özelleştirmesine asla bu açıdan bakmadık. Türkiye’nin milli ekonomisine, özel sektörüne topyekun üretimine dönük olarak baktık. Şeker Fabrikaları daha önce de özelleştirilmişti. 2008/2009 yıllarda özelleştirilen Şeker Fabrikaları var. Şunu da özellikle ifade etmek istiyorum, bugüne kadar özelleşip de kapanan bir tane şeker fabrikası gösterin bana, yok. Özelleşen şeker fabrikaları daha da büyüdü. Geçen sene burada benzer konuşmalar yaşanmıştı, o zaman milletvekili arkadaşım burada yoktu herhalde, ya da ben hatırlayamıyorum. Orada da bu konulara değindik. Özelleştirmeye genel olarak baktık, şeker konusuna ayrı değindik. Bakın şu 14 fabrika özelleştirme kapsamına alınıp bu süreç başlamadan önce Türkiye’de devlete ait 25 tane fabrika var. Bunlar Türkiye’deki şeker üretiminin %42’sini gerçekleştiriyor. O dönem özelleştirme öncesinde geriye kalan 8 fabrika da Türkiye’deki şeker üretiminin yüzde 58’ini karşılıyordu.

Bu adımdan sonra, bu 14 fabrikadan 13’tanesinin özelleştirme işlemi gerçekleştirildi, bazıları devredildi. Şu anda özel sektör pancarı kabul ediyor, bazılarında süreç devam ediyor. Şimdi bu 13 fabrikada özel sektöre geçtiğinde yapılan hesaplara göre yüzde 75 özel sektör tarafından üretilecek, yüzde 25 Türk Şeker üretimine elindeki kalan 11-12 fabrikayla devam edecek. Bakın şu hususlar hep sizden gizlendi. Hep buralarda bir şeyler söylendi, hani milleti galeyana getirmek için bu yapılan işe karşı durmak için neler dendi, işte şekerin fiyatını sadece alan fabrika mı belirleyecek, kaç paradan satacağız, kaç paradan cebimize alacağız, bakın o özelleştirme süreçlerinin ben çok eskiden bu tarafa yaşadım. Bir önceki özelleştirme sürecini 2011-2012 yıllarında da yaşayan bir kardeşinizim. O dönemlerde bizde hassasiyetlerimizi, şeker fabrikasının, şekerin özel ve farklı bir durumunun olduğunu zaten Genel Başkanımıza, Başbakanımıza o zaman ifade etmiştik. Burada o iki taraf dediğimiz çiftçi kardeşlerimizin üretimlerinin garanti altına alınmasını, kotaların ayrı ayrı belirlenmesini ve özelleştirme yapılırken ayrı ayrı özelleştirme yapılması gerektiğini daha önce biz bundan 6 yıl önce ifade etmiştik ve bu ifadelerimizden sonra biliyorsunuz bir özelleştirme satışı sayın Cumhurbaşkanımız tarafından iptal edilmişti. Bizim hassasiyetimiz neydi, işçi kardeşlerimizin iş güvencesinin mutlaka sağlanmasıydı. Önceki özelleştirme sürecinde bu hususlar en azından özelleştirme ile ilgili satış işlemine tercih edilmemişti. Bütün bunlara biz hassasiyet gösterdik. Bu sürece çıkılırken şu kararlar alındı, işçi kardeşlerimizin iş güvencesi mutlaka sağlanmalı, sağlanacak denildi. Şeker fiyatı konusunda da Türkiye’de bakın bugün de bundan sonraki dönemde de şekerin hem kotasını, hem fiyatını üreticinin kaç liradan alacağını Devlet belirliyor, Hükümet belirliyor. Yani Türk Şeker’e şekerini teslim eden çiftçi kardeşimle, bir özel fabrikaya şekerini teslim eden kardeşim aynı ücreti alacak. Yani burada bakış çok önemli. Biz meseleye ülkemizin hep geleceği açısından baktık. Bakın özel sektörün başarılarını da ortaya koymamız gerekiyor. Bugün OSB doldu, yenilerini yapma gayreti içindeyiz. Türkiye’nin 80’li yılların başından itibaren uyguladığı serbest piyasa ekonomisine uygun davranmak zorundayız. Bir taraftan da şekerin ayrı bir durumu var, ona dönük de önlemlerimizi elbette alıyoruz, almaya devam edeceğiz. Bakın, üretim düşüklüğü konusu sadece pancarın ekilmek istenmemesinden kaynaklı değil. Zaman içerisinde başka ürünlerden daha fazla kazanma durumunda olan üreticiler, başka ürünlere yöneldiler. Biz hep şunu söyledik, şeker pancarını ekmeye, üretim miktarını artırmaya devam edelim. Bir dekar araziden en fazla ürünü nasıl alırız, bunun mücadelesini vermeye devam edelim. Sadece hamaset yapmayalım. Birilerinin duymak istediğini buradan söylemek çok da marifet olmasa gerek. Önemli olan bu işe bakıştır, köylümüz de yapılan istatistikler ortada, 15 yıl önceki durum ortada, bugünkü durum ortada. Hayvancılıkta 15 yıl önce neredeydik, bugün neredeyiz bu ortada. Destek miktarlarına baktığımızda 7-8 kat destek miktarını artırdığımızı görüyoruz. Mazota ilk defa destek veren Ak Parti’dir. Hesaplamalar ayrı şeyler, onlara girmek istemiyorum. Çiftçimizi desteklemeye devam edeceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çiftçi yok oldu, bitti diyenlere cevap olsun. 2002’de Türkiye’de sadece 7 bin traktör üretilir ve satılıyordu. 15 yıl sonrasında geçen yılın rakamları Türkiye’de 70 bin tane tam 10 kat traktör çeşitli tarlalara dağılıyor. Gerçekler ortada, herkes herşeyi biliyor aslında. Ekonomimiz üzerinde oynanan oyunlara değinmek istiyorum. Türkiye 15 yılda büyük işler başardı. Kenara itilmişe sahip çıkıldı, sadece kendi ülkesi içindeki değil, Dünya’da bölgede mazlum duruma düşen herkese sahip çıkıldı. Olaya geniş bakalım, 15 yıldır bu ülke büyürken, 3-4 kat büyümüş bir ülkeyi yakalamışken geride kalan süreçlere şöyle bir bakalım. Bunlar kolay olmadı. İhracat kolay taşınmadı. Darbe girişimleri, gezi kalkışması, 15 Temmuz, ekonomik saldırılar… Türkiye’nin büyümesini istemeyenlerin oyunlarına içerideki taşeronların dahil edildiğini gördük. En sona darbe girişimiyle başaramadıklarını ellerindeki ekonomik enstrümanlarla kahpece ortaya koymaya çalıştılar. Bundan da başarıyla çıkacağımızdan kimsenin endişesi olmasın. Bizim üzüldüğümüz şey, bu yaşananlara birilerinin çanak tutmasıdır. Türkiye uzun yıllardır terörle mücadele ediyor, kaynaklarını oraya harcıyor, peki birilerinin teröre karşı duruşu nasıl? Birileri açıkça çıkıp bu terör hadiselerini gerçekleştiren hainleri meclise taşımakla övünüyorlar.”