“Telli kavak”

Kastamonu türkülerini bilmiyoruz, Kastamonu’ya dair yazılan şiirlerden bihaberiz, halkoyunlarımız bayramda seyranda, yazarımızdan çizerimizden haberimiz yok, yerel değerlerimize yabancı mı yabancıyız…

Ne acıdır ki okumuşumuzla, zır cahilimizle cahiliz.

Misal bu fakir…

Cahilin cahili.

Daday’ı anlatıyordum Ankara’dan bir tanıdığa…

Bir anda patlattı aşağıdaki şiiri boydan boya.

Çiçek Abbas ile Şakir’in birbirlerine laf yarıştırması aklınıza gelsin…

Şakir oldum resmen, bir türlü araya giremedim.

Utandım…

Yerin dibine battım.

80 yaşındaki Ankaralı dostum Daday’ı hiç görmeden…

Çiydere köyüne götürüp getirdi beni.

 

“Bir telli kavak büyürdü,
Daday’ın Çiydere köyünde usuldanusuldan.
Yerin karanlığından azadolmus,
Aydınlık sular yürürdü ayaklarının ucundan.
Kendi halindeydi telli kavak.
Geceleri gökyüzüne bakarak,
Samanyolunu düşünürdü yaprak yaprak.
Başka şey de dilemezdi.
En uzak rüzgarlara kaptırmıştı başını;
Ona konmayan kuşa kuş,
Ona değmeyen rüzgara rüzgar da denmezdi.

Gel zaman git zaman,
Kızını everecekti Çiydereli Halil
Cebindeki yetmezdi.
Bir gece sabaha karşı;
Ver yansın ettiler baltayı ayak bileklerine Telli’nin.
Uyanıverdi ilk vuruştan
Aman, dedi telli kavak;kıyman!
Sular bulandı ayaklarının ucundan,
Yapraklar yalvardı hep bir ağızdan; vurman!

Aman zaman dinler miydi Çiydereli Halil
Kızını everecekti, cebindeki yetmezdi.
Yıkılıverdi telli kavak,
Ortasına gecenin boylu boyuncak.
Oldu mu ya, dedi telli kavak
Böğründe duran baltaya;
Yaşayıp gidiyorduk şunun şurasında.
Kim gönderecek şimdi selamını suların,
Samanyoluna yaprak yaprak?
Ne olacak şimdi rüzgar?
Kuşlar nereye konacak?

Ordan oraya atıldı telli kavak
Elden ele satıldı.
Boynuna dört demir takıldı
Çankırı’ya beş mavzer atımı uzak,
Bir tepenin duldasına çakıldı.
Telefon direği oldu telli kavak.
Vınladı durdu telefon telleri boynunda.
Samanyoluna baktı geceleri.
Suları düşündü ayaklarının ucunda,
Yapraklarını düşündü,
Rüzgarı düşündü avcunda,
Gözleri dolu dolu oldu.
Bir türkü tutturdu en sonunda;
‘Telefonun tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdigine cicim, böyle mi yapar?’”

İstanbul ve Ankara Opera’sının kurucusu, opera sanatçısı, rejisör, şair Adana doğumlu Aydın Gün’e ait şiir…

Rahmet ola.

Her Kastamonulunun ezbere okuması lazım gelen şiir…

Başladım ezbere.

  • ••

Not:

Önümüzdeki hafta Kurban Bayramı, nefisler kurban ola, ruhumuzda yuvalanan şerler def ola, kötülük sola, iyilik boy ata, güzellik yol ala, bereket aka, gözler güle, dargınlar barışa, muhabbet yarışa, renkler biribirine karışa…

Kavurma bahane, paylaşmak şahane.

İnek can vere…

İnsan doğa.