“Tek yıllık yüksekokul olsa ilk 10’a gireriz”

Üniversiteye giriş sınavında 81 vilayet içinde 54’üncü olmamızı, Bingöl’ün ardında kalmamızı, nerdeyse yekûn Doğu vilayetlerine geçilmemizi eleştirirken hata etmişim doğrusu, kusura kalmasın Maarif teşkilatımız, sıkıntı bizde değil eğitim sistemimizde…

Bir yıllık yüksekokul açılsa ilk 10’da olacağız oysa.

(Üniversiteye giriş sınavlarında yine çakıldığımız bir yıl yazdığımı hatırlıyorum aşağıdaki anıyı, ben zor bela hatırladığıma göre kusura kalmayın ama siz biraz zor hatırlarsınız…

Şansına.)

Sene 2006 yahut 2007…

Dönemin valisi rahmetli Mustafa Kara, mekanı cennet, valilikte kamu müdürleri ile toplanılmış ancak üniversiteye giriş sınavlarına ilişkin il sıralaması o gün açıklandığı için toplantının gündemi değişmiş, Kastamonu’nun 73’üncülüğü olmuştur, üstelik bir yıl önce 71’inciyken.

Vali Kara eğitime çok önem verirdi, aydınlığa aşıktı, üniversiteye giriş sınavında toslayınca coşmuş haliyle, sinir küpüdür, kaldıramaz bu sıralamayı, o kadar hiddetlidir ki, dakikalarca verir alır…

Maarif yetkilisi söz alır, “Efendim o kadar sinirlendiniz ama 2 yıllık yüksekokullara girişte 31’inci olduk” der.

Vali Kara cevap verir…

“Aferin bak, demek ki tek yıllık yüksekokul olsa ilk 10’a gireceğiz.”

Durumumuz budur…

Yıllar geçse de değişmiyor eğitim kalitemiz.

  • ••

 

Not 1:

Sağlık mevzusunda tek satır yazmamaya yemin etmiştim açıkçası ancak Sağlık Müdürlüğü’nün eski binasının bahçesindeki görseli görünce dayanamadım, tövbemi bozdum, başımda ekmek ufalayacağım…

“Veremi durdurabiliriz!!!”

Daday Ballıdağ’daki 300 yataklı verem hastanesini kapattık 14 yıl önce, bugün veremi durdurmaktan bahsediyoruz iyi mi?..

Ayıptır.

6 yıl önce ulusal bir gazetede çıkan haberi aktarayım size: “Yıl 1954. İstanbul’daki Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Cerrahi Merkezi’nin yükünü azaltmak için yeni bir merkez için yer arayışına girildi. İsviçre’den uzmanlar geldi. Ormanlık arazisi ve hava şartları en uygun yer olarak Kastamonu Daday ilçesi seçildi. İsviçre’deki bir hastanenin mimarisinden esinlenerek 300 yataklı hastane inşa edildi… 53 bin dönüm arazi üzerine, adeta cennet gibi bir bölgede inşa edildi. Hastane binası sarıçam, karaçam ve kayın ormanlarının bulunduğu özel bir yerde yer aldı. Özellikle verem ve astım hastalarının şifa yeri oldu. Zamanla adı tüm Türkiye’ye yayıldı. İskenderun’dan hasta demir işçileri, Urfa’dan, Mardin’den, Karadeniz’den hastalar, Ballıdağ’ın yolunu tuttu. Yaygın rivayete göre 2–3 haftalık ömrü kaldığı söylenen hastalar, bu hastanede iyileşti ayağa kalktı”…

Lojmanlar, çocuk oyun parkı, hastalar için yürüyüş parkuru, tiyatro vardı kampüsünde.

Veremi durdurabilirmişiz…

Bu kafayla mı?

  • ••

Not 2:

Madem tövbeyi bozdum…

Sağlık mevzusunda bir iki kelam daha edeyim.

Kastamonu Tıp Fakültesi ne alemde, geçtiğimiz yıl başında milletvekilleri yıl içinde 30 milyon TL tutarında yatırım yapılacağından bahsediyorlardı, o bütçe geçen yıl geldi mi, bana sorarsanız gelmedi, bırak geçen yılbaşını bugün itibarıyla da henüz net bir gelişme yok, haber bekleniyor Ankara’dan…

Hastane ve ilave poliklinik projesi öylece bekliyor.

Çürümekte olan binasıyla Özel Uğurlu Hastanesi ne alemde?..

Açılacağına dair objektifler önünde verilen yüzlerce poz heba mı oldu, çöp mü oldu fotoğraflar, açılmasına dair bir çıkış yolu hâlâ bulunamadı mı?

Kastamonu Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne geçen gittim, tuvaletler, koridorlar, poliklinikler çok temizdi!..

Hekimden çokyardımcı eleman varlığına yordum.

Kastamonu Devlet Hastanesi…

Kelle koltukta mücadele veriyor personel, Allah yardımcıları olsun, diyecek sözüm yok.

Fizik ve Rehabilitasyon Merkezi’ne yeni bina yapılacak…

Ne zaman yapılacak?

E bunları konuşmak lazım…

Lafla peynir gemisi yürütmek lazım.